Alexa
Medya Siyaset

Veda

Veda

Bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün hayatını kaybedişinin 80.yıl dönümü.

Bir önceki yazımda Anıtkabir’in  inşaat sürecini ve öncesini ele almıştım(Yazıyı Okumak için Lütfen tıklayınız). Bu yazıda ise Atatürk’ün önce Dolmabahçe’den Etnografya Müzesi’ne, daha sonra Etnografya Müzesi’nden Anıtkabir’e yolculuğunu okuyacaksınız

15 Yıllık Bekleyiş

İyice ağırlaşan hastalığı, Mustafa Kemal Atatürk’ü oldukça yormuştu. 8 Kasım’da girdiği 2.ağır komadan sağlıklı çıkamadı. Hayatını kaybettiğinde saatler 9.05’i gösteriyordu. Bayraklar yarıya indirildi. 11 Kasım’da toprağa verme işlemi yapılana dek naaşın bozulmadan muhafaza edilebilmesi için tahnit yapılmasına karar verildi. Çünkü henüz Atatürk’ün nerede toprağa verileceği belirsizdi. Tahnit işlemini Prof.Dr.Lütfi Aksu yaptı. Yeri gelmişken söz edeyim, bazı internet sitelerinde “Atatürk’e otopsi yapıldığına dair fotoğraflar” başlığıyla fotoğraflar yayınlanmış olsa da, kendisine otopsi yapıldığına dair herhangi bir yazılı belge de bilgi de yoktur. Bu fotoğraflarda yapılan işlem ya tahnittir[1] ya da Atatürk’ün yüzünden mask alma işlemidir. Burada Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun anlattıklarına kulak verelim:”..Bilahare yüzünün maskının alınması gerektiği söylendi. O anda şaşırmış vaziyette odada bulunanlardan kimse cesaret edemezken, ben hemen atıldım ve ‘Ben yapayım’ dedim. Gerekli onay bana verildikten sonra, hemen gerekli levazımatlar getirildi, başucuna iliştim, o güzel yüzünü okşayarak, onu bu ölüm halinde dahi incitmekten korkarak, yüzünün maskını aldım, işimi bitirdim.”[2].

Ulusu haricinde de, Atatürk’ün yanında Kasım 1938’de yer alanlar da 1953’te defin esnasında son kez onu görenler de otopsi belirtisinden söz etmemiştir.

16 Kasım’da tabutu Dolmabahçe’de katafalka koyuldu. 3 gün boyunca halkın ziyaretine açıktı. 19 Kasım’da Prof.Şerafettin Yaltkaya, cenaze namazını kıldırdı[3]. Naaş, İstanbul halkının yoğun katılımıyla Sarayburnu’na taşındı.Naaşın taşınması 18 numaralı top aracıyla gerçekleştirildi. Buradan da Yavuz Zırhlısı aracılığıyla İzmit’e, İzmit’ten de trenle Ankara’ya ulaştı. 20 Kasım’da saat 10.00’da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, naaşı Ankara Garı’nda karşıladı[4]. 21 Kasım’da Ankara’da büyük katılımla bir tören daha yapıldı. Ardından naaş, geçici yeri olan Etnografya Müzesi’ne nakledildi. Cumhurbaşkanı İnönü, Başbakan Celal Bayar, TBMM Başkanı Abdülhalik Renda ve Mareşal Fevzi Çakmak cenazenin önünde saygı duruşunda bulundu. 10 Kasım 1953’e kadar naaş Etnografya Müzesi’nde kaldı[5].

Son Yolculuk

Atatürk’ün naaşı 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e taşınacağından hükümet bir süre önce naaşın taşınması konusunda da çalışmalara başladı. 4 Kasım’da Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan, Orgeneral Nuri Yamut, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan gibi isimler Etnografya Müzesi’nde hazır bulundu.

Mezar odasının üzerinde bulunan mermer elektrikli keski ile kesildi, küçük bir vinç yardımıyla tabut Etnografya Müzesi’nin zeminine alındı. Ardından tabut, katafalkın üzerine yerleştirildi ve üzerine Türk Bayrağı örtüldü[6].

Atatürk’e 15 yıl önce Prof.Dr.Aksu tahnit işlemini yapmıştı. Ancak defin işlemleri gerçekleşeceğinden artık tahnitin bozulması gerekiyordu. 1964’te kendisinin de anlatacağı üzere, Prof.Dr.Kamile Şevki Mutlu, Ankara Valisi Kemal Aygün tarafından 8 Kasım gecesi 23.00’te arandı, ertesi gün tahnitin çözülmesi görevi kendisine teklif edildi. Bu noktada, bu işlemin neden definden 1 gün önceye bırakıldığının düşünülmesi gerekir. Elimde bu hususta bir bilgi olmadığından nedeni hakkında tahminde bulunmayacağım.

9 Kasım’da Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan, TBMM Eski Başkanı Abdülhalik Renda gibi isimlerle Prof.Dr.Kamile Şevki Mutlu ve kendisinin yardımcıları saat 10.00’da hazır bulundu. Gül ağacından yapılmış tabutun vidaları sökülerek açıldı, tabutun kapağı kaldırıldı. Bu tabutun içinde de kurşun bir tabut vardı. Tabutun lehimleri söküldü, tabutu dolduran ıslak talaş tozları görünür oldu. Atatürk’ün naaşı, kahverengi muşamba ile sarılıydı. Muşambanın altında beyaz kefen içinde parafinli sargılarla sarılı naaşın yüz kısmı açıldı[7]. Orada bulunanlar ve nöbet tutanların beyanları, tahnitin başarılı olduğu ve naaşın bozulmadığı yönündedir(Bu konuda bilgi edinmek adına ertesi gün çıkan gazetelere, daha sonra o kişilerin beyanlarına bakılabilir). Aynı gün yayımlanan resmi tebliğde, naaşın hiç bozulmamış olduğu yazıldı.

Prof.Dr. Lütfi Aksu, tahnit esnasında kullandığı solüsyonunu 2 şişeye doldurup şişeler üzerine solüsyon karışımını yazmıştı, bu şişeleri naaşın kolları arasına yerleştirmişti. Tahnitin bozulması ertesi güne bırakıldı ve kurşun tabut yeniden lehimlenip gül ağacı tabutun kapağı kapatıldı.

10 Kasım saat 5.00’te devlet protokolü, doktorlar, emniyet yetkilileri ve tabutu açacak ustalar müzeye geldi. 9 Kasım’da hasta haliyle Etnografya’ya gelen Prof.Dr.Mutlu, bu sefer hastalığı ağırlaştığı için gelemedi. Kendisinin yerine 3 doktor tahnitin bozulmasında yer aldı. Gül ağacı tabut ve kurşun tabut tekrar açıldı, naaş dışarıya çıkarıldı. Naaşın üzerindeki gazlı bant gibi şeyler temizlendikten sonra ve tahnitle ilgili maddeler temizlendikten sonra naaş kefenlendi. Ardından yeni hazırlanan tabuta kondu. Yeni tabutun kapağı kapatıldı, tekrardan gül ağacından yapılmış eski tabuta konuldu. Tabutun üzerine Türk Bayrağı örtüldü[8].

10 Kasım sabahı Ankara sokaklarında hareketlilik göze çarpıyordu. Kortejin hareket edeceği yönde ara sokaklar, yollar kapandı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Makbule Atadan başta olmak üzere pek çok isim Etnografya Müzesi’ne geldi. Müzenin önüne, Atatürk’ün naaşını 15 yıl kadar önce Dolmabahçe’den Sarayburnu’na taşıyan 18 numaralı top arabası getirilmişti. Yine o gün Ulu Önder’in naaşını taşıyacaktı.

09.05’te saygı duruşu yapıldı, Ankara semalarında jetler havalandı. Saygı duruşu sona erince tabut katafalktan erler tarafından alınarak top arabasına konuldu. Kortej; Ulus, Meclis, Gar, Tandoğan gibi yerleri geçerek Anıtkabir’e ulaştı.

Tabut, Aslanlı Yol’un başında top arabasından alınıp askerlerin omzunda mozole önündeki katafalka taşındı. Burada Cumhurbaşkanı Celal Bayar konuştu. Ardından mezar odasına geçildi. Mezar odasına indirilen tabutun üzerindeki Türk Bayrağı toplandı, gül ağacı tabutun önce vidaları söküldü, daha sonra kapak açıldı. Naaşın içinde bulunduğu ceviz ağacından yapılmış bayrağa sarılı tabutun bayrağı da toplandı. İslam’a uygun olarak baş kısım kıbleyr gelecek şekilde toprağa indirildi. Tabutun kapağı açıldı, kefen aralandı. Kazılan çukura toprak atıldıktan sonra beton kapaklarla mezarın üzeri örtüldü. Kapakların üzerine de toprak atıldı, toprağın üzerine çiçekler konuldu[9].

Kabir Toprağı İçin Getirilen Topraklar

Atatürk’ün defnedilmesinden önce kabrinde yer alacak topraklar konusunda da çalışma yapıldı. Örneğin İstanbul’da Edirnekapı Şehitliği, Taksim Anıtı, İzmir’de Zübeyde Hanım’ın mezarı, Erzurum’da Millî Mücadele’nin en önemli noktalarından Erzurum Kongresi’nin yapıldığı binanın bahçesi, Sivas Kongresi’nin yapıldığı binanın bahçesi[10], Uşak’ta Trikopis’in teslim olduğu yer[11], Çanakkale’de Anafartalar, Dumlupınar, Atatürk’ün Selanik’teki evi gibi yerlerden toprak alındı. Kabir toprağının sulanması için MTTB tarafından İstanbul ve Çanakkale Boğazından su getirildi. Kıbrıs Sorunu’nun yeni yeni ortaya çıktığı bu dönemde örneğin Atatürk’ün büyük saygı duyduğu Namık Kemal’in sürgünde yaşadığı Magosa’dan toprak getirildi. Ayrıca Kore’deki Türk şehitliğinden ve Suriye’deki Süleyman’a Şah Türbesi’nden de toprak getirildi, toplam 105 noktadan getirilen topraklar karıştırıldı[12]. Bu karışan toprağın çevresine de Ankara toprağı konuldu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamını adadığı ülkesi ve halkı; ilki 1938’de Etnografya’ya, sonuncusu 1953’te Anıtkabir’e yapılan yolculukta ona veda etti.
Saygıyla ve özlemle.

[1]: Bakınız: “Atatürk’e otopsi değil tahnit yapıldı”, 11.06.12, Haberturk .com

[2]: Atatürk’ün Yanı Başında, Derleyen Mustafa Kemal Ulusu, Doğan Kitap, 16.Baskı, sayfa 236

[3]: Ulus, 20 Kasım Pazar

[4]: 10 Kasım Yas Günü, YKY, 2.Baskı, sayfa 7

[5]: Bir üstte adı geçen eser, sayfa 8

[6]: Anıtkabir’in İnşası(1938-1953), Tunç Boran, AFT Yayınları, 1.Baskı, sayfa 228

[7]: Bir üstte adı geçen eser, sayfa 230-232

[8]: 7 ve 8’de adı geçen eser, sayfa 234

[9]: Sonsuza Yolculuk, Ali Güler, Truva Yayınları, 2010, sayfa 152

[10]: Milliyet, 6 Kasım 1953

[11]: Milliyet, 7 Kasım 1953

[12]: Sonsuza Yolculuk, Ali Güler, Truva Yayınları, 2010, sayfa 154-155

Doğukan Temizel

Doğukan Temizel

"1998'de İstanbul'da doğdum. İlköğretim ve lise eğitimimi Bakırköy'de tamamladım. Şu sıralar üniversitede hukuk öğrenimine devam ediyorum. 2011'den bu yana çeşitli internet sitelerinde yakın tarih üzerine köşe yazılarım yayınlanıyor."
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ