Alexa
Medya Siyaset

Türkiye ‘nin Zor Günleri

Türkiye Esad düşmanlarına yardım etmek ABD’nin güdümünde politika yapmakla yanlış yapmıştır.

Türkiye ‘nin Zor Günleri

Türkiye zorlu günler yaşamaktadır. P.K.K.’nın Suriye kolu P.Y.D. Suriye’nin kuzeyinde kantonlar kurmuş Türkiye’mizi güneyden kuşatmıştır.

İlk bağımsız kantonunu Ayn’el-Arap’ta kurmuş, zamanla Afrin, Kamışlı ve Menbiç’te P.Y.D.’nin hakimiyetine girmiştir. Fırat’ın doğusuna geçmek ve Akdeniz’e ulaşmak amacındadır.

Abdullah Öcalan Suriye’de bulunduğu sırada boş durmamış Suriye kürtleri üzerinde de çalışmış, önemli bir kısmını P.K.K.’ya kazandırmıştır. O dönemde Suriye Devleti güçlü olduğu için Suriye’de Devlete  karşı eylemleri olmamıştır.

A.B.D.’nin Suriye’yi karıştırmasından önce Türkiye Suriye ile dosttur. Hatta Başbakanımız ile Beşar Esad arasında da dostlukvardır.Başbakanımız, Beşşar Esad’a “kardeşim Esad” demektedir.

Arap baharı hikayedir. Suriye’yi, Mısır’ı ve diğer Arap ülkelerini karıştıran A.B.D.dir. Arap halklarının demokrasi isteği değildir.

Libya, Tunus, Mısır ve Suriye’yi karıştıran, Suriye hariç diğer ülkelerin hükümetlerini deviren A.B.D. dir. A.B.D.‘nin çeşitli amaçları vardır. Orta Doğu’da kendisine direnecek güçlü Devlet istememektedir.A.B.D. ulusal devlettir ama Orta Doğu’nun ulusal devletleri etnik ve mezhep temelinde bölünmelidir.  A.B.D.’nin menfaatleri için bu devletler bölünmeli, ufalmalıdır.

Saddam bu sebeple devrilmiştir. Suriye de ayni sebeple  bölünmek istenmektedir. Kaddafi’nin yıkılış sebebi de aynıdır.

Orta Doğu’da devletler zayıf olursa A.B.D.’nin ve diğer batılı ülkelerin şirketleri, Orta Doğu’nun zenginliklerini ülkelerine daha rahat taşıyacaklar, A.B.D. Orta Doğu’dan Doğu Asya’ya uzanacak, petrole muhtaç Çin’in de önü kesilmiş olacaktır.

Atatürk batılı emperyalistleri iyi tanıyordu. Orta Doğu’nun stratejik önemi vardı. Orta Doğu ülkelerininyeraltı zenginlikleri de önemliydi. Busebeblerle büyük devletler Orta Doğu ülkelerini rahat bırakmazlardı.

Atatürk Balkan Paktını gerçekleştirmiş Türkiye’nin batısının güvenliğini sağlamıştı. Türkiye’nin doğusu ve güneyinde de bir dostluk ve güvenlik çemberi oluşturulmalıydı.

İran, Irak ve Afganistan’la ilişkilerimiz iyi idi. 1934 yılında İtalya Habeşistan’ı işgal etmişti.İtalya’nın Habeşistan’ı işgali üzerine, Türkiye İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı yapılır.

A.B.D. ingiltere ve belki İsrail istihbarat örgütlerince Suriye karıştırılınca, Türkiye, Suriye dostluğunu  sona erdirdi. Uzun süre A.B.D. paralelinde politika izledi.Esad’ın iktidardan düşürülmesini amaç edindi. Hatta Şam’da Emevi Camisi’nde namaz kılmaktan dahi bahsedildi. Oysa bu politika Türkiye’nin menfaatine uygun değildi.

Bu arada Işid ve El Nusra gibi İslam adına çarpıştklarını iddia eden terör örgütleri de Suriye’nin bazı  bölgelerini işgal ettiler. Işid işgal ettiği Rakka’yı başkenti ilan etti.

Abdullah Öcalan’ın Suriye’de örgütlediği Salih Müslim’in liderliğindeki P.Y.D.’ye fırsat doğmuştu. Esad kuvvetleri ülkesine saldıran Ö.S.O., Işid, El Nusra gibi  terör örgütleriyle çarpışıyordu. P.Y.D.’ye kuvvet kaydıracak durumda değildi.

P.Y.D. fırsatı kaçırmadı. Önce Ayn El Arap’a elkoydu. Burada müstakil bir kanton oluşturdu. Ayn El Arap’la kalmadı.Afrin ve Kamışlı’da hakimiyetini sağladı. Plan çok açıktı, kantonlar kuracak sonra bu kantonları birleştirecek,Türkiye’yi güneyinden kuşatacak, Abdullah Öcalan‘ınhayalinikurduğu dört parçalı Kürdistan’ın bir parçası böylece gerçekleşmiş olacaktı.

Türkiye P.Y.D.’nin bu hamlelerine başlangıçta sessiz kaldı. O tarihte açılım süreci sonlandrılmamıştı. Hatta zamanın Başbakanı bir konuşmasında: “Benden selam olsun Kobani’ye” dedi ve Ayn El Arap’ta müstakil kantonlar kuran P.K.K.ve P.Y.D. teröristlerini selamladı. A.B.D., P.Y.D.’nin kendi kara ordusu olduğunu ve P.Y.D. Nin terörist örgüt olmadığınıduyurdu. P.Y.D.’yi en modern silahlarla donattı.

Rakka operasyonuna Türkiye’nin ısrarlı talebine rağmen katılmasını kabul etmedi. Rakka operasyonunu  P.Y.D. ile yaptı.

A.B.D. kağıt üzerinde müttefikimizdir. İncirlik Üssü bizimdir. Müttefikimiz A.B.D.’nin kullanımına verilmiştir. Diyarbakır’da da Amerikan üssü vardır. P.Y.D., P.K.K.’nın Suriye koludur. A.B.D., P.K.K. ve P.Y.D.’nin amacının ne olduğunu çok iyi bilir. Buna rağmen A.B.D., P.Y.D.’ye binlerce tırla en modern silahları taşıdı ve teslim etti. Bu silahlar Işid’e kullanıldığından daha çok Türkiye’ye karşı kullanılmak için verilmiştir.

Bu bilinen bir gerçektir. Türkiye A.B.D. ile ilişkilerini gözden geçirmeli yeni bir politika geliştirmelidir. A.B.D. müttefikimiz değildir. A.B.D. çıkarlarının müttefikidir.

İncirlik Üssü bizimdir. Tırlara yüklenen silahlar hangi yolla gelmektedir, tırlar nerede yüklenmektedir. Türkiye bu konuyu araştırsın ona göre bir tedbir alsın.

Konu çok uzundur Ancak  fazla uzatmak istemiyorum.

Lozan Antlaşması hükümlerince Süleyman Şah Türbesi ve  bulunduğu alan bizim toprağımızdır.Orada karakolumuz ve askerimiz bulunmaktadır. Işid’in Süleyman Şah Türbesi’ne zarar vereceği anlaşılınca Türkiye Süleyman Şah‘ın türbesinibir gecede yerinden aldı ve Türkiye sınırına taşıdı. Türbeyi Işid’den kaçırdı. Zamanın Başbakanı türbenin Işid’den kaçırılışını milletimize büyük bir başarı gibi anlattı.Türbenin bulunduğu toprak, bizim toprağımızdı, orada askerimiz vardı, bayrağımız dalgalanıyordu. Suriye Işid’e karşı orayı korumaktan acizdi ancak Türkiye aciz değildi.Türkiye yapması gerekeni yapmadı. Biz toprağımızı korumalıydık.Suriye’ye asker soktuk, ancak toprağımızı korumak için sokmadık. Süleyman Şah Türbesi ve bulunduğu alanı korumak için Suriye’ye kuvvetli bir askeri birlikle girebilirdik. Suriye’ye kendi toprağımızı korumak için girdiğimizden, Birleşmiş Milletler Teşkilatı da sesini çıkarmazdı. Eğer Türkiye Süleyman Şah’ın sandukasını Türkiye sınırına taşımak yerine Süleyman Şah Türbesini ve türbenin bulunduğu alanı korumak için Suriye’ye askerimizi soksaydık, Işid’in Türkmenleri ezmesiP.Y.D.’nin ilerlemesi engellenirdi. Menbiç de bizim kontrolümüzde olurdu.

Benim düşüncem böyle.

Türkiye Esad düşmanlarına yardım etmek A.B.D.’nin güdümünde politika yapmakla yanlış yapmıştır.

Süleyman Şah Türbesini Türkiye sınırına taşımakta yanlıştır .Başka yanlışlar da vardır.Türkiye ardarda yapılan bu yanlışlar sebebiyle P.K.K. tarafından kuşatılmıştır.

Şimdi A.B.D’yi suçluyoruz.A.B.D. P.K.K.’ya yardıma yeni başlamadı. Senelerdir P.K.K.’ya yardım ediyor.Amacı da bellidir.

Beni endişelendiren bir konu daha var,

Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım senelerdir mücadelesini veriyor. Lozan Andlaşması’nda Türkiye’ye bırakılan küçük adacıklar ve kayalıklar 2004 yılından beri Yunanistan’ın işgali altındadır. Türkiye Yunanistan’ın işgal etmesine sessiz kalmıştır. Türkiye Yunanistan’ın adaların işgaliyle ilgili açıklama da yapmamıştır.Acaba adalar Yunanistan’a mı bırakıldı? Adaların Yunanistan’a bırakıldığını aklım kabul etmiyor ama Aydın Muğla ve İzmir illerimiz hudutları içinde bulunan önemli 18 adayı Yunanistan’ın işgal ettiği, bu işgale Türkiye’nin sessiz kaldığı da gerçektir.

Asıl önemli olan Yunanistan’ın bu adaları silahlandırmasıdır.Ümit Yalım’ın tesbitine göre işgal ettiği adalara 5000 asker yerleştirmiş.Yunanistan bu küçük adalara çok önem veriyor. Savunma Bakanı, ordu komutanlarıhatta Cumhurbaşkanları bu adaları sık sık ziyaret ediyorlar, askerleriyle hatıra fotoğrafı çektiriyorlar.

Lozan Andlaşması hükümlerine göre Yunanistan Ege adalarını silahlandıramaz.Yunanistan, andlaşma hükümlerini yok sayıyor.

Abdullan Öcalan Suriye’de iken en çok Yunanistan’ın ilgisini çekmişti. Bir Yunan generali Abdullah Öcalan’ı Suriye’de ziyaret etmiş, Yunanistan’da P.K.K. kampları kurulmuştur. Yunun subaylarının eğittikten sonra, eylem yapmaları için Türkiye’ye gönderdikleri P.K.K. teröristleri eylem yapamadan silahları ile İzmir ve Ankara’da yakalanmışlardı. Bunları o tarihlerde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde çalışıyor olmam sebebiyle biliyorum.

Şimdi şunu düşünüyorum. Türkiye, ABD’ nin silahlandırdığı PKK, PYD ile Suriye’de mücadele ederken Türkiye’ye saldırır mı?

Saldıramaz diye düşünüyorum.Ama neden bu kadar silahlanıyor? Saldırmayı da düşünebilirler diyorum Saldırmazlar da diyemiyorum.

Türkiye gerçekten sıkıntılı günler yaşıyor.Türkiye bu güleri de atlatır. Ancak bugünden sonra yanlış yapma lüksü yok. Yoksa bedeli ağır olur.

Talat Şalk

Emekli Cumhuriyet Savcısı

Talat Şalk

Talat Şalk

USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) İç Güvenlik ve Hukuk Uzmanı'dır. Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden emekli olan Talat Şalk, PKK lideri Abdullah Öcalan'ı İmralı'da sorgulayan savcıdır. Şalk'ın çok bilinen davalarından biri de Beyaz Enerji olmuştur. "İmralı'da Öcalan'a Soruldu" adlı kitabın yazarıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ