Alexa
Medya Siyaset

Türkiye’nin Gündemi Dünya Gündeminin Çok Gerisinde

Türkiye’nin Gündemi Dünya Gündeminin Çok Gerisinde

Maalesef Türkiye ‘de uygulana gelmekte olan siyasal sistem beyinleri dumura uğrattı. Yazma, konuşma kısıtı, baskı nedeniyle çok sayıda değerli beyinler ne yazabiliyor nede konuşabiliyor.

Tek açık kapı siyasetçilerin yanlışlarını doğru gibi halka yansıtmak. Siyasetçinin egosunu tatmin için yalakalık yapmak. Dünya her alanda çok hızlı gelişmeler yaşıyor. Tabular kırılıyor, yeni buluşlar ortaya çıkıyor, insanların hayatı değiştiği gibi tehlikeye de giriyor. Türkiye gibi çağdaş eğitim ve yaşamdan koparılmış olan toplumlar ise yavan düzeyde sadece günü kurtarmayı düşünüyor, köleliğe mahkum ediliyor. Dünya küresel iklim krizi içinde.

Biz bu konuda hiç kafa yoruyor muyuz? Zinhar.

Nede olsa tevekkül sahibiyiz. Ne gelirse Allah’tan deyip yan gelip yatıyoruz. Dünyanın sonunu insanoğlu kendisi hazırlıyor. Seller, depremler, volkanlar, fırtınalar, kuraklık, buzul erimesi gibi öldürücü doğal afetleri yaşıyoruz. Türkiye ise son dünyanın sonunun gelmesini hızlandıranlardan biri Rant uğruna yeşil alanlar talan ediliyor, çevre kirletiliyor, karbon salınımı almış başını gidiyor. Hava, su, toprak üçlüsü alenen katlediliyor. Bitki örtüsü ve yaban hayatı sizlere ömür. Adam çıkıyor kız çocuklarının erken evlendirilmesi üzerine fetva veriyor. Hiç bir fetvacı çevreyi kirletmeyin, havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkalım, insanlara tecavüz etmeyelim, hak yemeyelim, adaletten ayrılmayalım, hayvanlara, canlılara eziyet etmeyelim ve benzeri fetvalar veriyorlar mı.  Tam aksine kadın, çocuk ve hayvan tecavüzlerini görmemezlikten geliyorlar. Çevre kirliliği  büyük tehlike oluşturuyor. Hatta teşvik ediliyor. Siyasetçiler, yasa uygulayıcılar ise göz yumuyor, görmemezlikten geliyor.

Günümüz Türkiye toplumu tam bir çıkmazda. Kendi çıkarı için yanlışların peşinde gidiyor. Akıl, havsala almaz boyutta gelir eşitsizliği içindeyiz. Toplumu tarafgir sosyal medyadaki beğenilere göre yönetilen toplumsal bir hiyerarşimiz var. Gelişmekte olan otomasyon insan emeğini devreden çıkarıyor ve gelecekte insanları işsizliğe ve açlığa mahkum ediyor. İnsanımız ise ‘’atı aldım Üsküdar’ı geçtim’’ ya gelecekten bana ne aymazlığı içinde. Polis gittikçe sertleşiyor, militarist oluyor. Gelecekte insanları baskı altında tutacak pozisyonunu güçlendiriyor. Hiç tepki veren var mı? Toplum umutsuz, toplum bezgin. Her yerde vatandaş kameralar vasıtasıyla izlenirken, tele kulaklarca dinleniyor. İnsansız hava araçları vasıtasıyla  bireyin geleceği büyük ölçüde tehlikeye giriyor. Gelişmiş ülkeler başka gezegenlere taşınmak için teknoloji geliştirirken bizim için bunları düşünmek değil düşünebilmek bile fantezi. Sonuç olarak Türkiye siyasal İslam rejimi altında insanımıza ‘’bir lokma bir hırka’’ bile çok görülüyor. Bir avuç yandaş zengin daha da zenginleşip büyürken geride kalanlar her geçen gün daha da fakirleşiyor, enflasyon canavarınca eziliyor, fakirleşiyor, yoksullaşıyor. Grevi, lokavtı olmayan, işsizliğin ve enflasyonun kronikleştiği bir Türkiye’de siyasi baskı, algı yanılması, dinin siyasete alet edilmesi, korku halkın beynini dumura uğratmış durumdadır. Halk günü kurtarmayı, akşama evine ekmek götürüp götüremeyeceğini düşünmektedir.

Başka bir olayda halkın tepkisizliği. Oldukça vahim bir olay, araştırılması gerekir.   Son kağıt zamlarından örnek verelim. Giresun-Aksu, Zonguldak-Çaycuma, Bartın, Kastamonu Taşköprü, İzmit, Muğla Dalaman, Mersin Taşucu olmak üzere 7 adet kağıt fabrikamız vardı. Ne oldu bu fabrikalar? Hepsi Siyasal İslamcı parti tarafından özelleştirildi. Güya üretim yapılacaktı tam aksine kapatıldılar ve kıymetli arazileri bina yapımına peşkeş çekildi. Sonuçta bir gram kağıda muhtaç olduk ve ithal yoluyla ihtiyacımızı karşıladık. Dövizin artması sonucu 6-7 lira olan 500 adet birinci hamur fotokopi  A4 kağıdı 22 lira olmuş. Gazete kağıdı, tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt mendil, kağıt bardak özetle kağıtla ilgili ne varsa enflasyondan nasibini almış durumda. Gazete kağıdının zamlanması gazete tirajlarını düşürmüş, Anadolu basını kapanmakla karşı karşıya gelmiş durumda. Yakında ulusal basında dahil bir bir kapanacaklar. Tek ayakta duracak olan yandaş basın. Kitap üretilmeyen, kitap okumayan bir toplum çökmüş bir toplumdur. Kültürsüz toplumlar kalkınamaz, gelişemez köle kalmaya mahkumdurlar.  Osmanlı’nın Maarif Nazırı Emrullah Efendi   hemen her toplantıda uyur, uyumadığı zamanlarda kelam ederdi ‘Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim’ diyen adamdır. Bilim ile ters düşen İslamcıların tam istediği de budur. Halk uyusun, sorgulamasın….

Halk neden tepkisiz? Mevcut siyasi partinin destekçisi seçmenler için kağıt zammının önemi yok, çoğunun haberi bile yok. Çünkü kağıtla ilgisi yok, okuma yazma ile hiç yok. Bu grup seçmen tuvalet kağıdı kullanmaz, hatta klozet bile kullanmaz, alaturka WC lerin temizliğinden anlaşılır zaten. Kağıt mendil, peçete, havlu kullanım alışkanlığı olmadığı için kağıt fiyatlarının yüksek oluşu onları etkilemez. Önemli olanda gıdadır. Gıda ve giyimde STK’lar, Belediyeler tarafından temin edilmekte, devlette sosyal ayni ve nakdi yardımda bulunmaktadır. Ekmek elden su gölden, kömür belediyeden. Doğal olarak bu halk Siyasi İslamcılardan kopamaz. Özgürlük, hak, hukuk, demokrasi gerisi hikaye. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda hapşıran vatandaş ‘’Çok yaşa padişahım’’ dermiş. Osmanlı da  görüldüğü gibi padişah ve padişahlık  var oldukça bu düzen asla değişmemiş. Gelmişiz 21. Yüzyılın ilk çeyreğine. Hele bir 2023 gelsin ne olacak ona bakalım.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ