Alexa
Medya Siyaset

Tarım Öğretiminde 174 Yıl

Tarım Öğretiminde 174 Yıl

Atatürk Adana Türk Ocağında çiftçilere yaptığı konuşmada: ‘’Arkadaşlar! Dünyada fetihlerin iki aracı vardır. Biri kılıç, diğeri saban. Başka yerde de söyledim ve burada bir daha tekrarı yararlı buluyorum.

Zaferinin aracı yalnız kılıçtan oluşan bir millet, bir gün girdiği yerden kovulur, rezil edilir, sefil ve perişan olur. Öyle milletlerin sefaleti, perişanlığı o kadar büyük ve acı olur ki, kendi memleketinde bile esir bir halde kalabilir. Onun için gerçek fetihler yalnız kılıçla değil, sabanla yapılandır. Milletleri vatanlarında yerleştirmenin, millete aynı kararda sürekli tutma vermenin aracı saban’dır. Saban, kılıç gibi değildir. O kullanıldıkça kuvvetlenir. Kılıç kullanan kol çok geçmeden yorulduğu halde sabanını kullanan kol zaman geçtikçe toprağın daha çok sahibi olur. Kılıç ve saban bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima yenildi. Tarihin bütün olayları hayatın bütün gözlemleri bunu doğruluyor. Milletimiz çok büyük acılar, yenilgiler görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun gerçek sebebi şundadır: Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık. ‘’

Cumhuriyet döneminde tarım adım adım gelişti. Makineleşti, sanayileşti. Öyle ki hep artı değer yarattı ve tarımdan elde edilen artı değerle şeker fabrikaları, lokomatif fabrikaları, silah ve mühimmat fabrikası,  değişik fabrikalar, uçak fabrikası, madencilikle ilgili tesisler ve diğerleri, hepsi artı tarımsal üretimle sağlandı. Dünyada kendine yeten ve tarımdan artı değer sağlayan birkaç ülkeden biri idik. Tohum Sertifikasyon, tavukçuluk gibi enstitüler, zirai mücadele ve karantina müdürlüğü, çayır mera araştırma enstitüsü, köy hizmetleri bakanlığı, çeşitli tarım ürünlerini araştırma enstitüleri, hayvan hastalıkları ile mücadele ve verimin arttırılması için yapılan bilimsel çalışmalar, tarım kooperatifleri, süt kurumu, gübre sanayi, toprak-su, buğday araştırma, narenciye araştırma, toprak reformu müsteşarlığı gibi çok sayıda araştırma ve geliştirme kurumu tesis edildi.

Çok sağlam alt yapısı olan tarımsal kurumlara sahipken ANAP döneminde Özal’la başlayan tarımın yok edilmesi sayesinde bugün tarımsal ürünlerin hepsini ithal eder duruma düştük. Fidemiz, tohumumuz, buğdayımız… İlk önce Köy İşleri Bakanlığının, genel müdürlüğe dönüştürülmesi ile başlandı sonra arkası geldi ve AKP döneminde de tahribat tavan yaptı. Bitkisel üretim ve hayvancılık öldü. İşin ehli olmayanlar, tarımın ‘’T’’ sinden habersiz olanlar yönetim kadrolarına getirilerek tarımsal üretim ve eğitim felç edildi. Tohumluğu, fideyi, sapı, samanı, eti, patatesi, soğanı ve diğer tarımsal ürünleri ithal ediyoruz. Üretim yok, nüfus artışı devam ediyor. Türkiye’de kronik olarak gıda açığı var.

Gelelim tarım eğitimine: Çok sayıda ziraat, veteriner, su ürünleri ve gıda fakülteleri açıldı ve ülke ihtiyacından fazla mezun verdi. Ayrıca eğitimin kalitesi de çok düştü. Bu alanlarda eğitim görenler ise bugün işsizler ordusunun bir neferi olarak kaderine terk edilmiş durumda. Tarım öğretiminin 174.cü yılını geride bırakırken konu medyada hemen hemen hiç yer almadı denilebilir.

Zirai öğretimin 174. Yıl Dönümünü kutlarken ülkemizin tarımında görülen problemler, çiftçimizin sorunları ve tarımsal sahada hizmet etmek için mezun olmuş işsiz binlerce ziraat mühendisi, veteriner hekim, gıda mühendisi, su ürünleri mühendislerinin durumlarının değerlendirilmesi gündeme getirilmedi, dillendirilmedi, tartışılmadı. Tarımın sorunlarını şu ana başlıklar altında toplayabiliriz.

Tarımdaki sorunlara kısaca göz atacak olursak;

1-Tarım topraklarını sanayiye ve yapılaşmaya hoyratça feda ettik. Korumadık, koruyamadık. Bu konuda var olan Toprak-Su Araştırma Enstitüsü gibi köklü bir kurumu kapattık. Sonuçta verimli tarım topraklarını ve su kaynaklarımızı seri bir şekilde kaybettik. Toprağı, suyu ve havayı, çevreyi kirlettik.

2-Tarım Reformu Müsteşarlığının sadece adı var kendi yok. Miras hukuku nedeniyle topraklarımız parçalandı, parçalandıkça küçüldü. Rantabıl tarım alanı olmaktan çıktı. Üretici ürettiği ürünle geçimini sağlayamaz oldu ve kentlerin varoşlarına yığılarak sosyal sorunlara neden oldu. Sorun artarak devam etmektedir.

3-Çiftçi devlet tarafından destek görmedi, tam aksine borç batağına sürüklendi. Borçlar ise katlanarak arttı ve ödenemez duruma geldi. Üretim yerine ithal ikamesi konulunca üretici battıkça battı. Örneğin şeker fabrikaları özelleştirilerek yandaşlara peşkeş çekilirken hayvancılık ve tarımda katledildi. Üreticinin yanında olması gereken devlet ona oy kaynağı olarak baktı ve iane yardımlarla onların oylarını aldı. Her verilen oyun kendisine olumsuz yansıyacağını düşünmedi, fakri zarurete düştü. Üretimi sağlayacak girdi maliyetlerinin de artması ile sonucu kırsal kesim üreticisi adeta ölüme terk edildi.

4-Üretici devlet desteğinden yoksun duruma getirilerek, kooperatifleşme yerine holdingleşme tercih edildi. Üretici toprağının efendisi iken toprağının kölesi oldu. Holdinglerin kucağına atıldı, insafına bırakıldı.

5-Tohum bankası olan Anadolu’da; buğday, arpa, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, havuç, zeytin, üzüm, incir, fındık, Antep fıstığı, ceviz, badem, elma, armut, ayva, nar, erik, kiraz, vişne, çavdar, yulaf, bakla, bezelye, kestane, kuşburnu gibi klasik ürünlerin tohumları dışardan ithal edilerek, yerli tohum kullanımı yasaklandı. Halbuki yıllardır yapılan araştırmalarda Anadolu iklim ve toprağına uygun, dayanıklı tohum, evcil hayvan  çeşitleri bulunurken bunlar devre dışı bırakıldı.

Yukarıda birkaç ana başlıklarla anlatmaya çalıştığımız sorunlar tarımdaki sorunların çok kısa bir özetidir.Diğer taraftan çözülemez sorunlarda değildir. Maalesef ne çözecek siyasi yönetim ile irade  ve nede kadro vardır. Toprağımız, suyumuz vardır, iş gücümüz vardır. Türkiye bütün bu sorunların hakkından gelir. Tarım; siyasi bakışın ve tarım karşıtı yönetimin yerini bilimsel bakış aldığında gerçekleşir.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ