Alexa
Medya Siyaset

Topraklarımız kanser olmuş , ya insanlarımız ?

Topraklarımız kanser olmuş , ya insanlarımız ?

Topraktaki hastalıklar nedeniyle ekim ve dikim yapılamayan bölgeler ile hayvan hastalığı nedeniyle riskli alan ilan edilen bölgeleri ile ilgili bir soru önergesini yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, karantina nedeniyle 25 ilde toplamında 141 bin 650 dekar alanda patates ekiminin yasaklandığını açıklanmıştı.

Peki ,topraklarımız bu duruma nasıl ve ne şekilde düştüğünü açıklayan kimse yok .

Bu topraklarda ekilen ürünlerden yemiş olan insanların sağlık durumları nedir diye soran olmamış . O halde ! İstikrarlı ve yavaş yavaş nasıl ölüyoruz sorusunu kendimize soralım .

Dünyaca ünlü çevre örgütü Greenpeace Avrupa’da satılan 76 sebze-meyveyi test etti. Türkiye’de üretilen biber, armut ve üzüm en tehlikeli ürünler çıktı.

Türk domatesi başta olmak üzere tarım ürünleri ihracı çeşitli kez “İnsan sağlığına zararlı kalıntı” tespitiyle sekteye uğramıştı. Türkiye buna rağmen 2011 yılında 2 milyar 339 milyon dolarlık sebze meyve ihracatı gerçekleştirmişti. Çevre örgütü Greenpeace, yaptığı araştırmada en tehlikeli ürünler listesinde ilk 3 sıraya yine Türkiye’de yetişen tarım ürünlerini koydu.

Türk tarım ürünleri bir kez daha ağır darbe yedi. Bugüne kadar başta Rusya olmak üzere Ukrayna, Almanya, Hollanda gibi ülkelerden “Yolladığınız tarım ürünlerinde insan sağlığına zararlı kalıntı madde var” uyarısı alan, hatta belirli aralıklarla ihracat imkanları kesilen Türkiye, bu kez de Greenpeace’in raporu ile şoka girdi. Çevre örgütü Greenpeace’in marketlerde satılan sebze ve meyveleri inceleyen araştırmasından korkutucu sonuçlar çıktı. Örgütün en tehlikeli ürünler listesinde ilk üç sırayı Türkiye’de yetişen biber, armut ve üzüm aldı. Greenpeace bu ürünlerin kesinlikle tüketilmemesini istedi.

Dünyaca ünlü örgütün Almanya’da yayınladığı “Kimyasal maddesiz yemek” başlıklı 26 sayfalık raporda, Türkiye’de üretilen sebze meyvelerin tüketilmemesi için uyarılar yer alıyor. Greenpeace üyeleri 2009-2010 yıllarında farklı ülkelerdeki farklı bölgelerdeki süpermarket, manav, perakende ve toptan satış yerlerinden 76 çeşit sebze ve meyve satın alarak bunları uzmanlara inceletti. Test edilen ürünlerin bir kısmında, sınırın üzerinde kimyasal madde tespit edildi. Araştırma sonucuna göre, incelenen ürünlerin yüzde 50’sinde zararlı organizmaları engellemek amacıyla tarımda kullanılan “pestisit” türü kimyasal maddelere rastlandı.

Peki , kim bu Green Peace . Hangi siyonist yapılanmanın içerisinde . İllumunati ile bağlantısı ne ?

Düşünmemiz gereken nokta burasıydı! YEŞİL BARIŞ adı altında faaliyet gösteren bu yapı KANADA’da kurulmuştu! Merkezi de AMSTERDAM’daydı! 300 milyon Euro gibi bütçeleri 3000 kadar da çalışanı vardı!
Bir de yaptıklarıyla yanlarına çektikleri gönüllüler…

Peki bu GREENPEACE nerede kurulmuştu?

Yok! Hemen Kanada demeyin!
Çünkü gerçek başkaydı!

Bu çevreci örgüt, EXETER ÜNİVERSİTESİ’inde kurulmuştu!

Bu üniversitedeki Greenpeace Bilim Laboratuarı, çalışmaları yönlendirirdi! Bu örgüt de, üniversite de İngiliz İstihbarat Örgütü MI6’in arka bahçesiydi! Bu bilinen bir ‘SIR’dı!
Bu çevreci örgüt hiçbir devletten, şirketten ve partilerden bağış kabul etmezdi! Peki parayı kim yağdırıyordu o zaman?

Bilmiyoruz!Örgütün MOTTOSU şiddetsiz doğrudan eylem, bilimsellik, bağımsızlık ve tabiata saygıydı!

Buna kimsenin diyecek bir şeyi yoktu!

Ama kendi ilkelerindeki gibi BİLİMSELLİKLE çelişmemeleri gerekiyordu! Çünkü doğdukları yer EXETER Üniversitesi, hayata adım attıkları yer ise KANADA yani Kraliçe’nin topraklarıydı…

EXETER ÜNİVERSİTESİ, Osmanlı imparatorluğunun yıkılması süreci ve Ortadoğu coğrafyasını kaybetmemize sebep olan tüm planları Cheatham House adı verilen derin Buckingham ile beraber yaptı. Bugün Exeter diplomalı Türk ünlüleri sayarsak bitmez. Abdullah Gül , Ekmeleddin İhsanoğlu , Fehmi Koru gibi Türk ordusu ve Türk devletine kumpas süreçlerinde yer almış isimlerdir. Bu konuda , YAHUDA – ATATÜRK VE CUMHURİYETE KUŞATMA kitabımdan daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kısaca , açıklamayı yapan GREEN PEACE , Türk topraklarını zehirleyen , tohumlu zehirlerle üretim yapılmasını sağlayan ve insanımızın bu nedenle kanser hastalığını yakalanmış olması hasebi ile herhangi hiç bir delillendirme yapmamış .

Arkadaşlar, bu konuda belki ülkemizde en etkin kişi olarak son iki yıldır ne dediysek o. İngiltere ve siyasal İslam beraberdir. Bugün Osmanlı hanedanının çoğu kraliçenin himayesinde hayatlarını sürmektedir. Vahdettin , İngiliz gemisine binerek SALTANAT ünvanını İngiltere kraliçesine teslim etmiştir.Biz buna İngiliz İslam `ı diyoruz.

Atatürk 1938 yılında öldükten sonra, İngiltere ve kraliçesine teslim olan siyasilerimiz Türk milletini bugün gelmiş olduğumuz nokta itibarı ile AÇLIKLA terbiye etmeye başlamışlardır. Açlık tek başına yeterli olmamış olacak ki , insanlarımız çaresiz hastalıklarla ölüyorlar.

Bunun hesabını kime soralım diyorsanız , öncesi veya sonrası fark etmez. Bu hesap siyasi partiler ve siyasetçilere sorulmalı .

Bakan bey açıklamayı yapıyorsun anladık . Suç veya suçlular .. Bir zahmet açıklayın , biz bilelim.

“Türkiye’nin 3 katrilyon dolarlık yer altı madeni var. Altın, gümüş, bor, toryum gibi tam 53 maden var. Bu 3 katrilyon yabancıların koyduğu değerdir.. Araştırılmamış, tespit edilmemişler hariçtir.” Yani bu toprakların üstü , altı zengin . Ama biz ülke olarak , siyasilerin masallarını dinliyoruz.

Erdoğan veya diğer siyasiler her açıdan bu konuda insanımızı uyarmalı ve önlemleri almalıydı . İş işten geçtikten sonra nağme okuyorlar.

İngiltere kraliçesini 24 Haziran seçimleri öncesinde ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan , ülkemiz SİYONİST VE EVANGELİST düşmanlar tarafından kuşatılmış , topraklarımız zehirlenmiş , gençlerimiz ve yaşlılarımız hasta  durumda iken İngiltere ile stratejik ortak olamazsınız . Kuşkusuz en büyük düşmanlığı besleyen İngiltere ve havarileri bundan nasiplenecektir.

Yeni Osmanlıcılık , ülkeyi savaşmadan harap ve bitap duruma getirmiştir. Artık göz göre göre siyasetin iğrençlikleri ve bizlere uyguladığı açlık oyunları ile ölmeyelim .

Efendim bu haftalık bu kadar .

ATAM TV ekranlarında anlattıklarım ortada. Bu durumda söylediklerimi dikkate almanız gerekiyor.

Ben ise Atatürk`e göre, Türk olarak yaşanacaklara bakacağım. Yaşanacaklar yaşanacak efendim.

ATAM TV – Ufuk Ötesi, Youtube platformuna abone olunuz. Önemli konular açıklıyoruz.

Efendim ! Bugünlük bu kadar . Unutmadan kitaplarımı okumanızı tavsiye etmem gerekiyor.

Son kitabım , “TRAFODAKİ KEDİ, SANDIKTAKİ HİLE“  çıktı .

Dost ,İnkılap ,Remzi,Kırmızı Kedi, Kitapyurdu , Sözcü ,D&R, Doğu Kitabevi ve birçok online noktadan ve kitabevinden temin edilebiliyor.

Ve diğer kitaplarım…

Mühürlü Vagon

RABITA – Uğur Mumcu`dan sonra

Atatürk`ün Yasaklanan Kitabı

Yahuda – Atatürk ve Cumhuriyete kuşatma ..Okuyunuz.

Sevgi ve saygıyla …

Kitapları İnternet ortamında almak için lütfen TIKLAYINIZ 

Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci

19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA ‘de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD ; Master düzeyinde Uluslararası ilişkiler ve Management eğitimi almıştır. Türkiye‘ye dönüşünden sonra TURİZM sektöründe uzun yıllar yurt içi ve yurt dışında Profesyonel GENEL MÜDÜR olarak görev yapmıştır. Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci – Yazar ve Stratejist olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. Parlamentohaber.com internet haber sitesi ve K2 Medya haber gurubunun MEDYA GURUP BAŞKANI olup; Özel Haber alanında ARAŞTIRMACI – GAZETECİLİK faaliyetine devam etmektedir. ANSAV STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI Başkan Yardımcılığı görevinin yanı sıra yayınlanmış üç tane kitabı ” Yüzyılın Hilesi Sandıktaki Hülle ; Yeşil Hücreler ; RABITA ‘Uğur Mumcu’dan sonra ” kitaplarının yazarıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ