Alexa
Medya Siyaset

Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır | Erdoğan Demir

Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır | Erdoğan Demir

 

Turkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır | Köşe Yazıları

Sevgili www.medyasiyaset.com  sitesi okurları bundan böyle zaman zaman yazılarımla sizlerle birlikte olmaktan büyük onur ve gurur duyacağım.

Bana bu imkanı ve sizlerle buluşma fırsatını veren Murat Selam ve değerli arkadaşım Fethi Akar’a buradan teşekkürlerimi sunuyor ve ilk yazımı sizlerle paylaşıyorum.

“AKP MYK Eski Üyesi Ayhan Oğan, geçen günlerde CNN Türk’te katıldığı bir programda “Biz yeni bir devlet kuruyoruz. Beğenin beğenmeyin bu devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır. Yapılan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) yeni bir TSK’nın inşasıdır. Biz vesayet düzenini yıktık.”  Diyerek Türkiye’de birçok kesimin tepkisini çekmişti.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıdırım da, bu kişinin söylediği sözlerin partilerini bağlamadığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 yılında Gazi Mustafa Kemal tarafından (onlar Atatürk demeyi neden pek sevmiyorlar ya) kurulduğunu ve bu söylenenin önemli olmadığını dile getiriyorlar.

CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’de bu konuda sert açıklamalar ve kınamalar da bulundular.

Şimdi buradan şunu belirtmek istiyorum, bunu söyleyen AKP’li değil de başka görüşte birisi olsaydı acaba AKP bunu nasıl değerlendirir ve ne gürültüler koparır (Zaten olması gereken de bu) ve bu kişi hemen tutuklanır mıydı?

Ama bunu yapan AKP’li olunca konuyu sadece kim ne derse desin deyip geçiştirmeye çalışıyorlar.

Atatürk büstlerine yapılan her saldırıda saldıranlar meczup olarak açıklandı. Bu tür saldırıları gerçekleştirenlerin aldığı cezaların veya durumlarının kamuoyuna açıklandığını duyan veya bilen var mı mesela.

Bu tür saldırıları yapanların her nedense doktor raporu ile meczup olarak açıklanması da sizce hiç garip değil mi ?

Mesela Oğan’ın bu söylemi ülkeyi bölmeye yönelik bir söylem değil midir? Peki niçin bu ülkede hiçbir zaman AKP’li biri hakkında bu tür söylemlerde yargılanmaz veya hakkında suç duyurusunda bulunulmaz. Burada savcıların harekete geçerek bu kişi hakkında soruşturma başlatması gerekmez mi acaba?

Mesela FETÖ  ile ilgili olarak Türkiye’de 110 bin kişi tutuklanarak yargılanmalarına başlanırken, bunların için de hiç AKP’li birine rastlayabiliyor muyuz?

Yıllarca FETÖ ile mücadele eden bir çok insanın bugün FETÖ’cü olarak cezaevlerini doldurduğunu görmek de gerçekten bu ülkede üzüntü ile karşılanmaktadır.

Oysa FETÖ ile yıllarca irtibat halinde olan ve boy boy fotoğrafları olanlardan kaç tanesi bu davada yargılanmaktadır.

FETÖ’nün en yakınında olan Fehmi Koru, Hüseyin Gülerce suçsuz ama haklarında bu kişilerin şahitlik yaptığı gazeteciler FETÖ’cü ve suçlu olarak tutuklanıyorlar. Bu nasıl bir iştir. Bunu anlamak gerçekten çok zor. Bu ülkenin çok değerli Cumhuriyet Savcıları’nın baskı altında olmadan bu konulara hassasiyet göstermesi gerektiğine inanmaktayım.

Bunun altında yatan sebepleri düşündüğümüzde yargının Türkiye’de bağımsızlığını kaybettiğini açıkça ortaya koyuyor sanki.

Geçtiğimiz günlerde kendisi ile bir röportaj gerçekleştirdiğim Ankara Cumhuriyet Savcısı ve PKK elebaşısı o zatın yargılanmasını gerçekleştiren savcılardan biri olan Keşanlı Talat Şalk’ın yaptığı açıklamalar da yargının maalesef bağımsızlığını kaybettiğini belirtmişti.

Sayın Şalk konuyla ilgili şunları söylemişti.

Yargı Fethullah Gülen tarafından bozuldu”

 “İyi ya da kötü bizim yargımız vardı ve bağımsızdı. Ancak, yargı ilk defa terör örgütü lideri Fethullah Gülen tarafından hazırlatılan kumpas davalarıyla bozuldu. Kumpas davalarını hazırlayan hakim ve savcıların hepsi özel seçilmiş. En büyük tuzak orduya kuruldu. Ordumuzdaki güzide generallerimizin ve askerlerimizin hepsini tutuklattılar. Bunda, FETÖ’cü hakim, savcı, polis ve askerler büyük rol oynadı. Fethullah Gülen gitti ve yargının yeniden bağımsız olacağını düşünüyorduk. Ancak, yargıda değişen bir şey olmadı ve daha da, kötü duruma gitti.”

“Yargı bağımsız olamıyor”

Anayasa değişikliğinin, 2019 yılında yürürlüğe gireceğini hatırlatan Talat Şalk, şunları söyledi: “Anayasa değişikliğiyle birlikte, başkanlık sistemine geçileceği ifade ediliyor. Ancak, bu başkanlık sistemi değil; tek adam sistemidir. Hiçbir denetime tabi olmayan tek adamın rejimi olacaktır. Meclis, yargı, idare olmak üzere hepsi tek adama bağlı olacak. Getirilen kanun ve anayasal düzenlemelerle böyle olacaktır. Savcılar Kurulu’nu, doğrudan Cumhurbaşkanı ya da onun etkisi altında olan kurumlar seçiyor. Anayasa Mahkemesi dahi bugün eski niteliğini kaybetti. Danıştay ve Yargıtay’da aynı durumdadır. Bundan ötürü de, yargı bağımsız olamıyor. Örnek vermek gerekirse; hakim olarak tayin edilmişsiniz ve okumakta olan çocuklarınız üzerinden tehditler ediliyor. FETÖ’cülükle ya da başka bir sebeple tehditler ediliyor. Bunlar olmazsa, başka bir yere tayin ediliyorsunuz. Böyle bir durumda, yargı bağımsız olmaz. Hakimler, kendilerini baskı altında hissediyorlar. Baskıyı da, her yerde görüyoruz.”

Gerçekten Sayın Şalk’ın açıklamaları Türkiye’de yargıda yaşanan tabloyu çok açık ve net olarak koymaktadır bence.

Yargının bağımsız, Atatürk ilke ve inkılaplarına sıkı sıkı bağlı, okul müfredatlarından Atatürk ve İsmet İnönü’nün çıkarılmaya çalışılmadığı, meclisin gerçekten tam ve bağımsız bir şekilde görev yapabildiği, iktidarın her gün muhalefeti bilmem ne ile suçlamadığı, iktidarı ile muhalefeti ile ülke için el ele kol kola çalışacağı, adını duymadığımız ve bizimle hiç alakası olmayan ülkelerde askerlerimizi bir girdaba bırakıp Mehmetçiklerimizin şehit olmayacağı ve askerlerimizin gereksiz bir şekilde her yere gönderilmediği, Atatürk pankartlarının statlara sokulmasının yasak olmadığı, tribünlerde İzmir’in Dağları Marşı’nın yasak olmadığı, sokağa hak aramak için ve Adalet için çıkanların  terörist olarak algılanmadığı, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir siyasi parti başkanı olmayacağı  bir Türkiye istiyorum.

 

Erdoğan Demir

Erdoğan Demir

23 Nisan 1967 Keşan doğumluyum evli ve iki çocuk babasıyım. 1983 yılında gazeteciliğe daha öğrencilik yıllarımda Önder Gazetesi’nde yazı ve maç haberleri yazarak adım attım. Ardından; Trakya Doğuş, Bulvar, Sabah, Günaydın, Akşam, Cumhuriyet, Foto Maç, Fotospor, Gazeteleri ile ATV, Star TV, NTV, Edirne’de yerel yayın yapan Trakya Televizyonu Muhabirliği ve Beylikdüzü’nde ulusal olarak yayın yapan Trakya Televizyonu ile Rumeli, Tek Rumeli ve Anadolu Yurdum Televizyonlarında “Geniş Açı “adlı program yapımcılığını ve son olarak Tek Rumeli Televizyonu’nda Abdullah Bostancı ile “Yerel Demokrasi “, Keşan FM’de Erdoğan Demir’le Spor Gündemi” adlı programı hazırlayarak sundum 1990 yılında kurulan ve haftalık olarak yayınlanan Halkın Sesi Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptım. 1991 yılında Keşan’da ilk olarak kurulan Gürer FM’de Haber Müdürü ve Program Yapımcısı olarak görev yaptım. 1993 yılında Keşan’da ikinci olarak kurulan Keşan FM Radyosu’na geçtim. Radyoların kapatılması ve siyah kurdela eyleminin ardından Yılmaz Özkaya’nın sahipliğini yaptığı ve günlük olarak çıkan Medya Keşan Gazetesi’nin kuruluş aşamasını tamamlayarak 17 Mayıs 1993 tarihinde yayın hayatına başlayan Gazete’nin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini sürdürdüm. 1996 tarihinde Medya Keşan Gazetesi’ndeki görevimden ayrıldıktan sonra Uzunköprü’de sahipliğini Adnan Karakaya’nın yaptığı haftalık olarak yayınlanan Adalet Gazetesi ve aynı gazetenin Kanal 22 Radyo ile Televizyonu’nda haber bültenlerini sunup program hazırladım. 2001-2004 tarihleri arasında Enez Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak göreve başladım. 2004 Yılı Ağustos ayında Enez Belediyesi’ndeki bu görevimden ayrılarak Keşan Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak göreve başladı ve halen bu görevimi sürdürmekteyim. 1999-2000, 2000-2001 sezonlarında Anafartalarspor Kulübü Başkanlığı yaptım. Keşanspor’da Yönetim kurulu üyeliğinin yanısıra Keşan Gençlik ve Keşan Belediyesi Yelken ve Su Sporları Kulüplerinde kurucu üyelik ve yönetim kurulu üyeliği yaptım. Halen Türkiye Yelken Federasyonu Edirne İl Temsilciliği, Uluslararası Festivaller Birliği delegesi ve Trakya Temsilciliği ve Dünya Folklor Festivalleri Birliği Trakya Temsilciliği ile Türkiye Yerel Basın Birliği Edirne Şube Başkanlığı görevlerini sürdürmekteyim. Ayrıca CHP Spor Üst Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayım. Yakın bir süreçte Ahbap Keşan oluşumunu kurmuş olup, burada Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. 2017 Eylül ayında TON TV'de 15 günde bir olmak Geniş Açı Programı'nı sundum. 3 yıldan bu yana da Cumartesi günleri Keşan FM’de Spor Zamanı adlı programı hazırlayıp sunmaktayım. 27 Temmuz 2012 yılından bu yana sahipliğini oğlum Alpcan Demir’in yaptığı www.kesanpostasi.com ve www.kesanpostasi.web.tv sitelerini hayata geçirmiş olup, BİBU Reklam Ajansı’nın yayın organı olarak yayınlarına devam etmektedir. Burada da Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktayım.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ