Alexa
Medya Siyaset

Tarım Bakanlığı’na adeta bir ders niteliğindeydi

Tarım Bakanlığı’na adeta bir ders niteliğindeydi

Üretici kan ağlıyor,
Tüketici isyanda…

Neresinden bakarsanız bakın,
neresinden tutarsanız tutun
elinizde kalıyor.

Eskiden göğsümüzü gere gere;
“Türkiye bir tarım ülkesidir.” derdik.

Şimdi ise yanlış demeye dilim varmıyor.
Çünkü kasten yapılan hatalar yüzünden
tarım ve hayvancılığımız bitme
noktasına geldi.

Halbuki ülkemiz gerek toprak yapısıyla ve
gerekse güneşin bizlere sunduğu iklim
avantajıyla dünyanın en şanslı ülkesi.

Adam gibi politikalarla henüz
son nefes verilmeden kurtarılabilir.
***
Cumhuriyet kurulduğunda
Atatürk’ün uyguladığı devletçi
ekonomik model ve düzgün
tarım politikaları sayesinde

Osmanlı’nın bize bıraktığı ağır borçları
ödemedik mi?

Ödedik.

Bugün ise tam tersi,
yapılan hataların bedelini
Milletçe ödüyoruz.

***
Girişte neresinden tutarsanız tutun
elinizde kalıyor demiştim ya durum
gerçekten ciddi…

Saçma sapan gündemlerle
asıl gündemler hep es geçildi.

Tarıma verilmesi gereken destekler
uyduruk vakıf ve cemaatlere verilirse
olacağı buydu.

Daha yeni bir tarım askeri
Emekli Ziraat Teknikeri Önder Gümüş
Bursa’da Gıda Üretiminde Tarım ve
Hayvancılığın Önemi konulu bir konferans
verdi.

Normal bir ülkede bu konferans
her yerde manşet olurdu.

Ama ne yazık ki,
birkaç yerel medya ve okuduğunuz
bu naçizane satırları yazan harici
duyuran olmadı.

1986’da tarımsal ürünlerimizden elde
ettiğimiz gelirle dünyanın 15. Büyük

ekonomisi olduğumuzu söyledi
Önder Gümüş.

“Eğer uygarlıklar, toplumlar bir arada
yaşama ve paylaşma kültürünü içselleştirmiş
olsalardı, dünya nüfusu kontrol altına alınarak
son 150 yılda 7,5 kat artmayıp, üretilen ama
israf edilmeyen gıdalar yeterli gelecekti.”
dedi
şunun da altını çizmeden de edemedi.

“Türkiye Cumhuriyeti her alanda olduğu gibi
tarımda ve halkını besleyebilme konusunda
bölgeler arasında gelişmişlik farkına dahi
yol açmayacak şekilde organize olmuştu.
Bu topraklar Tanrı’nın Türk Milleti’ne lütfudur…”

Bundan sonrasını birkaç spotla yazayım.
Her biri Tarım Bakanlığı’na adeta bir ders…

Anadolu dünyanın en çok meyve, tahıl,
baklagil ve zeytin çeşitlerine ev sahipliği
yaptığı gibi bunların çoğunun da gen merkezidir.
Bunlardan en az 3500’ü endemiktir.

Tahıl ambarı olarak bilinen Anadolu topraklarında
23 yabani buğday türü 400’ün üzerinde de
binerce yılda kültüre alınmış buğday çeşidi
bulunmaktadır. 2002 yılında buğday ekim alanları
9.5 milyon hektar iken 2019 yılında 6 milyon
hektara geriledi.
Tarımsal üretimde dünya ile rekabet
edebiliriz. Hem de tohumlarımızın genetiğini

değiştirmeden…  Salt ıslah çalışmalarıyla.
Kalifiye personel ve bütçe desteği yapılmadığından
bu yoksun halleriyle başarılara imza atan tarım
kuruluşlarımız ne yazık ki kapılarına kilit vuruyorlar.
Bizim tek eksiğimiz tarımsal faaliyetlerin desteksiz
çiftçimizi ve tarım kuruluşlarımızın sahipsiz
bırakılmasıdır.

Kırmızı et fiyatlarının tavan yaptığı bugünlerde
daha önceden fahiş fiyatlara ithal edilen
55 bin ton kırmızı etin Et Balık Kurumu
depolarında son tüketim tarihinin bitmek üzere
olduğu halde bekletildiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Türkiye’de et fiyatlarını düşürür korkusuyla
piyasaya sunulmayan bu kadar etin ucuz pahalı
demeden ihraç edilmemesi durumunda çürüyeceği
söyleniyor. Sonuçta et üretim maliyetleri
yüzde 50 artınca tüketim de yüzde 40 azalmış
oldu ve Türkiye’de et ithalatı ile üretimsizlik
arasında bir döngü oluştu. Ülkemiz ekonomisine
halel getiren vatandaşlarımızı da sağlığını hiçe
sayan bu komediden de anlaşılıyor ki gıdalar
yeterince denetlenmiyor.

GDO’lu tohumlardan da bahsetti
Önder Gümüş.

Küresel güçlerin çiftçileri nasıl
kandırdıklarından…

GDO’lu tohum üretip çiftçilere satıyorlar.
Ardından o tohumları kullananlara gübre ve
ilaç satıyorlar. Mazot satıyorlar. Sonra da
bankaları aracılığıyla fırsatçılık yapıp çiftçiye
kredi veriyorlar. Geri ödemede sıkıntı
yaşayanların topraklarına e koyuyorlar.
Sonunda tek tip yiyeceğe mahkum ediyorlar.

***

Peki her şey bitti mi?

Hayır…

Önder Gümüş diyor ki,
aslında bir uyarı bu…

Bizler Atatürk’ün hedeflediği muasır
medeniyete doğru yol alan bir Milletiz.
Tarımı ve gıdayı kontrol altına almaya çalışan
emperyalizme öyle kolay teslim olmayacağız.
Bu konuda tek bir şeye ihtiyacımız var.
O da Çayır Mera Kanunu. Orman Kanunu.

Köy Kanunu. Miras Kanunu ve Büyükşehir
Belediye Kanunu… Kısaca tarımsal üretimi
engelleyen kanunları üretim ve üretici lehine
değiştirmektir.

Bunu kiminle yapacağız?
Tabii ki, okuduğunu ve söyleneni anlayan,
anlamak isteyen tarımın ve tarımcının dostu
yöneticilerle…

Yerinde dinleyemedim ama
konuşma metnini okuyunca kendimi
oradaymış gibi hissettim.

Gönlüne ve diline sağlık
Önder Gümüş…

ETİKETLER:
Fethi Akar

Fethi Akar

"Bir hiç... Birlikten dirlik, sevgiden aşk doğar anlayışını benimseyen, Milli Birlik, Milli Beraberlik ve Milli Ruh peşinden koşan Türkiye Cumhuriyeti delisi..."
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ