Alexa
Medya Siyaset

Türkiye’nin Çıkmaz Sokakları ‘Rahip Brunson’

Türkiye’nin Çıkmaz Sokakları ‘Rahip Brunson’

ABD’li Rahip Brunson casusluk ve terör örgütüne yataklıktan tutuklandı.

Buraya kadar görüntü normal. Bundan sonra hikaye farklı boyutlarda gelişti. Ne dendi: Al rahibi ver Fetö ‘ yü.  ABD tarafından Türkiye muhatap dahi alınmadı. Aradan zaman geçti ABD’de Halk Bankası yolsuzluğundan tutuklu Hakan Atilla”yı ver, al rahibi, o da olmadı, al rahibi ambargoyu kaldır dendi ama ABD’de tık yok.

Aksine yeni yasaklamalar getirdi. Örneğin T.C Vatandaşlarına vize vermemek, demir çelik ürünlerine ek vergiler koymak gibi. Sessiz ve derinden giden ABD tepkisini başka yollardan da verdi. Ne yaptı? Türkiye’nin güney doğusunda Kürt devleti yapılanmasını sürdüren teröristlere ağır silahlar verdi. Sen misin Rahibi mi tutan bende müttefikim olarak senin altını oyarım, ambargo koyar seni köşeye sıkıştırırım dedi ama biz cesur milletiz ya, kapı gibi diplomamız yok ama kim korkar senin ambargondan diyerek malum naraları attık. Hamaset yaptık. Ekonomik krizi davet ettik. Diplomasi efelikle hamasetle  gerçekleştirilen bir alan değildir. Öncelikle çok iyi bir arşive sahip olmak ister. Arşivimiz yok mu? Olmaz olur mu hiç. Balkanların,  Ortadoğu’nun en kapsamlı arşivi elimizde idi. Ne yaptık? Türkiye’nin kalbi Genel Kurmay Arşivini-Kozmik odayı Fetö örgütünün yıkıcı ellerine teslim ettik. Peki bu arşiv malzemesi ne oldu? Fetö örgütü kanalıyla en başta ABD’nin hizmetine sunuldu.  Türkiye’nin stratejik planları ABD’nin eline geçmiş oldu. Artık Türkiye ne dost, nede stratejik ortaktı. ABD – TÜRKİYE  ilişkileri karşılıklı güvenini kaybetti, pamuk ipliğine  döndü. ABD askerimizin başına çuval geçirerek Türkiye’yi aşağılayarak uyardı.  Türkiye’den tık ve tepki yok. Bütün bunlar, bugünlerin habercisi idi hamasetten ve  algı yanıltmasında kurtulamayan siyasetin bugün düştüğü durum hicap vericidir.

Gelelim rahibin serbest bırakılmasına. Nasıl ve ne gibi pazarlıklar yapıldı ise, ABD basını günler önce rahibin serbest bırakılacağını dünyaya ilan etmişti. Nitekim de öyle oldu. ABD, tahliye kararından önce  rahibi almak için uçak bile göndermişti. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir derler. Uçağın gelmesi zaten tahliyenin olacağının garantisi idi. Şimdi hamaset yapanlara soralım? Türkiye’de adalet var mı? Bu tahliyenin arkasından neler gelecek? Ambargo mu kalkacak, Hakan Atila mı serbest bırakılacak, Fetö mü Türkiye’ye iade edilecek. Okuyucu olarak sizce bunlar olabilir mi?

Geçmişin çok kısa bir muhasebesini yapalım : kısaca hamasetten  hezimete nasıl geldik ona bakalım. Açılım dedik kanla  bitirdik. İçimizde çok büyük yara açtık. Teröristin ayağına bağımsız Türk Mahkemesinin götürdük.  Yaralı olan adaleti daha da yaraladık, yerle bir ettik. Terörist Kürt devleti bayrağını Türkiye’nin kalbi Ankara’da 1200 odalı muhteşem sarayda göndere çektik, teröristin ayaklarına kırmızı halı serdik. Dış politikada bataklığa saplandık. Soğuk Savaş döneminde bile yaşanmayan itibarsızlıklara Türkiye’yi muhatap ettik. Stratejik derinlik diyerek Türkiye’nin “Yurtta barış, Dünyada barış” stratejisini yok ederek,  içte ve dışta düşman kazandık. Tunus ‘ tan kovulduk,  Mısır elçimizi istenmeyen adam ilan ederek sınır dışı etti. Libya Türk şirket ve işçilerini ülkesinden çıkardı. Irak’ta falso üstüne falso yaparak ilişkilere dinamit koyduk. Ya Suriye? Tam anlamıyla fiyasko ve bataklığın içine saplandık. Ya Rusya ile ipleri kopardık,  uçak düşürdük.  Sonrada iki gözü iki çeşme Rusya’ya ağladık.  Durumu çok iyi değerlendiren Rusya bundan yaralanarak Türkiye’yi batıdan kopardı, kendine ticari alanlar açtı.  Artık Rusya’nın ağzına bakar olduk. Yunanistan’ın 20 ye yakın kayalık ve adayı işgal etmesini görmemezlikten geldik .Tepki ile vermedik. İsrail ile ne yaptığımızı bilmiyoruz bile. Her an kriz çıkarmaya hazır vaziyetteyiz. Evet tablo hazin, hazin olduğu kadarda içler acısı ve karanlık. Al papazı ver Fetö’yü derken, elimizin boşta kalacağını bile düşünemedik.. Batı ülkeleri bakanlarımızı ülkelerine almadı, elçilerimizi sınır dışı etti. Unutuldu mu bunlar? Türkiye’nin kalelerinde gedikler açılmış bulunuyor. Çok yakında şu Kıbrıs’ı Yunanistan’a ver değil vereceksiniz derlerse hiç şaşırmayalım.

Siyasal İslam’ı gerçekleştirmek için onursuzda olsa her şeye evet dedik.  İçte halkımızı böldük,  kutuplaştırdık. Yolsuzlukların üzerine sünger çektik. Atatürk Cumhuriyeti yıkılsın da ne olursa olsun diyerek Türkiye’yi eşi görülmemiş bataklık ve uçurumun kenarına getirdik. Kim yaptı sorusunu sormayalım. Siyasal İslâm’ın gerçekleşmesi için bunların yapılması gerekiyordu ve çok başarılı olarak gerçekleşti. Gerisi lafügüzap! Tebrik etmek lazım ?

Bütün bunları sizlerde biliyorsunuz. Bilinmeyen şeyler değil.  Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür özdeyişinden hareketle anımsatalım istedik. Unutmayalım, unutturmayalım. Hiç bir şey yapamıyorsak bunu yapalım. Gelecek nesillere bu günün yalanlarını değil, gerçeklerini anlatabilirsek görevimizi yapmış oluruz. Duyarsız kalırsak Siyasi İslamcıların ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

Machiavellizm’den günümüze Ahlak ve siyaset üzerine

* Amaca ulaşmak için her gayrimeşru yol mübahtır. 15. yüzyılda söylenen bu söz siyasetçiler tarafından harfiyen uygulanmaktadır. Mükerrer oy kullanma, trafoya kedi girdi diyerek sandıkları kaçırmak amacıyla elektriklerin kesilmesi gibi tescillenen seçim hilelerine başvurmak

* Siyasetçiler hem sevilmeli, hem de kendisinden korkulmalıdır. Sevilmek ve korkmak bir arada olmayacağına göre: korkulmalıdır. Türkiye bu korkuyu yoğun olarak yaşamaktadır. Gazaba uğramamak için halk suskundur.

* Siyasetçi için merhamet, doğruluk, cömertlik, insaniyet gibi huylar tehlikelidir. Ama yöneticiler bunlar varmış gibi görünmelidir. Doğruluk mu dediniz, ya merhamet? Merhamet, doğruluk, cömertlik olduğu zaman dünya cennet, insanlar mutludur. Türkiye’de bunları düşünmek fantezi olup, gericilerce  haramdır.

* Siyasetçiler faziletli görünmeye çalışmalıdır. İhtiyaç anında ahlak dışı davranışlarda bulunmaları gerektiğini bilmelidir. Olmayan fazilet her zaman doğruluk ve ahlak dışı davranışların kaynağı olmuştur. Yolsuzluk, kul hakkı yeme, devlet malına ihanet olan yerde fazilet ten söz etmek gölü mayalamaktır. Ya tutarsa demektir,

* Ahlaklı ve dürüst olmak bir siyasetçi için lükstür. Bunlar özel değerlerdir, siyasetçiler bunların peşinden koşmamalıdır. Demek ki 15.yüzyılda ahlak ve dürüstlük varmış. Aradan geçen 6 yüzyıl bunları erozyona uğratmış yok etmiştir. Ahlaksızlık tavan yapmış, dürüstlük dibe vurmuş ortamın siyasetçilerinden, yöneticilerinden  Allah vatandaşı kurtarsın. Machiavell; siyasetçilere, yöneticilere, krallara, hacılara, hocalara, ağalara, şeyhlere , cin ve şeytan çıkaranlara, beylere çok haksızlık etmiş. Bizim insanımız çocuk istismarı yapmaz, çocuk evliliği yapmaz, kadınları katletmez, öyle bankaların içini boşaltmak, harama uçkur çözmez, helal gıda varken domuz eti yemez, kendi gibi düşünmeyenlere  öteki demez, ayrılıkçılık, bölücülük nedir bilmez, kul hakkı yemez, haksız yere vatandaşlarını hapishanelerde çürütmez….. Ne sandınız? Burası namı diğer Yeni Türkiye. Her an her şeyin olabileceği Yeni Türkiye. Çünkü vatandaşa ‘’Al ananı da git’’ denilen Yeni Türkiye.

Siyasetçiye, yöneticiye, vatandaşa, sonradan görmelere, çevre katliamı yapanlara, hastasını ameliyat ettiremeyenlere, işsiz kalıp bunalıma girenlere, evine ekmek götüremeyenlere, çocuğunun kalemini defterini alamayanlara, sabit gelirliye, işçiye, emekliye, çiftçiye, üreticiye, Suriyeli beslemelerin hışmına uğrayanlara, herkese kolay gelsin.

Medya Siyaset
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ