Alexa
Medya Siyaset

Türkiye Topa Yumuşak Giriyor, Acaba Neden?

Türkiye Topa Yumuşak Giriyor, Acaba Neden?

Trump yönetimi zor durumda. Zira;“boşa koyuyorlar dolmuyor, doluya koyuyorlar almıyor”.ABD, gerçekten iki arada bir derede kalmış durumda.

Rejiminin her türlü kötü siciline, tüm dünyada bu rejime karşı yükselen tepkiye ve son olarak Cemal Kaşıkçı’ya karşı işlenen hunharca cinayete rağmen;ABD küresel ve Ortadoğu’ya ilişkin bölgesel çıkarları gereğince,Suudi Arabistan’ı desteklemekten vazgeçemiyor.

Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da öldürülmesinin hiçbir özel anlamı yok! Suudi Arabistan muhaberatı (istihbarat örgütü),Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kaldırılması işinin, gönüllü olarak sürgünde yaşadığı Amerika yerine, ilişkileri nedeniyle sık sık geldiği Türkiye’de yapılmasının daha kolay olacağını değerlendirdi. Suudi Arabistan’ı fiili olarak yöneten 33 yaşındaki Veliaht Prens Muhammed bin Salman, acımasız bir despot. Muhalif olan gazetecileri, iş adamlarını ve hatta kraliyet ailesinin prenslerini tutuklatıyor, ölüm emri veriyor ve ortadan kaldırıyor.

Başbakanı Bile Sorguladılar, Cemal Kim ki!

Suudi Arabistan’daher şeyin kaderi, 33 yaşındaki Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın iki dudağı arasında. Daha geçen sene ülkesini ziyarete gelen Lübnan Başbakanı Hariri’yi alıkoydu, sorguladı, kısmi şiddeti de içeren baskı yaptı,istifa ettirdi ama tüm dünyada yükselen tepki ve ABD’nin araya girmesiyle, 17 gün sonra serbest bırakarak ülkesine gönderdi.Lübnan’a dönen Hariri ise tekrar görevine başladı.

Demem o ki; Cemal Kaşıkçı kim ki! Muhammed bin Salman bir başka ülkenin başbakanına dahi aynı şeyleri yapmaya kalkıyor! Bu pervasızlığın nedeni; kendi ülkesi içinde kendisini kontrol edecek ve dengeleyecek hiçbir demokratik mekanizmanın olmaması, daha da önemlisi en büyük küresel güç olan ABD’yi arkasında hissetmesi ve Trump yönetimi ile çok sıkı ve samimi ilişkiler içinde olmasıdır.

Bu Bir Tesadüf Değil!

Muhammed bin Salman’ın etkili muhalifi olan Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan muhaberatı tarafından hunharca katledilmesi işi 2 Ekim 2018 tarihinde gerçekleşiyor. 3 Ekim 2018’de ise ABD Başkanı Trump bir konuşması sırasında; “ABD’nin desteği olmadan Suudi Arabistan Kralı’nın koltuğunda iki hafta bile kalamayacağını” söylüyor. Yani Trump, Suudi Arabistan’a ve Muhammed bin Salman’a mesaj veriyor; “durumdan haberimiz var” diye.

Buna sadece bir tesadüf diyorsanız, size katılamam. Bana sorarsanız;Amerikan istihbaratı 2 Ekim’de,Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda gerçekleştirilen cinayeti tespit etti ve Başkan Trump’a rapor etti. Çünkü biliyoruz ki;ABD istihbaratı dost veya düşman olsun, küresel olarak önemli olan her yeri dinliyor ve gözetliyor. Almanya Başbakanı Merkel’i dinleyen, NATO üyelerini gözetleyen ABD,Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nu dinlemez mi?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durumu Özetlemiş

Kimse bu olayın bu kadar büyüyeceğini ve kontrolden çıkacağını tahmin etmedi. Olayın büyümesinin nedeni ise hunharca bu cinayetin işlendiği ülke olan Türkiye’nin topa girmesiydi. Esasında;Türkiye’yi yöneten iktidar topa çok yumuşak girdi ve hala bu yumuşaklığını ve esnekliğini muhafaza ediyor. İktidarın amacı çok açık; bu olayı ABD ile ilişkileri düzeltmek ve iflas durumuna gelen ekonomiyi rahatlatmak için Suudi Arabistan’dan yüklü miktarda para almak.

Bu gerçeği en yalın biçimi ile Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik; “Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı olayı nedeniyle zor durumda olduğunu, Türkiye’nin ise Cemal Kaşıkçı vakasını deşmeyip, Suudi Arabistan Kralı Salman’a yardımcı olduğunu” söyleyerek durumu açıklamış.

Türkiye Ne Yapmalıydı?

Halbuki Kaşıkçı’nın ülkemizde katledilmesi, hafife alınabilecek ve “vakayı deşmemeyi” düşünme gafletinde bulunulabilecek bir olay değildir. Türkiyebunları derhal yapmalıydı, hala da yapmalıdır:

  1. Suudi Arabistan konsolosluk personelinin tümünü istenmeyen adam (personanongrata) ilan etmeliydi.
  2. Türkiye,Riyad Büyükelçisini geriye çağırmalı ve şimdilik diplomatik temsil seviyesini düşürmeliydi.
  3. Konuyu görüşmek üzere,Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini toplantıya çağırmalıydı.

Evet, Suudi Arabistan ABD için şimdilik vazgeçilmez ve Ortadoğu’da, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Körfez’de ve İran’a karşı mücadelede, ambargoda, yaptırımlarda, hatta savaşta Suudi Arabistan’a ve onun despot ve çağdışı yönetimine çıkarları açısından çok ihtiyaç duyuyor.

Günah Keçisine İhtiyaç Var

ABD’nin, tek kutuplu dünya düzenini sonsuza kadar sürdürmek, dünyanın siyasi, ekonomik ve askeri ağırlık merkezinin doğuya yani Asya-Pasifik Bölgesi’ne doğru kayışını durdurmak için sürdürdüğü küresel savaşın finansmanında bile Suudi Arabistan’ın parasına çok ihtiyacı var. Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle Suudi Arabistan’a kuvvetli reaksiyon gösterse ve yaptırım uygulasa; petrol fiyatları uçar ve İran’a karşı uyguladığı yaptırımlar çöker. Yani; “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” misali,ABD çok zor durumda! Bu nedenle Washington’dan Riyad’a ve Ankara’ya yönelik telefonlar susmuyor. ABD Dişişleri Bakanı Mike Pompeo, olayı asgari zararla çözmek ve kapatmak için mekik diplomasisi yapıyor.

Suudi Arabistan’ın suçu kabul etmesinin ve “bu iş kazayla oldu”demesinin eli kulağında. Ama Trump yönetimi de Amerika’da zor durumda. Senato ve Temsilciler Meclisi, ABD derin devleti ve medya,Suudi Arabistan’a karşı tedbir alınmasını ve cezalandırılmasını istiyor. Trump’ın damadı ve danışmanı Yahudi Kushner ve İsrail ise Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın zarar görmesini istemiyor. Sonuç olarak; bu olayın üstü kapatılacak ve soğumaya bırakılacak ama suçu üzerine yıkacakları bir günah keçisine ihtiyaç var.

 

Türker Ertürk

Türker Ertürk

1957 yılında Trabzon’da doğan Türker Ertürk, ilköğrenimini İstanbul’da, orta öğrenimini ise Ankara ve Trabzon’da tamamladı. 1971'de Heybeliada’da bulunan Deniz Lisesi'ne başladı. Lise ve müteakiben o zaman yine Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulu mezuniyetinin ardından, 1979 yılında subay olarak donanma saflarına katıldı. 2008 – 2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yaptı. Bu görevde de birçok projenin gerçekleşmesini sağlayan Ertürk, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı icra edilen psikolojik savaşta komutanlarının bu süreci iyi yönetemediği ileri sürerek 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etmiş ve mücadelesine siyasi yaşamda devam etme kararı vermiştir. Türker Ertürk askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra birçok televizyon ve radyo programına katılmış, makaleleri yayınlanmış, çok sayıda konferansta konuşmacı olarak katılmıştır. Özden Ertürk ile evli olan Türker Ertürk'ün Deniz Sinem Ertürk İlhan ve Berrak Ertürk adlarında iki kız çocuğu vardır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Baştan sona her cümlesi ve kelimesi tamamen BELGESEL, MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir tenkid ve teşhir. Çok değerli ve sevgili SERDAROĞLU’nun öpülesi usta eline, çok tatlı diline, gerçek vatansever kalbine ve dahi kalemine en uzun bir ömür boyu sağlık ve esenlik.

BİR YORUM YAZ