Alexa
DOLAR 7,8687
EURO 9,3927
ALTIN 457,919
BIST 1342,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17°C
Parçalı Bulutlu

Türkiye Cumhuriyeti Zorda

Türkiye Cumhuriyeti Zorda
02.03.2020 - 21:45
A+
A-

Ortadoğu ülkesi olarak kabul edilen Türkiye: Ortadoğu bataklıklığından kendini koruyabilen bir ülke iken bugün bataklığın içine sürüklenmiş, her yönüyle çalkantılı ve ucu açık bir döneme girmiştir. 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizde yapılan en büyük hata yapılmış ve çok sayıda askerimiz şehit olmuştur. Hem de vatan toprağı dışında. Geçen 100 yıl içinde çok şeyler yaşadık ama içlerinde en acısını ise maalesef yakın zamanda yaşadık. Birilerini suçlamak, birilerinin hatalarını, öngörüsüzlüğünü, ayrıştırıcılığını, kindarlığını dile getirmek zamanı çoktan geçmiştir. Artık önümüzü görelim kim ne yaparsa yapsın birlik ve beraberlik içinde Türk Milleti olarak bu bataklıktan nasıl çıkabiliriz?. Onun üzerinde kafa yoralım. Yapılan hatalar, ödenen bedeller ve giden canlar elbette ki unutulmayacak ve geri gelmeyecek. Telafisi mümkün olmayan hatalar yapılmıştır. Zamanı gelir millet hata yapanın cezasını verir.

Şu anda Türkiye zorda, daha doğrusu zora sokulmuştur. Şu yaptı, bu yaptı, şunu yaptı, bunu yaptı gibi eleştirilerin hiçbir yararı yok. Yapan yapıyor, yapmaya devam ediyor. Halkı değil, siyasi iktidarı da aydınlatacak bilgeler, düşnürler, aktivistler artık konuşsunlar, yazsınlar. Önleri açılsın. Akıl akıldan üstündür Atasözümüz kulağımıza küpe olsun. Şunu da biliyoruz ki baskı ile mani olunacaktır ama korku ve sindirme bu ülkeyi girdiği Ortadoğu bataklığında daha çok boğulmamıza neden olacaktır. Bakın Hatay’ı Türkiye çalmıştır diyorlar. Yarın Ermenilere, Kürtlere toprak verin adalar bizim diyecekler. Kıbrıs’ta Türk varlığını tanımayacaklar. Kurt dumanlı havayı severmiş. Zaafa düşmeyelim düşmanlarımıza bu fırsatı vermeyelim. Türkiye zayıf olursa Asya’da, Batı Trakya’da, Ortadoğu’da yaşayan soydaşlarımızda zora girecekler ve hızlı bir şekilde asimile edileceklerdir. Özellikle milliyetçiyim diyenlerin bu konuda vurdum duymazlığı bırakmaları gerekiyor.

Görünür sorunlarımıza gelince:

Hiçbir zaman barışçıl olmayan saldırgan iktidar ile muhalefet arasında barış sağlanamadı. Sürekli çekişme, didişme ve hatta aşağılama ile sürdürülen bir ilişki var. Şehit cenazesinde bile kindarlık yapanların varlığı üzüntü verici. İnsanımızın ayrılıkçılığa, kindarlığa değil barışa, birliğe her zamandan çok ihtiyacı var. Bunu bile idrak edemeyenler varlığı Türkiye’nin en büyük handikapı.

Ekonomimiz ise Ortadoğu bataklığından farksız. Şatafat, savurganlık, peşkeş çekme tavan yapmış durumda. Halkımız artık açlık sınırında yaşamaya mahkum edilmişken lüks içinde yaşayan gruplar oldukça bu makas her geçen gün açıldıkça açılıyor. Halk yoksulluktan intihar ediyor, kimsenin kılı kıpırdamıyor. Vicdanı sızlamıyor.

Dış politikada gelinen nokta. Tek cümle ile Allah kabile devletin bile başına getirmesin. İki süper güç arasında pingpong topuna döndük. Savruldukça savruluyor, sürekli kan kaybediyoruz. Bize Emevi camisinde namaz kılmak değil, bize kendisi ile barışık halk, komşuları ile dostane ilişkiler içinde olan iktidarlar lazım, kavgacı, ihtiraslı, kindar ve Türkiye’yi maceraya sürükleyen iktidarlar değil.

Türkiye artık bir polis ve tek adam devleti oldu. Bu koşullarda kimse eleştirel olarak konuşamıyor, yazamıyor. Halkın beyni yalan haberlerle bombardıman altında tutuluyor. İktidar bu yolla kendisini yaşatıyor. Ayakta kalmaya çalışıyor.

Küresel tabi afetler: iklim değişikliği, sel, çığ, deprem, salgın hastalıklar, çevre kirliği, sığınmacılar gibi afetler her geçen gün Türkiye’nin geleceğini tehdit ediyor.

Son gelişmeler halkı karamsarlığa itti. Atatürk’ün “vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini” sözlerini anımsayalım. O umutsuz günlerde millete moral ve umut veren deyişini iyi değerlendirelim. Umutsuzluğa düşmeyelim. Geçmişi yargılayıp zaman kaybetmeyelim. Çünkü geçmiş bize acı deneyim dışında başka bir artı getirmeyecektir. Geçmişin eleştirisi yerine Türkiye nasıl bir manevra yapmalı ki milletçe Ortadoğu bataklığından, illetten ve zilletten kurtulabilsin. Hep birlikte geleceğe bakalım. Karamsar olmayalım. Türkler olarak çok badireler atlatmış bir ulusuz. Yoktan var olmuş ecdadımızın yolunu takip etsek o bile bizi kurtuluşa ulaştıracaktır.

Artık şu sorunları tartışmalıyız. Halkımıza bunu tartışma özgürlüğü verilmeli. Tartışanı hapishaneye gönderme uygulamaları sonlandırılmalı Türkiye yüzünü aydınlığa dönmelidir. Geçmişle hesaplaşmak isteyenler, hesaplaşmalarını yapılacak seçimlere bırakmalıdır. Zaman ve kan kaybetmeden:

1.Ortadoğu bataklığından nasıl kurtuluruz? 2. İç Politikada barışı ve dayanışmayı nasıl sağlarız. Aynı gemide olduğumuz bilinci nasıl aşılar ve pekiştiririz. Dış politikayı ‘’Yurtta barış, Cihanda barış’’ temeline nasıl oturtabiliriz. 4. Cumhuriyeti ve Laikliği nasıl korur, boğulmak istenmekten nasıl kurtarabiliriz. 5. Milli Savunma, Milli Eğitimi nasıl tekrar millileştirebiliriz. 6. Halkımıza adalet ve özgürlüğü nasıl sunabiliriz. 7. Ütopik hayal ve uygulamalara nasıl son verebiliriz. İvedi tartışmamız ve politika değişikliğine gidilmesi gereken konuların kısa bir özetini sundum. Demokrasiye dönüş mağlubiyet değil tam aksine yapılabilecek en onurlu davranıştır.

Bu sistem ve kadrolarla yukarda belirttiklerimin hiçbir gerçekleşemez bunun bilincindeyiz.  Bütün hatalarına karşılık bataklıktan kurtulabilmek için siyasi iktidarın alacağı olumlu kararlarını içten desteklemeliyiz. Arkasında durmalıyız. Yanlışını da söyleyebilmeliyiz.

ARTIK OLANLAR OLDU. BELLİ OLAN SUÇLUYU ARAMANIN VAKTİ GEÇTİ. BUNDAN SONRA NASIL AYAKTA KALABİLİRİZ ONA KAFA YORALIM. BUNUNDA TEK ÇIKAR YOLU EHİL YÖNETİCİLERİN İŞ BAŞINDA OLMASI, AYRIM YAPMADAN VATANDAŞLARI KUCAKLAMASI VE VATANDAŞLARIN BİRLİĞİNİN HUZURUNUN SAĞLANMASINDAN GEÇER.

ETİKETLER:
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
Bahattin Ayhan Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.