Alexa
DOLAR 7,1827
EURO 8,4965
ALTIN 473,695
BIST 1033,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

Tarihimiz Kimlerin Elinde!

Tarihimiz Kimlerin Elinde!
25.04.2020 - 21:27
A+
A-

Son günlerde corona günlerinden dolayı sosyal medyada gündeme gelen konuların sayısı azaldı doğal olarak. Ancak bir önceki gün, konuşulmaması ve kınanmaması mümkün olmayan bir olay yaşandı. Gerçekten akıllara zarar bir olaydı bu: Türk Tarih Kurumu’nun Başkanlığına Ensar Vakfı Yöneticilerinden biri olan Ahmet Yaramış atanmıştı!

Peki Atatürk’ün kurduğu bir kurumun başına neden Ensar Vakfı yöneticilerinden biri getirilmişti?

Başkanı olduğu kurumun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Atatürk’e “Eşkıya” dediği için mi? Bu sorunun cevabı buysa, bu atamadaki amaç nedir? Bu sorunun cevabı da aslında bellidir. Ama bu noktada bizlerin yazıp çizmesinin dışında asıl yapılması gereken, ülkedeki ana muhalefetin etkili muhalefet yapması gerektiğiydi. Tabii ki işler bu raddeye gelmeden! Ama bundan sonra da etkili olmak için yapılacaklar vardır mutlaka. Nasıl etkili olacaklarını da kendileri bilmelidir.

Ancak etkili muhalefet, örnek vermek gerekirse ana muhalefet liderinin, “Sayın Cumhurbaşkanı, sizi 23 Nisan Özel Oturumu’na katılmadığınız için eleştiriyorum” diyerek de yapılmıyor. Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, söylediklerinde haklıdır haklı olmasına ama böyle giderse tarih kendisini pasif – haklı bir lider olarak yazacaktır. Oysa devir aktif – haksızlarındır. (Bu arada CHP’yi eleştirmekten ne kadar bıkmış olsak da bizler yazmaktan usanmadık ancak onlar neden aynı muhalefet karşısında aynı sonuçları görmekten usanmıyorlar, anlaşılacak gibi değil!)

Buradan ne anlamamız gerekiyor? Demek ki aktif – haksızlığın üstesinden ancak “aktif ve haklı olmak” gelecek. İşte aktif – haksızlığın en büyük örneklerinden biri de biraz önce bahsettiğim şahsın Türk Tarih Kurumu’na getirilmesi değil midir?.. Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp Cumhuriyeti kuran bir liderin ülkesinde, o ülkenin tarihini kurucusuna hakaret etmek suretiyle alaşağı eden birine nasıl görev verilebilir? Buna kadar 18 yıldır nice haksızlıklarla karşı karşıya kalınmıştır da neden susulmuştur acaba? Ya da muhalif konuşmalar neden hep kısık ve cılız kalmıştır? Muhalefet edenlere soralım: Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsil eden siz sayın yetkililer, tarihimiz kimlerin eline verildi?

Ben kendi adıma belirtmem gerekirse Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, Atatürk’ü tanımayan ve anlayamamış beyinler ülkemde yaşadığı için utanıyorum! Ve bizler, bu vatanın evlatları uluslararası alanda Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek değerinin anlaşılmasından dolayı mutlu olmamız gerekiyor aslında. Ama ne yazık ki bu zihniyetten dolayı daha çok hayıflanıyoruz. Çünkü olması gereken, önce bir ülkenin iktidar sahiplerinin kendi kurucu liderinin ve tarihinin değerini anlaması daha sonra dış dünyanın takdir etmesidir. Nitekim gelmiş geçmiş dünya liderlerinin Atatürk’le ilgili övgü dolu sözleri arşivlerde yer almaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih Kurumu’nun başına Kurtuluş Savaşı’nda vatanı için mücadele eden Kuva-i Milliye’yi alçaltan sözler söyleyen biri getirilmiştir. Bunun karşısında söylenecek ve yazılacak ne kadar çok şey olsa da yetersizdir. Bizlerse en umutsuz anlarda dahi milleti, vatanı ve vatanının tarihi için canını ortaya koyan Atatürk’ün izinden gitmeye devam edeceğiz ve Atamın tarihle ilgili şu sözünü hiçbir kuruma bırakmadan bizler hakkını vererek yaşatacağız:

“Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar etmez.”

Nihan Ertem

Nihan Ertem

1978 doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden 2000 yılında mezun oldum.Bir çok kurumda basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı görevinde bulundum. TRT Kent Radyo İzmir’de Radyo Sunucusu ve Yapımcısı olarak Ocak 2017 yılına kadar çalıştım. Mozaik adlı kitabın yazarıyım. Eğitim ve kariyer hayatım boyunca oluşturduğum birikimlerimi kullanarak, iş hayatıma başarılı bir basın danışmanı/halkla ilişkiler sorumlusu olarak devam etmekteyim.
Nihan Ertem Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.