Alexa
Medya Siyaset

Test…Test…Test…

Test…Test…Test…

Çin’in Wuhan kentinden başlayarak tüm dünyaya hızla yayılan koronavirüs (Covid-19) bugün itibariyle dünya genelinde 11 bin 404 kişinin ölümüne yol açtı. Türkiye’de toplam 947 olgu tespit edildi, yirmi bir kişi  hayatını kaybetti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)  direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, son yaptığı basın toplantısında ülkelere test yapmaları çağrısında bulundu.’’Bütün ülkeler şüphelileri test etmeli. Bu salgınla gözünüz bağlı savaşamazsınız” dedi. Diğer dikkat çektiği nokta ise gençlerin bu hastalığı semptomsuz geçirebildiği, taşıyıcı olmalarından dolayı virüsün yayılmasında etken olabildikleri,kendileri için olmasa bile  başka birinin hayatı ve ölümü arasında fark    yaratabilecekleri şeklindeydi.

Çin , korona savaşından zaferle çıktı. İki buçuk aylık yaşadıkları tecrübeleri , önerilerini bir kitapçıkta toplayarak tüm dünyadaki meslektaşlarıyla paylaştılar. Çin’in diğer kentlerinden gelen sağlık personeli, Wuhandan alkışlarla uğurlandılar.

Çin zaferini hızlı ve doğru sonuç veren ‘’Covid-19 testi, izolasyon ve tedavi’’ olarak, Güney Kore ise ‘’herkese hızlı ve doğru test ‘’ olarak açıkladı.

Bizde ise Covid-19 testlerinin yapılmasında problemler oldu. En birincil problem sadece bir merkezde yapılması ve diğer şehirlerden şüpheli örneklerin ilgili merkeze gönderilmesiydi. Bu durum gecikmelere yol açtı.  Bir diğer problem ise test sonuçlarının güvenilirliğiydi. Yalancı pozitiflik veya yalancı negatiflik hastaların ve hastanın temas kurduğu kişilerin takibinde sorunlar oluşturdu. Sonrasında Sağlık Bakanı test yapılan merkezlerin sayısını arttırdıklarını ve bugünlerde de Çin den 15 dakikada sonuç veren test kitlerinin geleceğini söyledi. DSÖ Direktörünün’’test…test…test…’’  önerisine harfiyen uyulmalı, gelen test kitleri başta sağlık çalışanları olmak üzere, tüm vatandaşlarımıza ücretsiz ve hızlı bir şekilde yapılarak, sonuçlar şeffaf olarak paylaşılmalıdır.

Halen  insanımız sosyal mesafenin önemini anlayamadı. Parklarda yan yana oturanlar, toplu taşımalardaki yoğunluk, banka , market v.b yerlerde özellikle kasa önünde bir metre mesafesine dikkat edilmemesi, salgın ciddiyetinin anlaşılmamasının önemli göstergeleri. Öncelikli risk grubunda olmalarına rağmen büyüklerimiz ısrarla camide, cemaatle namaz kılmakta diretiyorlar.  Geç de olsa Cuma namazina ara verilmiş olmasına rağmen içeri girmekte ısrarcılar.

Umreciler ülkemizdeki koronavirüs başlangıcı ve  yaygınlaşmasında kırılma noktası oldu. 20.000 kişinin Umreye gitmesine müsaade edilmesi en büyük ihmalkârlıkların başında geliyor. Dönenlerin bir kısmı karantinada ama diğer kısmı da tüm Türkiye’ye dağılmış durumda. Karantinadan kaçmaya çalışanlar, otobüs tutarak memleketine gitmeye kalkanlar var. Virüsün  çok hızla yayılması nedenli , tam izolasyon sağlanması için bütün ibadethanelerin salgın sonlanıncaya kadar kapalı tutulması halk sağlığı için çok önemli.

Sağlık Bakanlığının hastalıkla mücadelede özel hastaneleri de devreye sokması olumlu bir girisim gibi duruyor. Ancak uzun sürmeyebilir. Çünkü özel hastanelerde bölük pörçük koronavirüslü  hastaların olması , diğer hastalarında, klinikler farklı olsa bile, aynı hastaneye kabul edilmesi , bulaşması çok hızlı olan bu hastalığın yayılmasını arttıracaktır.

En doğrusu korona hastanelerinin oluşturulması ve tüm özel hastanelerin acilen kamulaştırılmasıdır.

Sağlık Bakanlığının hızla üniversite ve eğitim hastanesi öğretim üyelerinden bilim kurulu oluşturması son derece akılcı bir uygulama. Ama neden kurulda Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği yok ?

Bulaş problemini sağlık personeli omuzlarında taşıyor. Kendileri de birinci derecede risk grubunda olmalarına rağmen , canla başla 7/24 özveriyle çalışıyorlar. Sağlık çalışanlarımızı gönülden kutluyor , onları alkışlıyoruz.

Sağlık Bakanlığının  aldığı önlemler olumlu ama , dini ve siyasi bakış açıları nedenli ihmalkarlıklardan vazgeçilmezse çok yakında İtalya olur,  hatta geçeriz.

Süreç akıl ve bilim ile yönetilmelidir.

Prof.Dr.Lale Afrasyap

Prof.Dr.Lale Afrasyap

İstanbulda doğdu. Temel eğitim ve yükseköğretimini İstanbulda tamamladı. Tıpta Uzmanlık Eğitimini Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde , Akademik Kariyerini Temel Onkoloji alanında İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünde yaptı. 1997 de Doçent, 2004 de Profesör oldu. Akademisyenliğin yanı sıra, değişik düzeylerde idari görevlerde bulundu. 2003 yılında Muğla Üniversitesine giderek Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Sağlık Bilimleri Fakültesi kuruluş komisyon Başkanlık görevlerini yürüttü.2012 yılında emekli oldu. İstanbulda bir vakıf üniversitesi Tıp Fakültesine ders görevlendirmeli olarak gitmektedir. 2015 yılından itibaren Tüm Öğretim Elemanları Derneği(TÜMÖD)-İstanbul Şubesi yönetiminde yer aldı. Çok sayıda akademik faaliyet organizasyon ve sorumluluğu (kongre,sempozyum v.b.), ulusal/uluslararası yayın, Ulusal/Uluslararası bildiri, mezuniyet sonrası eğitim sertifikaları, araştırma proje yürütücülük görevleri yaptığı akademik çalışmalardan bazı örneklerdir. Halen akademik çalışmalara TÜMÖD-İstanbul Şube Başkanlık görevini yürüterek devam etmektedir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ