Alexa
DOLAR 7,1862
EURO 8,5118
ALTIN 476,36
BIST 1034,88
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

Türkiye de Cemaatler, Zaviyeler, Tekkeler, Medreseler, Ticaret ve Siyaset

“…Şimdiye kadar Kuran’ın birini çarptığı görülmemiştir. Ama elinde kuran ile dolaşan bir sürü sahte dindar, sahtekar ve yobaz takımının çok Müslümanı çarptığı görülmüştür.”

Yapılan bilimsel çalışmalara göre insanlık alemi tarihte yaklaşık 10.000 farklı dine inanmıştır.Bugün dünya da, 100’ün üzerinde din yaşamaktadır. Bunun 23 tanesi önemli sayıda müride sahiptir. Ama dünya nüfusunun %90’nı on büyük (Hıristiyanlık, Müslümanlık, Hinduizm, Budizm, Sihizm, Musevilik, Bahaizm, Konfüçyüsizm, Jainizm ve Şintoizm) dinde toplanmıştır. İslam dininin kabul ettiği ve kitabı olan dört (Davudi-Zebur, Musevi-Tevrat, İsevi-İncil ve Muhammedi-Kuran )din vardır.

İnsanlık tarihi boyunca yaşamış binlerce dinden hiç birisinin devlet yönetme amacı olmamıştır. Sadece İslamiyet’in ve dindar Müslümanların böyle bir amacı olmuştur. Dinlerin temel prensipleri ve amaçları insanların öbür dünyalarını tanzim etmek ve bu dünya da barış ve refah için yol gösterici olmaktır. Ama yönetmek değildir.

Türkler 4000 yıllık tarihlerinde 123 devlet kurmuşlardır. Bunlardan on altı tanesi bir asırdan fazla yaşamıştır. Cumhurbaşkanlığı forsunda ki on altı yıldız bu devletleri temsil eder. Türkler tarihleri boyu birçok dini kabul etmiş ama zaman içinde bırakmıştır. Türkler hiçbir surette devletlerini dini kurallara göre yönetmemiştir.Bütün diğer büyük milletlerin olduğu gibi Türklerin de kendilerine özgü dinleri olmuştur. Bu din “Gök Tanrı Dinidir” temel prensibi doğaya saygı ve doğaya bağlılıktır, bugün Yakut ve Altay Türkleri arasında halen yaşamaktadır. 900 yılından itibaren Türklerin tamamına yakını Müslümanlığı seçmiştir. Türkler, İslamiyet sonrası farklı coğrafyalarda büyük devletler kurmuş ama hiç birinde Şeriat düzeni kurmamış ve hiç birinde şeriat isteyen kişiler ve örgütler olmamıştır.Bu devletlerin en büyükleri olan, Altın Ordu, Babür devleti, Timur devleti, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğun da şeri kurallar geçerli olmamıştır.

Osmanlı Sultanları 1517 yılından itibaren halife unvanı taşımakla birlikte devlet yönetiminde şeri kuralları uygulamamış ancak dini kurallara özen göstermiştir. Osmanlı İmparatorluğun da 18.Yüzyıldan itibaren Tarikatlar görülmektedir ancak bu tarikatlar ahlaki ve felsefi eğitim ile meşgul olurlar ve dini çalışmalar yapmazlardı. Tarikat Şeyhleri zaman için de amaçlarının dışına çıkmaya başlamışlar ve ilk defa Sultan III. Selim (1789-1807) Tekkeler ve şeyhleriyle ilgili yasal bir düzenleme yaparak suiistimallerin önüne geçmeye çalışmıştır. Ama 19.Yüzyıldan itibaren yıkılmaya yüz tutmuş imparatorluğun içinde ki Türk olmayan unsurlar bağımsızlık hareketlerine başlamış ve dış emperyalist güçlerin destek ve teşvikini almaya başlamıştır. Özellikle Filistin de bir Yahudi devleti kurmak isteyenler ve bunlara destek veren İngilizler, Osmanlı imparatorluğu içinde 5. Kol faaliyetlerine başlamışlar ve bunu da en iyi kamufle olacakları milli olmayan dini örgütler içinde olabileceğini görmüşler ve 19.Yüzyıldan itibaren kurulan cemaat ve tarikatların önemli bir bölümü Yahudi-İngiliz ortaklığının kontrolünde kurulmuş ve onların çıkarlarına hizmet etmiştir. Çünkü kendilerini saklayabilecekleri ve halkın uyanmasını önleyebilecekleri en iyi yer dini kurumlardır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilk icraatlarından birisi de 30 Kasım 1925 de 677 sayılı yasa ile kokuşmuş ve ihanet için de olan cemaat, tarikat, zaviye ve tekkeleri kapatmasıdır. Bu yasa Türkiye’nin devrim yasalarından birisidir ve Anayasa kadar önemlidir. Hiçbir cumhuriyet hükümeti yasaya dokunmamış ama Menderes, Erbakan, Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan dönemlerinde bu yasaya özen gösterilmemiştir. Cemaatler ve Tarikatlar günümüzde altın yıllarını yaşamaktadır. Din kisvesi altında ticaret ve siyaset yapmaktadır.

2018 yılında yapılan bilimsel bir çalışmada, Türkiye de aktif olarak 30 tarikat ve cemaat bulunmaktadır. Bunlara bağlı 400 kol, 800 ‘ün üzerinde medrese ve İstanbul da 445 tekke bulunmaktadır. Bu cemaat ve tarikatlarla 2.6 milyon yurttaşın organik bağı bulunmaktadır.Bu çalışmayı yapan Prof. Dr. Esergül Balcı, araştırmasın da bu tarikat müritlerinin %9’nun ılımlı İslam tabirini reddettiğini ve radikal bir düşünce olan İslam’ın özünün cihat olduğuna inandığını belirtmektedir. Türkiye de 10 bin 53 özel okul bulunmaktadır. Bu okulların üç te biri cemaat ve tarikatların okuludur. Bu cemaat okulların da okuyan öğrencilerin sayısı 210 bindir. Türkiye de bulunan dört bin özel öğrenci yurdundan 2480 tanesi Cemaatlerindir. Hükümet 2014 yılında çıkarttığı bir yasayla özel okullara öğrenci başı yaklaşık 3 bin TL yardım yapmaktadır. Bu yardımların hangi özel okullara yapıldığı tahminini sizlere bırakıyoruz.

Türkiye de ki cemaat ve tarikatların hareketlerinden sorumlu olması gereken ülke de ki dini konuların yönetiminden sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığının hiç sesi çıkmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının bünyesinden iki terör örgütü lideri çıkmıştır, Müftü Cemalettin Kaplan ve Vaiz Fetullah Gülen. Bugün itibariyle diyanetin içinde neler oluyor, hangi faaliyetlerde bulunuyorlar, milletin paraları nerelere harcanıyor,  kimler görev yapıyor, bu görev yapan kişiler Türk devletine ve Türklere hangi gözle bakıyorlar bilmiyoruz, kapalı bir kutudur. Türkiye de ki cemaat ve tarikatların tamamına yakını dini işlerden çok ticaret ve siyasetle uğraşmaktadır ve dış bağlantıları vardır. Biz Türklerin artık çok açık bir şekil de şunu konuşmamız gerekiyor. Türkiye de dindar hiç Türk kökenli yok mudur ki bu cemaat ve tarikatların şeyhleri hep dönmeler veya Türk kökenli olmayan unsurlardan oluşmaktadır. Bu soru ırkçılık suçlamasıyla ve dışlanmaktan korkulduğu için sorulmamaktadır. Irkçılığı ve ayrımcılığı lanetliyoruz ve bir insanlık suçu olduğunu da kabul ediyoruz. Ama ortada dönen dolapları da Türk milletinin bilmesinin gerektiğine inanıyoruz. Düşünün ki dini bir cemaat olduğunu iddia eden Fetullah Gülen cemaati mensupları olan asker müritleri kendi halkına silah sıkacak ve milletin meclisini uçakla bombalayacak hale gelmektedir.Bundan daha büyük tehlike olabilir mi? Daha da acısı 21.Yüzyılda koskoca Profesörler, bürokratlar ve bir yığın insan eğitimsiz cahil cemaat şeyhlerinin emrinde ve iradelerini bu cahil, çağ dışı insanlara terk etmeleridir. Cemaatler ve tarikatlar, kendilerine özgü bir insan türü yaratmışlar, düşünmüyor, anlamıyor, dinlemiyor ve kendi milletine ihanete hazır bir güruhun bir parçası oluyorlar. Dünya’nın başka bir ülkesin de böyle bir insan türü ve yurttaşı yoktur.

ATATÜRK: “Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. Hayatta en hakki mürşit ilimdir, fendir. En doğru, en hakiki tarikat; uygarlık yoludur.”

Yazımızı meşhur veciz bir sözle bitirelim:Şimdiye kadar Kuran’ın birini çarptığı görülmemiştir. Ama elinde kuran ile dolaşan bir sürü sahte dindar, sahtekar ve yobaz takımının çok Müslümanı çarptığı görülmüştür.

Prof.Dr.Haydar Çakmak

Prof.Dr.Haydar Çakmak

EĞİTİM: Lisans eğitimi: Fransa’nın Dijon kentinde, Bourgogne Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines. Bölümü: SciencesSociales - Sosyal Bilimler Bölümü ), İyi derece ile mezun, 1985 Yüksek Lisans: Fransa’nın Besançon kentinde Franche-Compte Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines-Beşeri Bilimler Fakültesi), Çok iyi derece ile mezun, 1987 Doktora: Paris-x Nanterre Üniversitesi’nde ( Faculte De Droit et de SciencesPolitiques - Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi ) Tez Konusu: La Turquıe Et LesOrganisationsInternationales. Mezuniyet derecesi, Fransa da ki en yüksek derece olan “Çok şerefli” (TresHonorable - 1993) ÇALIŞMA HAYATI: -Ocak-Ekim 1994 Ayları arası UNESCO Milli komitede çalışma -1994-2000 yılları arasında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası -İlişkiler Bölüm Başkanlığı ve öğretim üyeliği -2000-2001 eğitim ve öğretim yılında Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı - 1999 yılında Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında Doçent -2005 Yılında ise aynı anabilim dalında Profesör oldum. -2005 Haziran-2006 Ocak ayları arasında Genelkurmay Başkanlığına bağlı NATO’ya akredite “Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin kurucu başkanlığını yaptım ve kendi isteğim ile ayrıldım. -2004-2007 yılları arasında dört yıl süreyle British Councıltarafından yürütülen, Avrupa Birliğinin Jean Monnet burslarının jüri üyeliği ve jüri başkanlığını yaptım. -Genel Kurmay Başkanlığı Savunma Bilimleri Enstitüsünde 2002-2013 yılları arasın da, Yüksek Lisans ve Doktora Dersleri verdim, Askeri Akademilerde ve Kara Harp Okulunda dersler verdim. -Alman, Sosyal Demokrat, Frederik EBERT Vakfı için Sol Belediyeler de Avrupa Birliği Sertifika Programın da 10 Yıl çalıştım,-- -Alman, Merkez Sağ Konrad ADANEUER Vakfı adına yeni Kurulan Üniversiteler de Avrupa Birliği Sertifika programlarında 12 yıl konuşmacı olarak yer aldım. -Nisan 2002 ve Temmuz 2012 yılları arasında Ankara, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı yaptım
Prof.Dr.Haydar Çakmak Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.