Alexa
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
ALTIN 458,459
BIST 1124,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27°C
Parçalı Bulutlu

Türkiye’nin Ortadoğu ve dünyadaki geleceği

BOP

Türkiye’nin Ortadoğu ve dünyadaki geleceği
31.10.2017 - 0:15
A+
A-

Ortadoğu

Bazen haber ve yazı konusu
insanın ayağına gelirmiş.

Bu da öyle oldu.

Stratejist-Araştırmacı dostumuz
Oğuz Tümer ile karşılaştık.

Hazır yakalamışken
bırakmak olmaz tabii.

“Hele bir otur şuraya
kahve içelim” dedim.

Oturduk kafenin birine.
Nasılsın bile demeden direkt sordum.
Türkiye, Ortadoğu?
          ***
Anlatmaya başladı:

“Nerden başlasak bilmiyorum ama
Türkiye’nin Ortadoğu serüveni yeni değil
çok eski Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden
Anadolu’nun kapılarını kırıp bu Mezopotamya’ya
girdiği tarihe kadar gidiyor…
Türkler tarihinden bu zamana kadar
batı ile doğu arasında hep bir köprü hep
bir denge kurdu bugün de böyle yarın da
böyle olacak. Osmanlı’nın en güçlü olduğu
dönemlerde dahi sorunlarını hep
Ortadoğu’da yaşamıştır…

Zaten bunları az çok tarih kitaplarında
okuyoruz, biliyoruz…

Gelelim bugünü okumaya.

Dün neredeydik, bugün neredeyiz,
yarın nerede olacağız?
Bu sorulara cevap bulalım isterseniz
Fethi Bey.

Cumhuriyetin ilanı ile büyük bir çağdaşlaşma
hamleleri yaptığımız inkılaplar ve devrimler
yaptığımız dönemlerde Türkiye’nin Hatay hamlesi
Ortadoğu’da çok ciddi denge değişikliklerinin
olacağının ilk sinyallerini vermişti.
Ki Hatay o dönemlerde Fransa’ya bağlı olarak
İskenderun sancaktarlığından (özerkliğinden)
görünümde bağımsızlık fakat perde arkasında
Türkiye’ye bağlı hareket eden Hatay neden
bu kadar önemliydi?
Bu sorunun cevabını şöyle verelim.

Hatay o dönemlerde her ne kadar
Arap nüfusun çoğunluğunu oluşturmuş olsa da
geçmişe dönük olarak baktığımızda
Hatay bölgesi enerji yolu üzerinde gelecekte
ciddi bir önem arz edecek açılacak olan enerji
koridorunda büyük ölçüde rol oynayacaktı.
Türkiye’nin sınır hatlarına baktığımızda
komşu devletler adlandırabileceğim kurulan
suni devletler tam da 2000’li yıllarda çöküşe
geçmeye başlamış ya dışarıdan kışkırtma ile
isyan başlatılmış ya da direkt olarak ABD’nin ve
batının fiili taarruzuna maruz kalmıştır.

İşte bu suni devletlerin çöküş dönemi Türkiye’nin
kilit bir rolde oynayacağı izlenimini başlatmıştı.

BOP olarak adlandırdığımız
Büyük Ortadoğu Projesi’nin
en önemli
iki ortağı Türkiye ve İsrail 2009’a kadar
sürdürülebilir bir politika izlemiş,
“one minute’ krizi ile iki ortağın ilişkileri
çöküşe geçmiş Mavi Marmara saldırısı ile
birlikte İsrail’in özrü ile yeniden yapılanma
aşamasına gelmiştir. Bu da ikili ilişkilerin
güçlendirilmesi adına önemli bir gelişme
olmuştur.

Gazze ablukasının kaldırılması da ayrıca
Müslüman halklar açısından tarihsel bir diplomatik
başarı olarak hafızalara kazınmıştır.

Tarihsel açıdan baktığımızda Ortadoğu’da
sürekli sömürgeye uğrayan Arap halklarına
Türkler hep şefkatle yaklaşmış varlığını
adaletini  ve gücünü hep göstermiştir.

Türkiye’nin Ortadoğu’da söz sahibi olması
olağandan çok doğal bir durumdur.
Sınır hatlarında açılmaya çalışılan koridorun
aslında Türkiye’nin Ortadoğu’dan koparılıp
enerji koridorunu İsrail’in yönetimine devredilmesi
bu enerji hattına hükmeden gücün bölgede
ciddi söz sahibi olacağı Ortadoğu’daki Arap nüfusu da
tedirgin etmektedir.

İran’ın  yayılmacı bir politika izlediği
şu son dönemlerde
geçmişte yaşanan
İran ŞİA baskısının kişinin hakimiyet kazanması,
‘one minute’ hadisesi ile Ortadoğu’da kurduğu
bölgesel güç olma olasılığını kaybeden İran şu an
Türkiye ve Irak’ı kullanarak sözde körfez ülkeleri ve
Ortadoğu’da söz sahibi olma bölgesel gücü elinde
barındırma hayallerini iyice arttırmıştır.

Kuzey Irak’ta yaşanan sözde bağımsızlık
referandumunun
ardından İran’a bağlı mezhepçi
bir politika üreten ve ileride ciddi bir tehlike
yaratacak olan Haşdi Şabi terör örgütü İran’ın
ne kadar yayılmacı ve samimiyetten uzak bir politika
izlediğini de göstermektedir.

Referandumun sonuçlarını ters tepki yarattığı
Kuzey Irak’ta Türkiye’yi bölmek isteyen bir takım
güçlerin kendi iç hesaplarını gördükleri şu döneme
denk gelmiş olması Türkiye’nin Rusya ile ortak
hareket ederek başlattığı İdlip operasyonunun
Rakka’ya doğru ilerletilmesi Hatay’ın sınırında
köşeye sıkıştırılmak istenen terör örgütlerini ve
destekçilerini de bir anlamda tehdit etmektedir.

Çok basarisiz gibi görünse de ilerleyen
dönemlerde kendi dış politikasını 15 Temmuz
sonrasına göre
ayarlamaya başlayan Türkiye
bu anlamda olumlu ilerlemeler kaydetmiş,
dengeleri belirli ölçüde değiştirmede başarılı olmuştur.

Rusya’dan S-400 füze alımı

ABD tarafından derin kaygılar oluşturan bu girişim
Türkiye batı ve ABD dış politikasında ciddi değişikliğe
gidecek gibi gözüküyor.
NATO’dan beklediği desteği Ortadoğu’da ve
15 Temmuz’da göremeyen Türkiye  Rusya ile güçlü
bir işbirliğine girmiştir.

Türkiye bu hamlelerle şu anki dönemde
çok zor şartlar altında mücadele verse de
inanıyorum ki doğru adımlarla 2023 vizyonuna
giderken son süreçte atılan adımlar ve
doğru hamleler meyvelerini kısa zaman sonra
vermeye başlayacaktır.

Geçtiğimiz haftalarda 2018’in ilk aylarında
bor madenlerindeki rezervlerin
çıkarılacağı yönünde
açıklama yapan Sayın Enerji Bakanı’nın
borun işletilmesi için gerekli adımların atılacağına
inanıyorum.  Alt yapısı hazırlanmadan çıkarılan
cevher hükümsüzdür.

Öte yandan Akdeniz’de başlatılan
enerji parselleri
çıkarılan enerji sevkiyatı ve
Türkiye’nin bu cevherleri Avrupa’ya temini
bakımından büyük önem arz eden
coğrafi konum doğru adımlarla Türkiye’yi güçlü
kılacaktır.”
          ***
Oğuz Tümer bunları anlattı.

Kendisine teşekkürler…

Ben dinledim sizler de okudunuz.
Artık takdir etmek ya da eleştirmek siz değerli
takipçilerimizindir…

Ben mi?
Her zaman olduğu gibi sizlerin önünde
saygıyla eğiliyorum.

Fethi Akar

Fethi Akar

"Bir hiç... Birlikten dirlik, sevgiden aşk doğar anlayışını benimseyen, Milli Birlik, Milli Beraberlik ve Milli Ruh peşinden koşan Türkiye Cumhuriyeti delisi..."
Fethi Akar Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.