Medya Siyaset

Timsal Karabekir Babası Kazım Karabekir ‘i anlatıyor (2)

Atatürk komaya girmeden önce ‘’ Çağırın Kazım’ı helalleşmek istiyorum ‘’ diyor. Ama haber vermiyorlar. Atatürk’ün vefatından sonra ablalarım çok sormuşlar, gider miydin babacım diye. Babam ‘’ Tabi giderdim, o Mustafa Kemaldir. Gel dediği zaman gidilir’’ demiştir. Yani aradaki o siyasi dargınlıklar ne olursa olsun, bunlar yürekten bağlı iki komutan.

Timsal Karabekir Babası Kazım Karabekir ‘i anlatıyor (2)

Değerli okuyucular,2 Kasım 2017 tarihinde ilk bölümünü yayınladığımız Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir hanımefendi ile gerçekleştirdiğim söyleşinin ikinci bölümünü okuyacaksınız.Bu söyleşi ile doğru bilinen bir çok yanlışın aydınlandığını ve tarihimize ışık tuttuğuna inanıyorum.

 

Efendim Kâzım Paşanın burada, yani Doğu Cephesinde iken bir başka yönü ortaya çıkıyor. Gürbüz Çocuklar ordumuz var mesela, paşa hazretleri tarafından kurulan. Paşamızın yazdığı şiirler, marşlar var. Bu Gürbüz Çocuklar ordusu şehit çocuklarından oluşuyor.

Timsal KARABEKİR: Bu 6.000 çocuk bu toprağın evlatları. Türk, Kürt.. Türkiye’yi kurtarmak için savaşan şehitlerimizin evlatları. Bu çocukların 4.000 tanesi erkek, 2.000 tanesi kız çocukları. Çocuk kutsaldır diyor Karabekir. Ortada kalan Ermeni çocuklarını da Trabzon da Amerikalıların açtığı bir yetimhaneye gönderdim, onlara da babalık ettim diyor Karabekir. İçeride bir resim göreceksiniz, Trabzon Ermeni yetimleri tarafından yapılmış, bir karakalem tablo . Altında yazıyor ki ‘’Yetimler babası Kazım Karabekir’e Trabzon Ermeni yetimleri tarafından ‘’
İşte o resim :

Kazım Paşa tutuklandıktan sonra İzmir Suikastı davası başlıyor. Burada yaşananları dinlemek isterim .

Timsal KARABEKİR : İsmet Paşanın çay davetine gitmek üzere evden çıkan Kazım Karabekir kendisini  İzmir İstiklal Mahkemesi, Elhamra sinemasının salonunda buluyor. Hiç biri hukukçu olmayan Aliler Divanı paşaları idamla yargılamışlardır. Çok acı bir şiirinden iki satır okumak isterim bu olaya dair.

‘’ Bir karyola ile bir demir sandalye
Bu ikrama pek şaşmıştım
Ankara polisinde yerde yatmıştım
Yakışmıyor Cumhuriyet Paşalarına ‘’

Ben İzmir Suikastı davasını, suikast içinde bir suikast olarak görüyorum. Şöyle bir suikast düşünülmüş. Bir Ziya Hurşit var, Çopur Hilmi..Suikaste niyetlenmiş birileri var. Fakat bu paşaların suikast ile hiçbir alakaları yok. Alınları açık insanlar, zaten suikast düşünecek tıynette insanlar değiller. Ama bir şekilde susturulmak istenmişler.  Bu karanlık bir dönemdir.

Burada, yani davada bir subaylar olayı var.. Bunun gerçekliği nedir ?

Timsal KARABEKİR: Bu gerçektir. O dönem bütün asker bir manevra nedeni ile Çeşmede. Zannediyorum Atatürk de Çeşmede. İşte bu sırada Kazım Karabekir’in evlatları dimdik geliyorlar. Ve silahları da yanlarında. Mahkeme divanı oturun dediğinde hiç biri oturmuyor. Kazım Karabekir dönüp oturun evlatlarım dediği zaman oturuyorlar. Hatta ortada bildiriler geziyor. Paşaların aleyhine bir karar alınırsa, önce burayı sonra Ankara’yı diye..
Aliler zorlukla Çeşmeye gidiyorlar. Atatürk’e durumu anlatınca, Atatürk ‘’Paşaları beraat ettirin ‘’ diyor. Esasında ipin ucundan dönmüşler.

Atatürk sanki paşaların kendine suikast yapacağına inanmış gibi duruyor. İsmet Paşa ile yazışmalarından anlıyorum ben bunu..

Timsal KARABEKİR:  Şuna dikkat etmek lazım, Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal’in etrafındaki kadroya bir göz atın, Cumhuriyet sonrası Atatürk’ün etrafında ki kadroya göz atın. Kim bilir paşamıza neler söylendi, neler konuşuldu, ne iftiralar atıldı diğerlerinin hakkında. Ki Atatürk bu kanıya vardı. Bunlar etle tırnak gibi, bir vatanı kurtaran, sonra Cumhuriyeti kuran bir ilahi kadro. Sonra maalesef politika nedeniyle ayrı görüşlerdeler.
Bu davada babama üç soru soruluyor;
Niçin parti kurdun ?
Amacın neydi ?
Niçin başkan oldun ?
Kazım Karabekir’e sorulan üç soru budur.
Ama daha evvel de söyledim Mustafa Kemal Paşamızın desteği ile kuruluyor parti. Biraz varlık gösterince kapatılıyor. Hatırlayın Serbest Fırka denemesinde de aynı şey olmuştu.

Davadan sonra Kazım Paşa aktif siyaseti bırakıyor. Göz hapsi yılları başlıyor. Paşanın evi burası… Hatta bu evde çok acı hikayeler var, meşhur bir cam hikayeniz var..

Timsal KARABEKİR: Ev zürafalı köşk diye bilinen, Münif Paşa’nın yaptırdığı çok güzel bir konak. Zaman içinde karargah olarak, hastane, okul olarak kullanılmış ve yıpranmış. Münif Paşa da bunu yıkıcıya vermiş. Babam da cebindeki para anca buna yetti demek ki, yıkıcıdan burayı almış. Hatta alma paşam perilidir bu köşk diyorlar.. Babam, ben danıştım diyor bütün periler zürafanın kafasına yuva yapmış, heykel de hafif sallanıyor o zaman, böylece zürafa heykeli kaldırılıyor ama yukarıda bir resmi var .
Yıkıcıdan aldığı için camları yok evin. O zaman da naylon olmadığı için, sanırım çadır bezleri ile kapatmışlar. İlk olarak bulunduğumuz odanın camlarını taktırabiliyor ve burada bir kış geçiriyorlar.
( Bahsedilen oda )

Sonra yavaş yavaş evi tamamlıyorlar.
Burada çok acı, haksız bir dönem var. Eve kimse giremiyor korkudan. Çünkü girenler soruşturuluyor. Devamlı paşanın arkasında hafiyeler var. Hatta şöyle bir hatırası var ‘’ Cafer Tayyar Paşanın oğlunun sünnetine gidilecek, ablalarımda küçükler. Tramvaya biniyorlar caddeden, annem babam ve evlatları. Daha ben yokum o zamanlar. Arkada da hafiyeler var. Tramvay aktarma yapacak, Üsküdar’a buradan direk gitmediği için, babam ailesi ile beraber tramvaydan indiği zaman hafiyeler içinde kalıyor. Hemen gidiyor, vatmanın camını çalıyor, oğlum o çocuklar beni takip ediyorlar, insinler diyor. Annem kızıyor, paşam madem atlatmışız, neden yaptın diye. Ekmek paralarından olmasınlar İclal diyor babam. Annem biraz daha haksızlığa tahammül edemeyen bir insandı. Bazen alışverişten gelirlermiş, ellerinde paketler ile tren istasyonuna indikleri zaman arkalarında hafiyeler, annem bağırırmış, oğlum taşıyın bunları nasıl olsa eve kadar geleceksiniz dermiş .

Atatürk daha sonra birer vesile ile, diğer paşalarla barışıyor. Babanız ile de bir dil kurultayında barışmak istiyor..

Timsal KARABEKİR: Dolmabahçe de dil kurultayı oluyor. Atatürk, Ali Fuat ( Cebesoy) Paşa ile daha önce barışmış. Ali Fuat Paşa ile çocukluk arkadaşı zaten. Hafta sonları Ali Fuat Paşanın babası, Fazıl Paşanın konağında tatillerini geçiriyorlar. Hatta Fazıl Paşa, Ali Fuat Paşaya yarım altın verdiği zaman, Mustafa Kemal’e tam altın veriyor. Onun babası yok diye. Atatürk, Ali Fuat Paşaya, çağırın Kazım’ı hem barışmak istiyorum, hem de fikirlerinden istifade edelim diyor. Babam tabi gidiyor. Ama sanırım o takip döneminden bir alışkanlık, saat sekizden sonra muhakkak evde oluyorlar. Karabekir gidiyor ama Atatürk ile görüşemiyorlar orada. Ya bir takım insanlar araya giriyor bilemiyorum. Karabekir de hanımına söz vermiş erkenden evde olacağım diye. Daha sonra Atatürk soruyor, nerede Kazım diye. Geç oldu, gitti paşam diyorlar.
Benim en çok yüreğimi burkan şudur ki, Atatürk komaya girmeden önce ‘’ Çağırın Kazım’ı helalleşmek istiyorum ‘’ diyor. Ama haber vermiyorlar. Atatürk’ün vefatından sonra ablalarım çok sormuşlar, gider miydin babacım diye. Babam ‘’ Tabi giderdim, o Mustafa Kemaldir. Gel dediği zaman gidilir’’ demiştir. Yani aradaki o siyasi dargınlıklar ne olursa olsun, bunlar yürekten bağlı iki komutan.

Babanız üzerinden bir tarih algısı yaratılmaya çalışılıyor. Sanki babanız ile Atatürk arasında bir çatışma varmış gibi bir algı..

Timsal KARABEKİR: Hata yapıyorlar ! Mutlaka bir maksatları vardır. Bazı görüştüğüm kişilere bunu yapmayın diyorum. O insanlar arasında böyle bir çatışma olmadı. Olmadığı için İstiklal Harbimiz başarılı oldu. Eğer o zamanlar böyle bir çatışma olsa, biz bu başarıyı elde edemezdik. Etle tırnak gibi o kadro. Üzerine basa basa söylüyorum o ilahi kadro etle tırnak gibi ki, bizim bu rahatımız için can vermeye hazır olan bir kadroydu onlar. Bütün Türk milleti tabi ki. O kadro beyin takımı ama halk var. Kadını, erkeği.. Yani bir Şerife bacı canı pahasına bu vatan diyor. Çocuğunun üzerindeki örtüyü alıp cephaneyi örtüyor. Bu edebiyat falan değil, yaşanmış bunlar. Bu vatan böyle kazanıldı. Dolayısıyla biz tarihimizi bilmezsek, başkaları coğrafyamızı aleyhimize çizmeye dünden hazır.

Son olarak babanız Atatürk’ün ölümünden sonra önce milletvekili oldu. Daha sonra Meclis başkanı. Hatta Meclis Başkanı iken vefat etti. İsmet Paşa’nın destekleri ile.

Timsal KARABEKİR: Evet İsmet Paşa bir ahde vefa olarak yapıyor. Zaten çok yakın arkadaşlar. Askeri okul yıllarından beri. Zaten babamız ölünce, İsmet Paşa bir amca yakınlığında oldu bize. Şunları da ilave etmek isterim. 1946 yılında Kazım Karabekir, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanıdır. Ve 1946 yılında Ruslar, Türklerden, Kars ve Ardahan’ı isterler. Amerikan basınında da yer almıştır, radyo spikerinin sesi hala kulağımdadır. ‘’Kazım Karabekir meclis kürsüsünde kılıcını kınında oynattı . Boğazlar Türk’ün boğazı, Kars, Ardahan bel kemiğidir. Verecek bir karış toprağımız yok dedi’’  hala kulağımdadır..
26 Ocak 1948 de Meclis Başkanı iken vefat ettiği zaman, çok eski bir bayrağa sarılmış tabutu. Demişler ki yeni bir bayrak alamadınız mı ?
Ama şair diyor ki
‘’ Kars Kalesine çekilen şanlı bayrak
Ağlıyor tabutunun üstünde hıçkırarak
Bütün Türklük âlemi katılıyor bu yasa
Ayrılmayız izinden yer yerinden oynasa  ‘’

Son yolculuğunda o bayrak onu yalnız bırakmamıştı.

Not: Kıymetli Timsal Karabekir Hanımefendiye sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisi ile tanışma şerefini ölene dek mutluluk ile hatırlayacağım. Bu röportajın Türk tarihine sağlayacağı katkıdan dolayı, çok mutluyum.Görsellere ulaşmamızda ki büyük desteği içinde sayın Onur Okur’a da çok teşekkür ederim. Veda ederken Kurtuluş Savaşımızın kıymetli komutanlarına bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. ‘’ 

Söyleşinin ilk bölümünü okumak için lütfen tıklayınız

UYARI:Söyleşinin yayın hakkı Medya Siyasete aittir.Tamamı yada bir kısmı YAZILI-GÖRSEL BASIN VE İNTERNET SİTELERİNDE Medya Siyaset kaynak gösterilip link verilmeden yayınlanamaz.Yayınlayanlar hakkında ilgili makamlara şikayet başvurusu yapılacaktır.

 

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

16.08.1994 tarihinde dünyaya geldim. Aslen Sinoplu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Uzun seneler İstanbul’da ikamet ettim. Lise öğrenimine kadar yine okullarımı İstanbul’da okudum. Üniversite eğitimi için 2012 senesinde Isparta Süleyman Demirel Üniversitesine geldim. Burada Tarih üzerine eğitim alıp lisansımı tamamlayarak mezun oldum. Bu süreçte çeşitli dernek ve kurumlar da çalışmalar da bulundum. Şuan çalışmalarımı Cumhuriyet Tarihi üzerine yürütüyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Selçuk Softa dedi ki:

    Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

BİR YORUM YAZ