Alexa
Medya Siyaset

Vurup Kırıp Döküp Gidiyorlar

Vurup Kırıp Döküp Gidiyorlar

Su hayattır. Geçtiği her yeri canlandırır. Bolluk olur, bereket olur, onun işi yaşatmaktır.

Son yıllarda gündemden hiç düşmeyen hidroelektrik santral (HES)projeleri geçtikleri vadilerde derelerin kurumasına, ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır.

Bu konuda dertli bölgelerimizden biri olan Karadeniz bölgesinde kurulan ve kurulması planlanan HES projesi 400’ün üzerinde.

Bu projelerden biri de Rize’nin Güneysu ilçesi Gürgen deresi üzerinde sürdürülmektedir. İnşaata karayolu inşaatı denilerek başlanılmış, bu durumu vatandaş olumlu karşılamış.Ancak zamanla suların beton boruların içine hapsedilmesi ile dere yatağı kurumaya başlamış ve olayın iç yüzü anlaşılmış!

Çalışmanın izinsiz olduğunu öğrenen vatandaş durur mu? Cumhurbaşkanına kadar ulaştırmış sesini.Peki, sonra ne olmuş?

İnşaat durdurulmuş, ancak kısa bir süre sonra izinler alınmış, inşaat tekrar başlamış.

Vatandaş kararlılığını sürdürmüş. Çünkü ona atasından kalan bu değerli mirası, torunlarına aktarmak en büyük hayaliymiş.İş makinalarının önüne atmış kendini, direnmiş, isyanını haykırmış.Ancak gözaltılar ve benzeri uygulamalarla inşaat alanından uzaklaştırılmış!

Onurlu halk mücadeleleri hep bir yerlere taşır beni. Bu sefer gittiğim yer Amin Maalouf’un ‘Çivisi Çıkmış Dünya’denemesi.  Kitabın önsöz ilk cümlesi şöyle başlar:

 ”Pusulasız bir halde girdik yeni yüzyıla.”

Önsözün son paragrafı ise şöyle:

“Kendisi ne bitki bilimci, ne tarım bilimci, ne de peyzaj mimarı; bu bahçedeki hiçbir şey de onun değil. Ama sevdiği insanlarla birlikte burada yaşıyor ve bu toprağa etki edebilecek her şey onu yakından ilgilendiriyor.”

İnsan ve onun bulunduğu ortamla bağlılığını ne kadar güzel anlatmış yazar. İnsanın yaşadığı yer onun dünü, bugünü ve yarınıdır. İnsanın yaşadığı yer onun bütün varlığıdır.

Gürgen deresi HES projesi için kendisine mikrofon uzatılan bir vatandaşımız, yaşadığı derin acıyı ve çaresizliği şu cümleyle özetler:”Kimseyi dinlemiyorlar,  vurup, kırıp, döküp gidiyorlar!” Yazımın başlığı vatandaşımızın bu yalın ve etkili anlatımından.

Bir başka vatandaş şöyle seslenir anlam veremediği olayları yaşatanlara:“Yarın torunum bana; dede bu köprünün altından su akmıyor, bunu buraya neden yaptılar? diye sorarsa ona ne diyeceğim?”

Köprü mü?

Şirket köprüyü yıkmaya başladı bile!

Demişti ya vatandaş;”Kimseyi dinlemiyorlar,  vurup, kırıp, döküp gidiyorlar!”

Dünyadaki bütün kavgalar bölüşüm kavgalarıdır ve hepsinin özünde kaynakların elde edilmesi ve yönetilmesi yatmaktadır. Bugün coğrafyamızda yaşanan işgaller, ölümler, yangınlar hep bundandır.

İçinde yaşadığımız çağda su politikaları ve su yönetimi dünyanın en önemli konularından biridir. Çünkü su kaynakları hızla azalıyor. Uzmanlar 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından çoğunun susuzluk çekeceğini belirtiyor.

Doğa cömerttir, ama elindekini de vermez yabana. Direnir doymak bilmeyen açgözlü insana, gün gelir kırar zincirlerini; fırtınalarla kükrer ve yeniden sürdürür özgür yürüyüşünü…

Karadeniz’in ve ülkemizin suları esir şimdi ve doğal denge her geçen gün bozulmakta! Bu kadar mı? Elbette değil.Yabancıya (özellikle Araplara) satılan topraklar, siyanürle altın aramalar, madenler, ormanlar, bütün doğal kaynaklar esir!

Ne demişti Amin Maalouf;  ”Pusulasız bir halde girdik yeni yüzyıla.”

Gidiş içler acısı, gidiş derin bir varoluş sancısı.

Son bir veriye dikkat çekmek istiyorum. Dünya su sıkıntısı çeken ülkeler sıralamasında Katar birinci, İsrail ikinci sırada (Euronews 07.08.2019).

Evet, bu bahçede hiçbir şey bizim değil. Geçici bir yolculuk bizimki ama sevdiğimiz insanlarla birlikte bu topraklarda yaşıyoruz ve bu toprağa etki edebilecek her şey bizi çok ama çok ilgilendiriyor.

Sağlık ve mutlulukla kalın…

ETİKETLER:
Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ