Alexa
Medya Siyaset

Ulu Mikrop ‘Cehalet’ | Ekin Topçuoğlu

Ulu Mikrop ‘Cehalet’ | Ekin Topçuoğlu

Ulu Mikrop ‘Cehalet’…

III.Selim bir reformist ve ilerici devlet adamı idi. Önce tahttan indirdiler, sonra boğdurarak öldürdüler.

II. Mahmut Osmanlı padişahları  içerisinde devrimci kimliğe sahip en önemli sima idi. Batılı tarzda okullar, ordular kurdu. Kılık kıyafet devrimine girişti, önce kendisinden başladı değişime. Kaftanı çıkardı, pantolon giydi, fes taktı. Memurlara fes takma zorunluluğu getirdi. Devlet dairelerine resimlerini astırdı, ilk posta teşkilatını kurdu, ilk resmi Türkçe gazete Takvim-i Vekayi onun döneminde çıkmaya başladı. Öldü. Arkasından ‘’Gavur Mahmut’’ dediler.

Yıllar geçti, o muhteşem Osmanlı imparatorluğu çökmenin, yok olmanın eşiğine geldi.

Anadolu evladı  Çanakkale siperlerinden , Sina çöllerine, Kafkas Dağlarından ,Galiçya cehennemine sürüklendi durdu.

30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı yenilgiyi kabul etmişti.

Türk ordusu silahlarını bırakacak, kayıtsız şartsız teslim olacaktı. Mustafa Kemal o dönemde Suriye Cephesinde  İngilizler ile savaşıyordu.

Mondros imzalanınca İngilizler Halep’e sevkiyat yapmak için İskenderun’u işgal etmek istediler. Yıldırım Orduları Grup Başkanı Mustafa Kemal buna silahla karşı direneceğini bildirdi. Apar topar Yıldırım Orduları dağıtıldı, Mustafa Kemal İstanbul’a çağırıldı. Onu etkisiz kılmak için göz hapsine aldılar.

İzmir işgal edileli dört gün olmuştu. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkmış ve milli direnişi örgütlemek üzere hazırlıklara başlamıştı. 21-22 Haziran 1919 Amasya genelgesi yayınlanmıştı. Mustafa Kemal tüm memlekete şöyle haykırıyordu ‘’ Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’’

İngilizler deliye döndüler, İstanbul’a baskıları sonucunda Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a geri dönmek için emir aldı. Artık her şey için çok geçti. Bu yola baş koyan Mustafa Kemal 9 Temmuz 1919 da bir telgraf çekerek askerlikten istifa ettiğini bildiriyordu.


( İşte o telgraf )

‘’Erzurum Vilayeti Aliyesine (Yüce Erzurum Valiliğine)

9 Temmuz 1919 – Erzurum
Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak, Yunan ve Ermeni isteklerine kurban etmemek için açılan milli savaşmalar uğrunda milletle beraber serbest surette çalışmağa askeri ve resmi sıfatım artık engel olmaya başladı. Bu gaye-i mukaddese (kutsal amaç) için milletle beraber sonsuza kadar çalışmağa mukaddesatım (kutsal şeylerim) adına söz vermiş olduğum cihetle, pek aşıkı bulunduğum yüce askerlik mesleğine bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra milli ve kutsal gayemiz için her türlü fedakarlıkla çalışmak üzere sine-i millette (milletin bağrında) bir ferd-i mücahit (savaşçı kişi) suretiyle bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilan eylerim.

Mustafa KEMAL ‘’

Erzurum, Sivas,Ankara..
Çalkantılı ve bin bir zorluğa rağmen gelişen bu süreçlerden sonra millet Mustafa Kemal önderliğinde Milli Mücadeleyi kabul etmişti. Ancak hala onu yıldırmak isteyenler  yakınlarındaydı. Vekilliğini düşürmek istediler , cepheye gönderip yenileceği düşünülen ordu ile, yok olacağını sandılar. Ancak o her daim muzaffer olarak bu ateş çemberlerinden kurtulmayı başardı.

Cumhurbaşkanı oldu, fikirleri ile öldüremedikleri Mustafa Kemal’i tabanca ve bomba ile öldürmek istediler. İzmir’de bir suikast tertip ettiler. Başarılı olamadılar.

Artık Türkiye ne köhnemiş zihniyetlere, ne ehliyetsiz yöneticilere terk edilemezdi. Ne olursa olsun ilerlemek, kaybettiklerimizi kazanmak zorundaydık. Batı’nın bizim için elinde tuttuğu iktisadi, siyasi halkaları boynumuza bir daha geçiremezdik.

Cumhuriyeti kuranlar yoksulluğun ve cehaletin ne demek olduğunu cephelerde öğrenmiş, teknolojiden geri kalmanın acı faturasını gözleri ile görmüşlerdi.

Toplumun her alanda eksiklerini gidermek için bankalar kuruldu. Tarım kooperatifleri açıldı, köylüye okuma yazma kursları düzenlendi. Erkeklerde yüzde yedi, kadınlar da okuma yazma oranı binde dört gibi feci bir durumda idi. Millet mektepleri ile yüzyıllardır kendi kaderine terk edilmiş Anadolu insanına ulaşıldı. Artık devlet sadece İstanbul demek değildi. Okullar , sanatoryumlar, hastaneler,kütüphaneler , bankalar , peşi sıra açılıyor, demiryolları yabancılardan satın alınıyordu.

Her şey bu kadar güzel giderken cehalet her daim saklandığı mağarasından çıktı. Bu devrimleri hazmedemeyen, ilerlemeye toptan düşman iptidai kişilikler, şeriat elden gidiyor diye Menemen’de Kubilay’ı şehit ettiler.

Musul meselesi için İngilizler ile çekişiyorduk ki Şeyh Sait isyanını körüklediler. Memlekette ne kadar taassubun batağına saplanmış kişi varsa Mustafa Kemal’e karşı tek vücut halinde saldırıya geçtiler.
Mustafa Kemal daha hayatta iken ona ‘’Deccal’’ dediler.

Onun ölümü ile hedeflerini yükselttiler. Camilerin ahır yapıldığını, Kurân okumanın yasaklandığını utanmadan söylediler. Bomba ve tabanca ile yok edemedikleri Atatürk’ü bu sefer iftiraları ile yok etmek istediler. Ancak başarılı olamadılar,  olamazlar, olamayacaklar.

Son dönemde Atatürk büstlerine ve hatıralarına yapılan saldırılar iyiden iyiye arttı sanmayın. Bu saldırılar 11 Kasım 1938’den beri devam ediyor.

En son olarak Atatürk’e mikrop demeye kadar işi götürdüler. Lakin yazımızda da anlattığımız üzere bu ülkenin başına gelmiş en büyük MİKROP cehalettir.

Cehalet hiçbir zaman yok olmayacak. Ancak doğru olanın aydınlığı karşısında her zaman sönük kalacak.

Bu ülkede ne zaman birileri iyi bir şeyler yapmak istese karşısında cehaleti ve bağnazlığı buldu. Bu yüzden Atatürk en büyük korkuları, bu yüzden fikirleri ve silahları ile öldüremedikleri Atatürk’ü iftiraları ve hakaretleri ile öldürmek istiyorlar. Başaramayacaklar.

Çünkü bu topraklar da Mustafa Kemaller Tükenmez ! 

Bu yazı ilk olarak 25 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanmıştır

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Cumhuriyet Tarihçisi. Medya Siyaset Tarih Danışmanı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ