Alexa
DOLAR
8,1888
EURO
9,8769
ALTIN
471,83
BIST
1.330
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Çok Bulutlu
21°C
İzmir
21°C
Çok Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
24°C
Cumartesi Gök Gürültülü
25°C
Pazar Gök Gürültülü
24°C

Türkiye’nin Pandemi Çıkmazı

Türkiye’nin Pandemi Çıkmazı

Korkunç!..

Düşünüyorum ve ürperiyorum.

Görünüşte bir şey olmuyorsa da bir şeyler oluyormu diye düşünüyorum.

Pandemiyle Türkiye’nin tanıştığı 11 Marttan bu yana konuyla ilgili bu altıncı yazım. Pandeminin Türkiye’de 11 Martta ortaya çıkmasından daha bir ay dolmadan önce 31 Mart ve 7 Nisan 2020 tarihlerinde ilk ikisi Medya Siyasett’te yazılarım yayınlandı. Daha sonra 28 Kasım, 3 Aralık ve İngiltere’deki Corona virüs tahribatını anlatan 28 Aralık tarihli yazılarım gene Medya Siyaset’te yayınlandı, okuyabilirsiniz. Bu konuya  verdiğim önem ortada.

Geçen yıl Mart ayında Türkiye’nin başka ülkelere yardım olarak maske gönderdiğini öğrendik. Onbinlerce maskenin gönderilmesinin organizasyonu yapıldı. Oysa ülke içinde 5 maskeyi dağıtamadılar diye hükümeti beceriksizlikle itham ettik. Umre’ye gidenlerin dönüşte virüsü yaydıklarından yakındık. Futbol maçlarına izin verdikleri için kızdık. Yazın uçaklar dolusu turist gelip gittiğinde kontrol gevşekti.

Şimdi, yakın zamanlarda aşıların ne miktarda, ne zaman geleceği hakkında verilen çeşitli tarihler var. Çin aşısı dışında başta iki Türk bilim insanının kontrolundaki Almanya’daki BioNTech aşısıyla ilgili bizlere özel muamele yapacaklarına dair konuşmalarına rağmen sipariş vermekteki gecikmeler. Pandemi başlangıcından beri söylenen yalanlar, güvenilir bilim insanlarının yol göstermek için hemen her gün televizyonlarda feryat edercesine konuşmalarının boşa gitmesi.

Virüsün belini kırmak için önerilen tam kapanmaya hiçbir zaman yanaşılmaması. Oysa yapılan hesaplar kısmi kapanmaların ekonomiye daha büyük zarar verdiğini gösteriyor. Tam kapanmaya bir ay için gidilse daha evvelki yazılarımda detaylı anlattığım gibi kiralar başta olmak üzere her türlü ödemeler bir ay için askıya alınıp Devlet, Belediyeler ve varlık sahipleri tarafından karşılansa, bütçeye azami olarak40-50 milyar liraya mal olur.  Olaylara bütünüyle baktığımızda gerçekten sadece yönetim problemi mi var?

Ekonominin düzelmesi için önce sağlığın düzelmesi gerekir. Bir aylık tam kapanma on binlerce daha az ölüm demektir. Beş ay kadar sonra başlayacak olan turizm mevsimine hazır olmaktır. Turizmden tam yararlanırsak bugünkü gidişe kıyasla 20 milyar dolara yakın fazla gelir demektir ki 150 milyar lira kaybı önlemektir.

Yazımın başlangıcıyla devamında anlattıklarımdan nereye varmak istiyorum. Lafı dolandırmadan açık konuşayım. ‘Komplo Teorileri’ başlıklı ikinci yazımda bahsettiğim gibi Türkiye, akıl ve bilim dışı yönetilmekle beraber milletin can derdinde olduğu ortamda bir takım dayatılmış, akla ziyan politikaların kurbanı mı oluyor, yoksa bir çok konuda gaflet içinde olan muhalefetin,üç beş maskeyi dağıtamadılar veya hazine tam takır olduğundan tam kapanmaya gidilmiyor veya ülke yönetilmiyor şeklinde söylediklerine mi inanalım?

Bazı siyasetçiler Tayyip Erdoğan’ın mal varlıkları nedeniyle şantaj altında olduğu ve bu durumun Türkiye için güvenlik sorunu olabileceği iddia ediliyor. Ben buna bir ikincisini ekliyeyim. Merkez Bankasındaki 128 milyar dolar eritilip eksi 50 milyar dolar borçlanırken Erdoğan’ın haberi oluyor muydu? O halde Türkiye üzerinde Erdoğan’ı da saf dışı bırakan yeni bir FETÖ benzeri  komplo mu tıkır tıkır çalışıyor olabilir mi?Bunun sonucu olarak mı 10 binlerce insanımız hayatını kaybediyor? Halk çaresizce boyun eğerek ‘Allah sonumuzu hayr etsin’ derken seçim sandığını bekleyen Muhalefet Partilerinin‘Şeytanın gör dediği’nide görmede gözünü açması gerekmez mi? Siyasi tercih karar alırsa para bulunur. Para yok şeklinde konuşmak iktidarın işini kolaylaştırıyor.

TBMM’de millete hizmet için yemin ederek her ay maaşını almakta olan AKP Milletvekilleri de dahil bütün muhalefet partileri birleşmelidir. Bir an önce kuvvetler ayrılığına dayanan Güçlendirilmiş Parlamento Sistemine geçip beyaz bir sayfa açılmalıdır. O zamana kadar ne can, ne mal ne de Türkiye’nin güvenliğinden emin olabiliriz.

Saygılarımla

Erol Başarık    Ekonomist – Reform 2000 Party’si Genel Başkanı – İngiltere

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.