Alexa
DOLAR
7,4294
EURO
8,9820
ALTIN
412,55
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Az Bulutlu
19°C
İzmir
19°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
13°C
Salı Parçalı Bulutlu
12°C
Çarşamba Az Bulutlu
15°C

Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır | Erdoğan Demir

Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır | Erdoğan Demir

 

Turkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır | Köşe Yazıları

Sevgili www.medyasiyaset.com  sitesi okurları bundan böyle zaman zaman yazılarımla sizlerle birlikte olmaktan büyük onur ve gurur duyacağım.

Bana bu imkanı ve sizlerle buluşma fırsatını veren Murat Selam ve değerli arkadaşım Fethi Akar’a buradan teşekkürlerimi sunuyor ve ilk yazımı sizlerle paylaşıyorum.

“AKP MYK Eski Üyesi Ayhan Oğan, geçen günlerde CNN Türk’te katıldığı bir programda “Biz yeni bir devlet kuruyoruz. Beğenin beğenmeyin bu devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır. Yapılan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) yeni bir TSK’nın inşasıdır. Biz vesayet düzenini yıktık.”  Diyerek Türkiye’de birçok kesimin tepkisini çekmişti.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıdırım da, bu kişinin söylediği sözlerin partilerini bağlamadığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 yılında Gazi Mustafa Kemal tarafından (onlar Atatürk demeyi neden pek sevmiyorlar ya) kurulduğunu ve bu söylenenin önemli olmadığını dile getiriyorlar.

CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’de bu konuda sert açıklamalar ve kınamalar da bulundular.

Şimdi buradan şunu belirtmek istiyorum, bunu söyleyen AKP’li değil de başka görüşte birisi olsaydı acaba AKP bunu nasıl değerlendirir ve ne gürültüler koparır (Zaten olması gereken de bu) ve bu kişi hemen tutuklanır mıydı?

Ama bunu yapan AKP’li olunca konuyu sadece kim ne derse desin deyip geçiştirmeye çalışıyorlar.

Atatürk büstlerine yapılan her saldırıda saldıranlar meczup olarak açıklandı. Bu tür saldırıları gerçekleştirenlerin aldığı cezaların veya durumlarının kamuoyuna açıklandığını duyan veya bilen var mı mesela.

Bu tür saldırıları yapanların her nedense doktor raporu ile meczup olarak açıklanması da sizce hiç garip değil mi ?

Mesela Oğan’ın bu söylemi ülkeyi bölmeye yönelik bir söylem değil midir? Peki niçin bu ülkede hiçbir zaman AKP’li biri hakkında bu tür söylemlerde yargılanmaz veya hakkında suç duyurusunda bulunulmaz. Burada savcıların harekete geçerek bu kişi hakkında soruşturma başlatması gerekmez mi acaba?

Mesela FETÖ  ile ilgili olarak Türkiye’de 110 bin kişi tutuklanarak yargılanmalarına başlanırken, bunların için de hiç AKP’li birine rastlayabiliyor muyuz?

Yıllarca FETÖ ile mücadele eden bir çok insanın bugün FETÖ’cü olarak cezaevlerini doldurduğunu görmek de gerçekten bu ülkede üzüntü ile karşılanmaktadır.

Oysa FETÖ ile yıllarca irtibat halinde olan ve boy boy fotoğrafları olanlardan kaç tanesi bu davada yargılanmaktadır.

FETÖ’nün en yakınında olan Fehmi Koru, Hüseyin Gülerce suçsuz ama haklarında bu kişilerin şahitlik yaptığı gazeteciler FETÖ’cü ve suçlu olarak tutuklanıyorlar. Bu nasıl bir iştir. Bunu anlamak gerçekten çok zor. Bu ülkenin çok değerli Cumhuriyet Savcıları’nın baskı altında olmadan bu konulara hassasiyet göstermesi gerektiğine inanmaktayım.

Bunun altında yatan sebepleri düşündüğümüzde yargının Türkiye’de bağımsızlığını kaybettiğini açıkça ortaya koyuyor sanki.

Geçtiğimiz günlerde kendisi ile bir röportaj gerçekleştirdiğim Ankara Cumhuriyet Savcısı ve PKK elebaşısı o zatın yargılanmasını gerçekleştiren savcılardan biri olan Keşanlı Talat Şalk’ın yaptığı açıklamalar da yargının maalesef bağımsızlığını kaybettiğini belirtmişti.

Sayın Şalk konuyla ilgili şunları söylemişti.

Yargı Fethullah Gülen tarafından bozuldu”

 “İyi ya da kötü bizim yargımız vardı ve bağımsızdı. Ancak, yargı ilk defa terör örgütü lideri Fethullah Gülen tarafından hazırlatılan kumpas davalarıyla bozuldu. Kumpas davalarını hazırlayan hakim ve savcıların hepsi özel seçilmiş. En büyük tuzak orduya kuruldu. Ordumuzdaki güzide generallerimizin ve askerlerimizin hepsini tutuklattılar. Bunda, FETÖ’cü hakim, savcı, polis ve askerler büyük rol oynadı. Fethullah Gülen gitti ve yargının yeniden bağımsız olacağını düşünüyorduk. Ancak, yargıda değişen bir şey olmadı ve daha da, kötü duruma gitti.”

“Yargı bağımsız olamıyor”

Anayasa değişikliğinin, 2019 yılında yürürlüğe gireceğini hatırlatan Talat Şalk, şunları söyledi: “Anayasa değişikliğiyle birlikte, başkanlık sistemine geçileceği ifade ediliyor. Ancak, bu başkanlık sistemi değil; tek adam sistemidir. Hiçbir denetime tabi olmayan tek adamın rejimi olacaktır. Meclis, yargı, idare olmak üzere hepsi tek adama bağlı olacak. Getirilen kanun ve anayasal düzenlemelerle böyle olacaktır. Savcılar Kurulu’nu, doğrudan Cumhurbaşkanı ya da onun etkisi altında olan kurumlar seçiyor. Anayasa Mahkemesi dahi bugün eski niteliğini kaybetti. Danıştay ve Yargıtay’da aynı durumdadır. Bundan ötürü de, yargı bağımsız olamıyor. Örnek vermek gerekirse; hakim olarak tayin edilmişsiniz ve okumakta olan çocuklarınız üzerinden tehditler ediliyor. FETÖ’cülükle ya da başka bir sebeple tehditler ediliyor. Bunlar olmazsa, başka bir yere tayin ediliyorsunuz. Böyle bir durumda, yargı bağımsız olmaz. Hakimler, kendilerini baskı altında hissediyorlar. Baskıyı da, her yerde görüyoruz.”

Gerçekten Sayın Şalk’ın açıklamaları Türkiye’de yargıda yaşanan tabloyu çok açık ve net olarak koymaktadır bence.

Yargının bağımsız, Atatürk ilke ve inkılaplarına sıkı sıkı bağlı, okul müfredatlarından Atatürk ve İsmet İnönü’nün çıkarılmaya çalışılmadığı, meclisin gerçekten tam ve bağımsız bir şekilde görev yapabildiği, iktidarın her gün muhalefeti bilmem ne ile suçlamadığı, iktidarı ile muhalefeti ile ülke için el ele kol kola çalışacağı, adını duymadığımız ve bizimle hiç alakası olmayan ülkelerde askerlerimizi bir girdaba bırakıp Mehmetçiklerimizin şehit olmayacağı ve askerlerimizin gereksiz bir şekilde her yere gönderilmediği, Atatürk pankartlarının statlara sokulmasının yasak olmadığı, tribünlerde İzmir’in Dağları Marşı’nın yasak olmadığı, sokağa hak aramak için ve Adalet için çıkanların  terörist olarak algılanmadığı, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir siyasi parti başkanı olmayacağı  bir Türkiye istiyorum.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.