Alexa
Medya Siyaset

Türkiye’de Kadın Olmak

Türkiye’de Kadın Olmak

Yasaklar içinde büyür, ayıplarla korkutulur.

Karanlıkta bırakılır.

“Kancık” kabul edilir.

Alınanı giyer, verileni sürer.

Gitme denilen yere gitmez, geçme denilen yerden geçmez.

Hem özünden, hem sözünden uzak tutulur.

Bedenini tanıyamaz, cinselliğini yaşayamaz.

Ailesinin münasip gördüğü ile evlenir.

Kendisi bilmez, beyi bilir.

“Kocandır, sever de, döver de” anlayışı ile yetiştirilir.

Evin hizmetçisi, mutfağın pişiricisi, kocanın gece eğlencesidir.

Karnında “sıpa”, sırtında “sopa” eksilmeyendir.

Erkek doğurursa övünen, kız doğurursa yerinendir.

Kocasından sonra uyanırsa, kapıya konulandır.

***                  ***

Evlenmezse “ev de kalmış”, boşanırsa “dul”;

Gülerse “oynak”, gezerse “sürtük”, erkek arkadaş edinmişse “kaltak”;

Kısa giymişse “hafif meşrep”;

Konuşursa “terbiyesiz”, buluşursa “orusbu” sayılandır.

***                  ***

Türkiye’de kadın olmak zordur.

“6 yaşındaki kızla evlenilebilir” diyen din adamının olduğu bir ülkede kadın olmak zordur.

“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek” açıklamasını yapan bakanın olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

Aynı işi yapmasına karşın, erkeğe yüksek, bayana az maaşın verildiği bir ülkede, kadın olmak zordur.

Soru soran basın mensubu kadına, “kız mıdır kadın mıdır bilmem” yanıtını veren bakanın olduğu ülkede, kadın olmak zordur.

Karakolda sözle, eylemlerde elle tacize maruz kalan bayanların olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

“Tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar,” diyen bakanın olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

Ninesi yaşındaki kadına tecavüz eden gencin bulunduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

6 yaşındaki kuzenine tecavüz edip, sonra öldüren sapıkların olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

İnternet bağlantısı yapmak üzere gelen görevlinin, ev sahibine tecavüz ettiği bir ülkede, kadın olmak zordur.

Evi basıp, nişanlısını bıçaklayan delilerin olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

Boşandığı eşini, hala “karısı” gibi gören manyakların olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

Evine gitmek üzere dolmuşa binen genç bayanı, ormana kaçıran şöförlerin olduğu bir ülkede, kadın olmak zordur.

“Bana gülmüştü”, “mini etek giymişti”, “tahrik olmuştum” savunması yapan canavara, ceza indiriminin yapıldığı bir ülkede, kadın olmak zordur.

***                  ***

Kadın; anadır, bacıdır, çocuktur, teyzedir, haladır…

Kadın; eştir, aşktır, sırdaştır, arkadaştır…

Kadın; sevgidir, saygıdır, sevdadır…

Kadın; birliktir, dirliktir, tümlüktür…

Kadın; sabırdır, özveridir, hoşgörüdür…

Kadın; yuvadır, evdir, şefkattir, vatandır…

Kadın; insandır, dünyadır…

Kadın; cenneti ayaklarının altında yaşatan anadır.

Kadınları özgür olmayan milletlerin haline bakınız.

Servetlerini bile korumaktan acizler.

Emperyalizmin oyuncağı olmuşlar.

Akıl yok, bilim yok, fen yok; eğitim sıfır, kültür sıfır, kişilik sıfır.

Neşet Ertaş ne güzel özetlemiş:

“Kadın insandır, biz insan oğlu.”

Atatürk, kadınlarımız için diyor ki; “Onlar, Türkiye Cumhuriyeti’nde en saygıdeğer bir konumdadır, her şeyin üzerindedir, yüksek ve şerefli bir varlıktır.

Tarihin başlangıcından beri insanlık evrelerinde her ne görürseniz her şey, dünya yüzündeki her şey kadının eseridir.

Toplumsal hayatın esasıdır o, milletin kaynağıdır.

Ülkemizin varoluş sebeplerini kadınlar hazırlamıştır, hazırlamaktadır. ”

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ