Alexa
Medya Siyaset

Vatan Hainini Anıyorsan ‘Kemalist’ Değilsin

CHP Tunceli İl Başkanlığı Hain Seyit Rıza Heykeli önünde anma etkinliği yaptı.

Vatan Hainini Anıyorsan ‘Kemalist’ Değilsin

Seyit Rıza

Haberi ilk gördüğümde hadi canım dedim.Doğru olduğunu bir kenera bırakın ihtimal dahilinde görmediğim için detaylarını araştırmak için çıkan haberlere baktım.Haber ne yazık ki doğruydu.CHP Tunceli İl Başkanlığı Hain Seyit Rıza Heykeli önünde anma etkinliği yapmış ve basın açıklaması yapmışlar.Basın açıklamasını CHP İl Başkanı Ali Rıza Güder yapmış ve aynen şöyle demiş ;

‘’Devletin 1938 yılında Dersimin kapısında insanlığından, vicdanından, aklından ve mantığından soyunduğunu belirterek, “1938 Dersim, Türkiye Cumhuriyeti’nin cinnetidir. Tanıklarımız aynı zamanda bu zulmün müsebbipleridir. İnsanoğlunun en zalim kılıç darbesiyle bu dünyadan göçüp gitmiş atalarımızdan bir nebze hürmetin ve merhametin esirgenmesi duygularımızı incitmektedir. Sözümüz haklılığımızı ispat için değildir. Ne olursa olsun umudumuzu ve inancımızı korumakta kararlıyız”

Değerli dostlarım;

Hain Seyit Rıza kimdir ?

Koçgiri İsyanı ile başlayıp Dersim isyanı ile devam eden ihanet sürecinin baş aktörlerindendir. Genç Cumhuriyet’in Dersime yönelik operasyonunun nedeni Kürtleri yok etmek, soykırıma uğratmak değil aksine rejim karşıtı, bölücü bir isyanı bastırmak olduğunu CHP İl Teşkilatı nasıl bilmez ? Bildiği halde bu vatan hainini anmak en büyük Vatan Hainliği değil midir? Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılacak olan en büyük hakaret ve saygısızlık bu değil midir ?

Neden sadece Dersim olaylarının sonuçlarından söz edilirken olayların nedenlerinden hiç söz edilmemektedir?

Şimdi gelin hep birlikte 1937-1938’e uzanıp, Dersim İsyanı’nı Cumhuriyet Tarihi Yalanları’nın yazarı Sinan Meydan’dan okuyup anlamaya çalışalım;

Dersim İsyanı’nın Kökleri Koçgiri İsyanı’nda gizlidir

Dersim İsyanı ve sonrasındaki Dersim harekâtını anlamak için öncelikle Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Koçgiri İsyanı’na (1921) bakmak gerekir. Koçgiri İsyanı’nın zamanlaması, isyandaki emperyalizm parmağı, isyanda rol alan aktörler, isyanın bastırılma biçimi, isyanının bastırılma biçiminin istismar edilmesi, Cumhuriyet dönemindeki Dersim İsyanı’nı çağrıştırmaktadır. Dikkatli bir göz, Dersim İsyanı’nın köklerinin Koçgiriİsyanı’nda gizli olduğunu çok kolay bir biçimde görebilir. “Dersim sonuçtur; başlangıç Koçgiriİsyanı’dır”

Şimdi, sırasıyla Koçgiri İsyanı’ndan Dersim İsyanı’na uzanan düşünsel ve eylemsel çizgiye göz atalım ve Dersimin Koçgiri’deki köklerini görelim:

  1. Koçgiri İsyanı da Dersim İsyanı gibi emperyalistlerce kullanılmıştır: Koçgir İsyanı’nı planlayan Kürt Teali Cemiyeti İngilizlerin kontrolünde bir cemiyettir. İngilizler, Kemalistlerin, Çerkez Ethem’le ve Yunan ilerleyişiyle iyice köşeye sıkıştığı bir zamanda Koçgiri İsyanı’nı organize ederek Milli hareketi sonuçsuz bırakmak istemişlerdir. Dersim İsyanı’nın arkasında da -Hatay meselesinin tartışıldığı günlerde Türkiye’nin elini zayıflatmak isteyen-Fransız emperyalizmi olduğu anlaşılmaktadır.

 

  1. Koçgiri İsyanı da Dersim İsyanı gibi Bağımsız Kürdistan parolasıyla başlatılmıştır: Koçgiri İsyanında isyancıların taşıdığı yeşil, kırmızı, beyaz Kürdistan bayrağı ve isyancıların dillerindeki Kürdistan marşı, Baytar Nuri’nin Sivas’ın Kangal ilçesinin Yellice bucağında Hüseyin Abdal Tekkesi’nde yaptığı toplantıda, Sevr Antlaşması’na uygun olarak bir Kürt devleti kurulması düşüncesini kabul ettirmesi, isyan sırasında Şadan aşiretinin Refahiye ilçesindeki hükümet konağına Kürt bayrağı çekmesi, Hozat toplantısı sonunda Baytar Nuri’nin babası İbrahim Ağa’nın hazırladığı 15 Kasım tarihli bildiriyle ayrılıkçı Kürt aşiretlerinin Ankara hükümetinden bir tür “özerk Kürdistan” talep etmeleri, Batı Dersim aşiretlerinin de 25 Kasım tarihli başka bir bildiriyle bağımsız Kürdistan talep etmeleri, İmranlı’daki yönetimi ele geçiren isyancıların hükümet konağına Kürt bayrağı çekmeleri ve Baytar Nuri’nin, “İlk önce Dersim’de Kürdistan istiklali ilan edilecek. Hozat’a Kürdistan bayrağı çekilecek. Kürt milli kuvveti, Elazığ, Malatya istikametinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara Hükümeti’nden resmen Kürdistan istiklalini,i tanımasını isteyecek” diyerek Koçgiri İsyanın amacını açıklaması, Koçgiriİsyanı’nın bağımsız Kürdistan isteğiyle çıkarıldığını şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde kanıtlamaktadır.
  2. Koçgiri İsyanının baş aktörleri Dersim İsyanı’nda da karşımıza çıkmıştır:

Koçgiri İsyanı’yla Dersim İsyanı arasındaki bağın ve sürekliliğin en açık kanıtlarından biri, 1921 Koçgiri İsyanı’nda ön saflarda yer alan Baytar Nuri, Alişer ve Seyit Rıza gibi isimlerin, Dersim İsyanı’nda da karşımıza çıkacak olmasıdır. Dersim İsyanı’nınele başı Seyit Rıza’nın, Koçgiri İsyanı’nın perde arkasındaki kışkırtıcılarından biri olduğu gerçeği nedense Cumhuriyet tarihi yalancılarınca hep gözden kaçırılmaktadır. Bazı Kürt aşiret liderlerinin ayrılıkçı Kürtlerden ayrılarak Ankara’ya gidip TBMM’ye katılmaları üzerine Seyit Rıza ön plana çıkmıştır. Adamlarıyla birlikte köyünden çıkarak Dersime gelen Seyit Rıza, Sivas’taki isyancılara gidecek yardımı organize etmeye başlamıştır. Bütün plan ve program hazırlanmıştır, kış atlatılır atlatılmaz bağımsızlık ilan edilecektir. İsyancılardan Baytar Nuri, bu planı şöyle açıklamıştır:

“İlk önce Dersim’de Kürdistan istiklali ilan edilecek. Hozat’a Kürdistan bayrağı çekilecek. Kürt milli kuvveti, Elazığ, Malatya istikametinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara Hükümeti’nden resmen Kürdistan istiklalini tanımasını isteyecek.”

İsyanın yeni önderlerinden Seyit Rıza, TBMM’ye katılan Kürt milletvekillerinin Dersim’i temsil etmediklerini, çünkü Doğu Anadolu’da bir Kürt yönetimi kurularak bağımsızlığın ilan edildiğini bildirmiştir. Bu sırada Dersimdeki ayrılıkçı aşiret liderleri üzerindeki baskısını artıran TBMM, Baytar Nuri’yi tutuklamıştır. Baytar Nuri’nin tutuklanmasına isyancı aşiretler büyük bir tepki göstermişlerdir. Seyit Rıza, Baytar Nuri’nin hemen serbest bırakılmasını aksi halde hiç zaman kaybetmeden Dersimden Sivas’a saldıracaklarını bildirmiştir. Bir taraftan Yunan ilerleyişi, diğer taraftan da iç isyanlarla uğraşan TBMM, yeni bir isyanı göze alamayarak Seyit Rıza’nın isteğini kabul etmiş ve Baytar Nuri’yi serbest bırakmıştır. Bu arada Dersim mutasarrıfı da tehdit edilerek bölgeden uzaklaştırılmış ve bölgenin tüm hakimiyeti aşiretlerin eline geçmiştir.

  1. Koçgiri İsyanı da Dersim İsyanı gibi “bastırılması sırasında aşırı güç kullanıldığı” iddiasıyla tartışma konusu olmuştur: Dersim isyanını bastırmakla görevlendirilen Nurettin Paşa’nın “aşırı güç kullandığı, Kürtlere baskı yaptığı, suçsuz insanları da öldürdüğü” iddiaları ve bu doğrultuda başlatılan propaganda çalışmaları sonunda, hem bir af çıkartılarak Kurtuluş Savaşı’nın en kritik aşamasında isyancı Kürtçülerin çoğu serbest bırakılmış, hem de Kürtçü propaganda çalışmalarıyla isyancı Kürtçüler adeta mağdur durumuna getirilmiştir. Bu mağdur edebiyatı, ayrılıkçı Kürtçü hareketin işini kolaylaştırmaktan başka hiçbir şeye yaramamıştır. Bilindiği gibi benzer bir aşırı güç kullanma iddiası ve bir mağdur edebiyatı da Dersim İsyanı’ndan sonra başlatılmıştır. 1921 Koçgiriİsyanı’nın TBMM temsilcisi Nurettin Paşa tarafından çok sert bir biçimde bastırılması ve bunun ayrılıkçı Kürtçülerce propaganda malzemesi haline getirilmesi, Kürt hafızasında “Kemalist sistemin Alevi-Kürtlere düşman olduğu” biçiminde yer etmiştir ve bu hafıza, sonradan 1937-1938’deki Alevi-Kürt Dersim İsyanı’na meşruiyet kazandırmak için kullanılmıştır.

Özetle, emperyalizm ve onun yerli işbirlikçisi durumundaki ayrılıkçı Kürtçü aşiret liderleri, Kurtuluş Savaşı sırasında Koçgiriİsyanı’yla gerçekleştiremedikleri bağımsız Kürdistan projesini, Cumhuriyet döneminde gerçekleştirmek için, bir anlamda kaldıkları yerden işe başlayarak Dersim İsyanı’nı örgütlemişlerdir. Yani, Dersim’in kökleri Koçgiri’de gizlidir…

Seyit Rıza denen hainin isyan sırasında İngiliz Dış İşleri Bakanına yazdığı Fransızca mektubun orijinalini Londra’da ki arşivden Ç.Yılmaz arkadaşımın yardımı ile aldırdım ve de şimdi yayınlıyorum.(1) o mektup ta aynen şöyle yazıyor;

Sayın Bakan,

Yıllardan beri Türkiye Hükümeti, Kürt halkını asimile etmeye çalışmakta, gazete ve yayınlarını yasaklamakta, anadillerini konuşanlara eziyet ederek, Kürdistan’ın bereketli topraklarından gidenlerden büyük bir bölümünün telef olduğu Anadolu’nun çorak topraklarına zorunlu göçler düzenleyerek bu halka zulmetmektedir.

Son olarak Türkiye hükümeti kendisiyle yapılan bir antlaşma sonucu bu baskılardan arındırılmış Dersim bölgesine de girmeye kalkışmıştır.

Bu olay karşısında Kürtler göçün uzak yollarında can vermek yerine kendilerini korumak için 1930’da Ararat Tepesi’nde, Zilan ve Beyazıt Ovası’nda olduğu gibi silahlara sarıldılar.

Üç aydan beri ülkemde tüyler ürpertici bir savaş sürüyor.

Savaş olanaklarının eşitsizliğine, yangın bombalarının, boğucu gazların kullanılmasına rağmen ben ve yurttaşlarım Türkiye ordusunu başarısızlığa uğrattık.

Direnişimiz karşısında Türkiye ordusu kasabaları bombalıyor, yakıp yıkıyor…

Zindanlar yumuşak başlı Kürt halkıyla dolup taşıyor, aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor ya da Türkiye’nin tecrit edilmiş bölgelerine sürülüyor.

Üç milyon Kürt, sesimden ekselanslarına sesleniyor ve hükümetinizin manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı sizden istirham ediyor.

Sayın Bakan en derin saygılarımın kabulünü rica ederim.

Dersim Generali

Seyid Rıza

Şimdi ben CHP Genel Başkanı’na ve CHP Yönetimine ,Milletvekillerine soruyorum;

Genç Cumhuriyeti yoketmek ve sözde Kürdistan’ı  kurmak için isyanlar çıkarıp halka saldıran, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün boğduğu emperyalist güçlerden (mektup aslını EK’te görebilirsiniz)  yardım ve Vatan Hainliği suçu ile asılan SEYİT RIZA denen vatan hainini anarak Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsiyetine hakaret edilmiş  olunmuyor mu  ?

Bir vatan hainini savunmak vatan hainliği ile eşdeğer değil midir ?

Bu vatan hainlerini savunan İl başkanlarınız ile ilgili bir işlem yapacak mısınız ?

Bu konu da nasıl bir yaptırım uygulayacaksınız ?

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurmuş olduğu ve emanet ettiği Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğunda eğer bu hainlere gerekli işlemleri yaptırmayacaksanız o koltukta nasıl oturacaksınız ?

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün her kesim tarafından samimi yada samimi olmadan sahiplenildiği bu dönemde siz kurucu liderinize sahip çıkmayacak mısınız ?

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün söylemlerini çarşaf çarşaf paylaşan ve Kemalist olduğunu bildiren sayın Milletvekilleri acaba bu kepazeliğe tepki verecekler mi ?

Aslında bu sorularımın cevabı belli ancak ben yine bir umut  ile parti içerisin de bulunan ve KEMALİST çizgisine inandığım güvendiğim vekillerin Bu kepazeliğe ,bu hainliğe bir dur diyeceğini düşünerek soruyorum ve CHP’ne ne yazık ki diyerek oy veren bir seçmen olarak cevabını alana kadar da sormaya devam edeceğim!

Murat AĞIREL

Murat Ağırel

Murat Ağırel

23.09.1978 Adana/Ceyhan Doğumluyum. Liseye kadar eğitimimi Ceyhan'da tamamladım. Hatay Mustafa Kemal Ünv. Otomotiv Bölümü ardından Anadolu Ünv.Dış Ticaret Bölümünden mezun oldum. 2007 Yılında Bizkaçkişiyiz Hareketi Kurucu Kadro, 2007 Yılı Memleket Sevdalıları Derneği Kurucu Genel Başkanı 3 dönem Genel Başkanı, 2008 Yılında ERGENEKON davasında sanık sıfatı ile yer aldım. Dosya halen yargıtayda görülmektedir. 2008 Yılında YENİPARTİ MKYK üyesi ve İstanbul İl Başkanlığı görevlerinde bulundum
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ