Alexa
DOLAR
7,2822
EURO
8,7839
ALTIN
404,19
BIST
1.527
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Çok Bulutlu
12°C
İzmir
12°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
18°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
18°C

Türkiye de Demokrasi ve Siyaset Kültürü: Politikacılar ve Partiler

Türkiye de Demokrasi ve Siyaset Kültürü: Politikacılar ve Partiler

Demokrasinin kökü M.Ö. 5.Yüzyıla kadar gitmektedir.Demokrasi, Yunan Antik çağdan beri çok sayıda ülke de uygulanan çok eski bir yönetim şeklidir. İnsan onuruna en çok yakışan ve medeni-kalkınmış toplumların benimsediği bir rejimdir.

Demokrasinin kısa tarifi, halkın yarıdan fazlasının (Çoğunluğun) oyuyla seçilen ve bu seçilmişlerin aldığı kararlarla yönetilmeye demokrasi denir. Demokratik yönetimler de Demokrasinin temel prensiplerinin uygulanması gerekir. Hukukun üstünlüğü, düşünce özgürlüğü, fırsat eşitliği, farklı görüşte olan yurttaşların haklarının garanti altına alınmasıdır.

Türkiye kısmi bir demokrasiyle yönetilmekle birlikte, halk tabanın da demokrasi kültürü ve inancı tam olarak oturmamıştır. Daha da vahimi siyaset yapan bir kısım insanlarda da demokrasi kültürü ve inancının olmamasıdır. Siyasi partilerin olması ve seçimlerin yapılmasının demokrasi yönetiminin olduğunu göstermez. Ayrıca gerçek bir demokrat olmayan ama demokrasinin olanaklarını kullanarak iktidar olan bir takım politikacılar,  kısmi demokrasi ve özgürlüklerin verdiği fırsatı kötüye kullanarak veya suiistimal ederek demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ve özgürlükleri kaldırabilir veya kısıtlar. Bu tür davranışlar demokrasinin ve kültürünün tam olarak yerleşmediği toplumlarda olmaktadır. Geçmişte ve günümüzde, Türkiye de ve benzer ülkeler de, bunun çok sayıda örneklerini gördük ve görmekteyiz. Muhalif partilerin, fikirlerini, ülke için plan ve projelerinihalka duyurma, basın yayın imkanlarına sahip olma, eşit şartlar ve imkanlara erişim yolunun açık olması gerekir. Bu koşullar ve olanaklar sağlanmadığı taktir de gerçek bir demokrasi ve eşit seçimlerden söz etmek mümkün değildir. Kötü niyetli iktidarlar ve yandaşları devletin imkânlarını ülke ve halkın çıkarına değil kendi yandaşları ve muhalefeti bastırmak için kullandığı sıkça görülmüştür.

Demokrasiler, özgür ortamlar yaratır. Halkın ve ülkenin kalkınması için yeni siyasi aktörler ve partiler sahaya iner. Demokratik sistem buna zemin hazırlar ve teşvik eder. Yeni insanlar ve fikirler ortaya çıkar, yaratılan alternatifler tartışmayı ve daha iyiyi bulmayı sağlar.

Türkiye de yeni Parti kurmak özgürlük veya hak değil ihanet olarak nitelendirilmektedir. Türk aydını ve Türk entelijansıyası siyaset yapma imkanı bulamamaktadır. Türk siyası hayatı eğitimsiz, görgüsüz, yeteneksiz ve işsiz insanların kontrolündedir. Nitelikli insanları siyasete sokmuyorlar.  Ayrıca en tehlikelisi de Türk siyasi hareketlerinin çoğunluğu emperyalist ülkeler ve çeşitli yerli ve yabancı çıkar merkezleri tarafından yönetiliyor olmasıdır.

20-25 yıl seçim kazanamayan parti liderlerinin devam etmesi, hastalıklı rejimlerin, çağ dışı düzenin ve bozuk hukuk anlayışının sonucudur. Türkiye de mutlaka acilen çağdaş, demokrat ve adaletli seçim ve siyasi partiler yasasının çıkarılması gerekir. Eğitimsiz halka seçmen olmanın sorumluluğu ve yanlış seçimin ülkeye ve yurttaşlara nelere mal olacağı sonuçlarıyla birlikte anlatılmalıdır. Türk halkı eğitimsiz de olsa erdemlidir. Erdemli olmanın en önemli özelliği sağduyuya sahip olmaktır. Sağduyunun kısa anlamı ise, iyi ile kötüyü ayırt etme yeteneğidir. Doğulu halklarda din ve kültürel nedenlerle, batı da olduğu gibi hukukun üstünlüğü prensibine değil adalet düşüncesi hakim olmuştur. Adalet hukuka değil de kişilere ve arkaik düşünce ve ideolojilere dayanıyorsa objektif olmayabilir. Şark milletlerin de itaat kültürü vardır. Cemaat, tarikat zaviye ve tekke şeyhleri halkı istediği şekilde çıkarlarına uygun olarak yönlendirebilmektedir. Siyasi partiler oy almak için, binlerce seçmeni ikna etme yerine şeyhi ikna etmesi yeterli olmaktadır. Cemaatler akıl ve mantık ile değil cahil kesimi kendi çıkarları için kutsal değerleri istismar ederek organize etmektedir. Bu insanlarda itaat kültürü olduğu için şeyhleri ve kararlarını sorgulamamaktadır. Bu tür arkaik yapılanmalarda buyurucular ve karar vericiler ülkenin ve halkın değil tamamen kendi çıkarlarına uygun davranmaktadır.Bu sorunlar, maalesef son yirmi yıldır yoğun olarak yaşanmaktadır. İktidarlar, Türk halkın da demokrasi kültürünün yerleşmesi ve seçme hakkının önemini bir şekilde anlatması gerekir. Türk halkının onurlu milletler ailesinin kalkınmış bir üyesi olmasının en önemli koşullarından birinin demokrasi ile yönetilmek olduğunu idrak etmesinin sağlanması gerekir.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.