Alexa
Medya Siyaset

Tek Adam

Tek Adam

Sözü Mustafa Kemal Atatürk ’e bırakıyorum:

“Yurttaşlarım! Asla umutlarınızı tek bir şahsa bağlamayın.

Pek değerli bile olsa, millete hizmeti, vatanın korunmasını tek bir şahsa bağlamak doğru değildir.

Sizden olan bir kişiye, sizden fazla önem vermek, her şeyi milletin bir bireyinin kişiliğinde toplamak; geçmişe, bugüne, geleceğe, bütün bu devirlere ait bir toplumsal sorunun açıklanmasını, ortaya konulmasını ve çözümlenmesini tek bir kişiden beklemek elbette ki uygun değildir, elbette ki gerekli değildir.

Hatta bu kişi ben olsam bile!”

***                                      ***

Atatürk ’le devam ediyorum:

“Halkı dinleye dinleye Antalya’ya ulaştığımız uzun bir seyahatin sonunda, Hasan Rıza Soyak’a yakındığım gibi: Büyük bir ıstırap içinde bulunuyorum, çocuk!

Görüyorsun ya, gittiğimiz her yerde durmaksızın dert, şikâyet dinliyoruz.

Her yer derin bir yokluk, maddi ve manevi bir perişanlık içinde.

Beni en çok üzen şey nedir bilir misin?

Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan, her şeyi başta bulunandan beklemek alışkanlığı…

Herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden bekliyor. Fakat nihayet ben de bir insanım, kutsi bir kuvvetim yok ki!”

***                                      ***

“Ülke ve milletin hayat ve geleceğine olan sevgi ve saygımdan dolayı, bir hakikat noktasını açıklamaya mecburum ki, vatandaşınız olan herhangi bir şahsı istediğiniz gibi sevebilirsiniz.

Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evladınız gibi, sevgiliniz gibi sevebilirsiniz.

Fakat bu sevgi sizi, ulusal varlığınızı, bütün sevgilerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeye sevk etmemelidir. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz.

Bir millet için, bir millet varlığı, bir millet şerefi ve onuru, bir millet büyüklüğü için bu kadar hata olmaz. Ben mensup olduğum büyük milletimin böyle bir hatayı artık işlemeyeceğine tam olarak güvenmekle rahatım ve bundan övünç duyuyorum.” (ATANAME)

***                                      ***

13 Ağustos 1923’teki Meclis konuşmasında şöyle demişti: “Yeni Türkiye devleti bir halk devletidir, halkın devletidir. Geçmiş dönemde ise bir kişinin devleti idi, kişilerin devleti idi. Bir milletin dünyadan tümüyle silinmesi, bir milletin insanlık topluluğundan tümüyle yok edilebilmesi için Nuh Tufanı kadar olağanüstü güç olayların gerçekleşmiş olması gerekir. Fakat kişiler kendiliğinden alçalmaya mahkûmdur…”

2 Ekim 1930 tarihli konuşmasın “Başkanlık” sistemine değinen Atatürk; “Amerikan sistemini (başkanlık) memleketimizde uygulamayı hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz biçimde Cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim.”

“Başkanlık” yetkisini almasını isteyen arkadaşlarına;  “Şaşarım o efendilerin perişan akıllarına! Hep biliyoruz ki memleketimizin başına gelen felaketlerin çoğu şahsi idareden gelmiştir. Bu kadar  geri kalmamızın başlıca nedenlerinden biri de odur.

Biz öteden beri böyle bir idareyi bertaraf etmek için mücadele ettik. Şimdi nasıl olur da benim ayrı yoldan gitmekliğim, yeniden devlet hayatında, tarafımdan böyle bir çığır açılma istenebilir… Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve o millet egemenliğinin tek temsilcisi de meclis’tir.

Benim bu tek adam yetkilerine tevessül etmeyecek (yeltenmeyecek) bir karakterde olduğumu bilmiyor musunuz ki bunu öneriyorsunuz?” demiş ve “Başkan” olmayı reddetmiştir.

Büyük Millet Meclisi’ni açan, “Büyük Taarruzun” başkomutanı, Türk Kurtuluş Savaşının komutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Birinci Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Parlamenter Düzenden yanadır. Hiçbir zaman Meclisi fes etme gibi bir yetkisi olmamıştır.

***                                      ***

24 Haziran’dan itibaren düzen değişmiştir. Atatürk’ün reddettiği “Başkanlık” sistemi yürürlüğe girmiştir. Bu durum, her Atatürkçü, yurtsever kişiyi etkilediği gibi beni de olumsuz düşüncelere gark etmiştir.

Ama asla umutsuz değilim.

Karalar bağlayıp küsmeyeceğim.

Millet’e “bela” okumayacağım.

“Ele düğün bayram ise, bana bal, börek” deyip kenara çekilmeyeceğim.

“Bir Of” çekip karşıki dağları yıkmayacağım.

Ağıtlar yakıp, ağlamayacağım.

Mustafa Kemal’in askeri olmaya devam edeceğim.

Atatürk’ü, yazacağım, Atatürk’ü anlatacağım.

“İki Ayyaş’ın” kurduğu parlamenter düzeni savunacağım.

“Tek Adam” rejimine razı olmayacağım.

Yanlışına “dur” diyeceğim, doğrusunu alkışlayacağım.

***                                      ***

Umutsuzluk yok, durmak yok, pes etmek hiç yok.

El ele tutuşacağız, kol kola gireceğiz, sırt sırta vereceğiz; söz birliği yapacağız, eylem birliğinde buluşacağız; hukuk içinde kalacağız, yeniden parlamenter düzenimize kavuşacağız.

Unutmayın, yaşam bir mücadeledir.

Hayatı yenilenler değil, vazgeçenler kaybeder.

Öyleyse eteğindeki taşları boşalt, ayrıntılardan uzaklaş, sen şöylesin, ben böyleyim yarışını terk et. Halka koş, milletin kalbine gir, sözünün eri ol.

Yaşadığın dünya gibi, soluduğun hava gibi içten ol, candan ol.

Konuş, anlat, yaz, dinle, dertleş…

Egemenliği tanımla.

“Tek Adam” düzeninin neden olacağı sakıncaları örnekle…

Neyi kaybettiğimizi hatırlat.

***                                                    ***

Atatürk’ün manevi mirasçıları, Atatürk’ün güven duyduğu gençler; damarlarındaki kanın asilliğine inanmış yurtseverler…

“A” partililer, “B” partililer, “C” partililer…

Doğulular, batılılar, güneyliler, kuzeyliler…

Dernekler, sendikalar…

İnsanlar, insancıklar…

Sözüm size…

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    O hileli ve şaibeli, malum ve meşhur PİRUS zaferine pabuç bırakmayan ve bırakmayacak olan her cesur ve gerçek vatansever insan tarafından aynen ve tamamen kelimesi kelimesine onaylanması ve paylaşılması gereken olağanüstü GÜNCEL, MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir analiz, sentez ve çağrı. Seçkin ve saygın yazarı sevgili ADMİN’e, özel katkıcısı değerli hocamız sevgili Celal DURGUN’ a ve üstün ve özgün yayıncısı sevgili MEDYA SİYASET’e Gönül’den özel tebrikler, teşekkürler, sevgiler, saygılar, en iyi dilekler.

    ,

BİR YORUM YAZ