Alexa
Medya Siyaset

Türkiye’de Kadın Olmak!…

Türkiye’de Kadın Olmak!…

Türkiye’de kadın olmak; bir başka zordur dostlar… Daha doğduğunuz anda yenik başlarsınız yaşama…

Türkiye’de kadın olmak; dünyaya geldiğinde anne babanın yüzünde buruk bir gülümseme, annenin mahcubiyeti, babanın kederli bakışlarını görmektir…

Türkiye’de kadın olmak; toplumdan ayrıştırılmak gereksiz bir eşya gibi köşeye atılmaktır…

Türkiye’de kadın olmak; yeri gelince en kutsal varlık olan ana olmak fakat yeri gelince ezilen, sömürülen ve her şeye rağmen hayatını devam ettirmeye çalışan kişi demektir….

Türkiye’de kadın olmak; bazen küçük yaşta tarlada çalışmaktan, evlenip çoluk çocukla uğraşmaktan okuyamamak, ama bazen de öğretmen olup bilgi dağıtmaktır. Ama aynı anda öğrencisinden “sen kadınsın, ben senin anlattığın dersi dinlemem” cümlesini duymaktır…

Türkiye’de kadın olmak; okula gönderilmemek, çocuk yaşta evlendirilmek, üzerine kuma getirilmek, tecavüze uğradığında suçlanmak, töre cinayetine kurban gitmektir…

Türkiye’de kadın olmak; kocaman bir ikiyüzlülüğün, namussuzluğun en kırılgan öznesi olmaktır… Babanın, dedenin, amcanın, abinin tecavüzüne uğrayıp “komşunun oğluyla konuşuyormuş namussuz” gerekçesiyle öldürülmektir. Tecavüze uğrayıp hamile kaldığında yaşadıklarını derin bir solukla içine çekip, öz kardeşinin kurşunuyla ölmektir…

Türkiye’de kadın olmak; okula bile kampanyalarla gitmektir, o da baban her şeye rağmen kalbini temiz tutabilmiş biriyse…

Türkiye’de kadın olmak; okuyup meslek sahibi olsanız da eşinizden “…ben çalışmanı istemiyorum” ya da “sen burada otur erkek işine karışma! “ sözlerini duymanız demektir…

Türkiye’de kadın olmak; fikirlerinize saygı duyulmayı bir yana dinlenmemektir bile, hatta toplum içinde kahkaha atarak gülememek demektir… Her duygunuzu, düşüncenizi bastırmanız, içe atmanız demektir…

Türkiye’de kadın olmak; sokakta taciz, evde şiddet görmek demektir… “Kızımsın, seni dövmek boynumun borcudur” deyip döverler, “karımsın, döverim de severim de” derler. Sokakta bakışlara, ağza alınmayacak sözlere maruz kalmaktır. Güzelseniz ’namussuzsunuz’, çirkinseniz ’işe yaramazsınız’ görüşü hakim olur.

Türkiye’de kadın olmak; boynunda bir namus yaftasıyla dolaşmak zorunda bırakılmaktır… Namustur kadın… Namusun yüreklerde kaybolduğu noktada bacak arasında aranır çünkü namus…

Türkiye’de kadın olmak; ayıplarla baskılarla, ön yargılarla savaşmaktır…

Türkiye’de kadın olmak; baskıcı, ikiyüzlü, bir toplumda nefes almaya çalışmaktır…

Türkiye’de kadın olmak; hayatınızın her alanında var olabilmek için mücadele etmek zorunda kalmaktır… Hayatınızın her anında ”Ben de varım!” diye haykırmak istemektir. Birileri tarafından sesinin hep kısılmasıdır. Öteki olmaya zorlanmaktır. ”Nefes alıyorsak umut var demektir” derler ya, bu ülkede kadınsan ve tüm kötülüklere rağmen hala nefes alabiliyorsan umut değil de şansın var demektir.

Türkiye’de kadın olup, kadın kalmak güçlü olmak demektir… Çünkü Türkiye’de kadın olmak; her yerde ve hiç bıkmadan, kendinizi ezdirmeden mücadele etmektir.

Kadın olmanın bu ülkede ne anlama geldiğini aslında herkes biliyor, daha da fazla anlatmanın bir anlamı yok…

Oysa kadın berekettir. O’na sunduğunuz her şeyi misliyle geri verendir… Yüreği sevgi doludur, sorgusuz sualsiz sever, korkmaz, kaçmaz… Hatta batan gemide kaptandır, terk etmez gemisini… İstediği sadece sevgi, saygı ve güvendir… Köyde kadın olmak, kentte kadın olmak, dünyada kadın olmak, Türkiye’de kadın olmak, nerede olursa olsun kadın olmak zordur… Zordur zor olmasına ya, yine de güzeldir KADIN olmak… “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın!” diyen büyük önder ATATÜRK ise kadını anlayan kadına hak ettiği hakları sonuna kadar tanıyan eşsiz ve tek liderdi… Kadınlara saygıyla bakan gözlere sahipti o…

Kadın olmak bütünlük ister…  Kadın, kimliğin renginde değil, aklın rengindedir… Geçtiği her yerde kendini toplamaktır heybesine… Ve ardından bir ayak izi bırakmaktır… Ve kadın olmak, roman doğmaktır… Kadın olmak; kendi romanının kahramanı doğmaktır biraz…  Ve kadın olmak;  zırhları giyinmek, kalkanları kuşanmak, onur tabelasını üstünde taşımak ve yeri geldiğinde erkekten daha erkek olmaktır… Kadın olmak okyanusta damla değil, damlada okyanus olmaktır… Gökkuşağının ta kendisidir…

Türkiye’de kim ne derse desin çoğu erkeğin kaldıramayacağı kadar zor ve onurlu bir iştir. Zor zanaattir kadın olmak buralarda.

Dileğim Türk kadınlarının, Atatürk’ten aldıkları güç ile tüm baskılara karşı gelebilecek gücü bulmaları ve göstermeleridir…

Arzu KÖK

Arzu Kök

Arzu Kök

1972 İskenderun/HATAY doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini İskenderun'da, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü'nde tamamladı. Halen özel bir kurumda görev yapmaktadır. Yazı yaşamına Ulus Gazetesi'nde köşe yazarlığı ile başladı. Halen pek çok gazete, internet sitesi ve edebiyat dergilerinde yazılarıyla yer bulmaktadır
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Türkiye kızları ve kadınlarına adanmış baştan sona her cümlesi ve kelimesiyle tamamen gerçek ve güncel, tümüyle somut ve nesnel, derin bilimsel, emsalsiz ve rakipsiz insan ve vatansever ve en yürekten Atatürk’cü bir analiz ve sentez. Ulu ve kutsal, ulusal ve toplumsal GEZİ’nin tüm MELEKLERİNİN VE ERKEKLERİNİN simgesi ve sevgilisi olmuş bulunan KIRMIZILI KADIN resminin bu MUHTEŞEM analize ve senteze dahil edilmiş olması ayrı ve özel tebrike şayan. Çok değerli yazarı sevgili Arzu KÖK’ü yürekten duygular ve en iyi dileklerle kutlamak, kucaklamak, öpmek gerek.

BİR YORUM YAZ