Alexa
Medya Siyaset

Unutamıyorum

Unutamıyorum

Her şeyin gözler önünde yaşandığı günümüzde canı yanan aileler feryat etmekte diğerleri de bu feryatları duyup endişeyle izlemektedir.

Türk ordusunun üniformasını taşıma şerefine erişen emekli bir askerim. Emekliyim de vatan, millet ve Atatürk sevgisinden emekli olunmaz, olunmuyor. Öncelikle o kötü gün (On Beş Temmuz) hayatını kaybeden bütün canlara Allah’tan rahmet, sevenlerine sabırlar diliyorum.

Kendi kendime soruyorum.

Acaba ben neden o gün sokaklarda değildim?

Acaba en az sokağa çıkanlar kadar demokrasi aşığı değil miydim?

Acaba ben başta Türk ordusuna ve bu vatana kötülük yapanları destekliyor muydum?

Acaba ben 32 yıl içinde bulunduğum ve baba ocağı gördüğüm Türk ordusuna bu kadar kayıtsızmıydım?

Acaba vatan, millet benim için önemsiz miydi?

Acaba ben Atatürk’ün ve atalarımızın bize kanlarıyla emanet ettiği bu vatana ve cumhuriyetin geleceğine kayıtsız mıydım?

Acaba ben çocuklarımız için gelecek endişesi taşımadım mı?

Acaba o gencecik askerler ve askeri öğrenciler neler olduğunun farkında mıydılar?

İnanın, ben o gece kimlerin ne yaptığını anlamadım ki! Hala kimlerin, niçin, hangi amaçla o geceyi yaşattıklarını anlayamadım ki. Kimler ne kazandı? Kimler ne kaybetti? Ama bildiğim, gördüğüm bir şey var ki. O günden sonra Türk ordusu eski Türk ordusu değildi.

Tüm samimiyetimle ve gerçekten, o gece ne olup bittiğini anlayıp da sadece o kötü insanlara karşı duran ve sadece DEMOKRASİ’ye sahip çıkıp hayatta olanları saygıyla, başta Şehit Astsubay Ömer Halis Demir olmak üzere hayatını kaybedenleri de rahmetle anıyorum.

Hafızamdan silinmiyor, ben sildikçe tekrar yerine geliyor. Unutamıyorum!

Hani, o yirmi yaşındaki Mehmetçiklerin gözlerinde, önce komutanlarının kendilerine verdiği emri yerine getirmenin verdiği safça güvenin görüldüğü, zaman geçtikçe bu bakışların şaşkınlığa dönüştüğü, sonunda da korkuya… Ve nihayet kanla sulanıp kaybolan gözleri…Unutamıyorum.

Belki de ben ve eşim çalışıyor olsaydık, emir verilip, göreve davet edilseydik giderdik işyerimize. Elbette kendi halkımıza silah çevirmezdik ama en azından emrin ne olduğunu anlamak için bile mutlaka giderdik kışlamıza.

Askerlikte emir nedir, görev nedir bilir misiniz? Hani emir kulu denir ya? Size şunu ifade etmek isterim ki! Yeri gelir işini bırakıp dünyadaki biricik annenin cenazesine gidemezsin ya da eşin doğum yapar zamanında yanında olamazsın. İşte böyle bir şeydir emir kulu.

O kötü gece verilen emrin ne olduğunu anlamaya çalışan askeri personel, askeri öğrenci ve o Mehmetçikler işte böyle emir kuluydu.

Unutamıyorum. Aklıma, hafızama, vicdanıma söz geçiremiyorum. Unutamıyorum.

O GÖZLERİ UNUTAMIYORUM!…

Emir kulu olup tesadüfen orada olanların acılı aileleri!

Kaybolmayıp size bakan gözlere sevgiyle, sabırla, ümitle bakın.

Mutlaka mutlu olacağınız gün gelecektir.

 

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyendir. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Orduda EMİR, DEMİR DELER diyerek göreve çıkan tüm as ve üst, öğrenci ve öğretmen, er ve erbaş EMİR KULLARI’nın korkunç dramı ve alın yazısı önünde en içten insani ve askeri duygularını ve düşüncelerini bu özel ve mükemmel yazısında dile getiren çok değerli insan, asker ve komutan albay Gülhan SEYHUN’u yürekten sevgiler, derin saygılar ve en dileklerle kutlamak gerek.

  2. Memnune turkmengil dedi ki:

    Bizim oyle canimiz yakdilardi ben bir uzman cavus annesiyim hic kimseye sesimizi duyuramiyoruz bizi yakdilar insallah onlarinda cani yanar cocugugu bile koklayamiyor bizim hic bir den haberi yokdu ve hic baglandimiz yokdu bizim ailemiz dagildi onlari allah birakiyorum ve adelet diyede birse yok

  3. Önce Adalet dedi ki:

    Birilerinin bizim varlığımızdan haberdar olması çok güzel. 15 temmuzdan beri yaşadıklarımız, bize yasatilanlar yenilir yutulur şeyler değil. Hâlâ acısını yaşıyorum. Bazen özellikle çocuklarım uyurken kalbimin üzerinde bir ağırlık hissediyorum nefes alamıyorum. Bu o kadar yoğun ki ‘Allah’ım eşim cezaevinden çıkmazsa, bana birşey olur ölürsem çocuklarıma kim sahip çıkar, kim onları benim gibi koruyup kollar. Sevgimi anne şefkatini kim verir onlara. Bana ihtiyaçları olduğunda çaresizce birbirlerine sarılıp ağlayacaklari geliyor aklıma. Daha da nefessiz kalıyorum. Ben olmazsam eşimin suçsuz olduğunu kim ispat etmeye çalışır ki, çocuklarıma ‘vatan haininin çocukları’ dediklerinde onların “babam hain değil” diyerek kendilerine bu damgayı vuran o gecenin muhakemesini yapamayanlara karşı ben olmadan nasıl güçlü dururlar diye düşünüyorum. Kalbimin üzerine daha fazla ağırlık koyuyorlar eziliyorum. 15 temmuzda oğlum 5, kızım 9 yasindalardi. Oğlum hâlâ babasını cezaevinde çalışıyor zannediyor bilmiyor ki babasını oraya kimse onun sucsuzlugunu bilmesin diye kapattiklarini….

BİR YORUM YAZ