Alexa
DOLAR 7,0563
EURO 8,4459
ALTIN 462,314
BIST 1091,8
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 36°C
Sıcak

Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye

Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye
03.05.2020 - 16:34
A+
A-

Çağımızda Irak, Suriye, Türkiye ve İran’dan alınacak bölgelerle oluşturulması planlanan “Büyük İsrail’i” kurma bağlamında Ortadoğu’ya düzen verme operasyonları 1945 yılından bu yana yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanı tarafından açıklanan “Orta Doğu’da 22 ülkenin haritalarının değiştirileceği” söylemi, Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne olduğunu tam olarak açıklamaktadır. Bu açıdan bakıldığında 2004 yılında konuyu ülkemiz gündemine “Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu Ve Türkiye” adlı araştırmasıyla taşıyan E. Sağlık ve Devlet Bakanı Sayın Rıfat Serdaroğlu Bey’in kitabı gerçekten incelenmeye değer durumdadır. Bu yazımızda kitabı sizlere tanıtmaya çalışacağım.

Rıfat Serdaroğlu Bey, hemen eserinin Önsöz’ünde gerçekçi bir durum tespiti yapıyor:

Türkiye için 21. yüzyılın bu ilk yıllarında, 21. yüzyılın gelecek perspektifleri doğrultusunda gerçekçi bir yol haritası belirlemek hayati önem taşımaktadır.”

Yeni Dünya Düzeni’nin kökleri, iki bloklu dünya düzeninin oluşturduğu dengeler sisteminden, Avrupa emperyalizmine kadar uzanmaktadır. Bu nedenle Yeni Dünya Düzeni’ni anlamak için;

* Avrupa emperyalizmi ve

* İki bloklu dünya düzeni dönemlerindeki güç dengelerinin,

* Bu güçlerin uyguladıkları stratejilerin iyi bilinmesi,

* SSCB’nin çökertilişinin doğru irdelenmesi gerekmektedir.”

Yaşadığımız bu dönemin, diğer iki önemli özelliği ise,

Küreselleşmenin ulaştığı boyutlar ile

Ulus-devlet yapılarında gözlemlenen çatlaklardır.

Türkiye, Yeni Dünya Düzeni’ni bu iki özellikle birlikte yorumlamak, 21. yüzyılda ayakta kalabilmek için hazırlayacağı yol haritasında küreselleşmenin ve ulus-devlet yapılarında görülmeye başlayan zafiyetlerin getirdiği olumsuzluklara karşı da önlemler almak zorundadır.” [1]

Diyor ve hemen yapılan durum tespitine göre kitabın planını da şöyle özetliyor Sayın Serdaroğlu:

Kitabın ilk dört bölümünde Avrupa emperyalizmi, iki bloklu dünya düzeni ve iki bloklu düzenin çöküşü ve sonuçları yer almaktadır.

Beşinci bölüm ise 21. yüzyılın Gelecek Perspektifleri  başlığı altında Yeni Dünya Düzeni’ne ve bu düzeni oluşturan değerlere ayrılmıştır.

21. yüzyılda Türkiye’nin Yol Haritasıbaşlığını taşıyan altıncı bölümde ise Türkiye’de gerçekleştirilmesi gerekli ekonomik ve yapısal reformlar ve toplumsal bir uzlaşı ile oluşturulması gereken dış politika stratejileri derlenmiştir.

Kitabın hazırlanmasının amacının da açıklandığı şu bölüm, çalışmanın okuyucuya sağlayacağı yarara da işaret etmektedir:

Çalışmanın tamamı bir bütün olarak ele alındığında, dünyadaki gelişmelerin son iki yüzyıldır Türkiye’yi nasıl hep hazırlıksız yakaladığı açık bir şekilde görülecektir. Yakın geçmişte yaşadığımız acı tecrübelerin unutulmaması, iç siyaset ve ekonomi sorunlarına odaklanmış boğuşurken, Türkiye üzerindeki dış etkilerin göz ardı edilmemesi için, başta aydınlar ve siyasetçiler olmak üzere toplumun her kesiminde bu konuların tekrar tekrar gündeme getirilerek, entelektüel enerjimizin stratejik politikalar üretmeye yönlendirilmesi gerektiği inancı ile bu çalışmayı gerçekleştirdim.

“… Bu çalışmanın, epeydir unuttuğumuz stratejik düşünme kavramını sayın okurlara, tekrar hatırlatmasını diyorum.”[2]

  1. Tarihe Yön Veren Büyük Plan

Bu kitapta, 30 yılı aşkın Devlet Adamlığı tecrübesinin, düşünce ve engin kültür birikimiyle yoğrularak “Yeni Dünya Düzeni ve Büyük Ortadoğu” projesi, Türkiye odağında yurtsever bir bakışla titizlikle ele alınmakta ve yapılması gerekenlerle birlikte çözüm önerilerinin de bulunduğunu görebiliyoruz.

Esasen 1492’de dünya egemenliği iddiasında olan bir grubun başlattığı “Mesih Planı”nın ilk aşama uygulaması, 1897 yılına kadar hem Avrupa emperyalizmi dönemini hem de Avrupa kıtasındaki Katolik Hıristiyanlığı ılımlı-uyumlu Hıristiyanlık haline getirme dönemini oluşturmuştur. Bu aşamada varılmak istenen hedefe ulaşılıncaya dek Avrupa kıtası nüfusunun üçte biri yaşamlarını yitirmişlerdir. Bu dönemde Protestanlık hareketiyle başlatılan dinsel başkaldırı sonunda günümüzde Beyaz Saray’ı yönetenlerin de inancını oluşturan ve “gönüllü Hıristiyan Siyonistler” anlamına evrilen evanjelizm oluşmuştur.

“Mesih Planı”nın ikinci aşaması “İsrail Devletini kurmayı” hedefliyordu. Bu amaca ulaşılmak için I. Dünya Savaşı ile Osmanlı İmparatorluğu tarihin arşivine kaldırılmıştır.

Bu planın üçüncü aşaması “Büyük İsrail Devleti”ni gerçekleştirmeyi amaçlıyor ki bilinen adıyla Büyük Ortadoğu Projesi budur. Bu yönüyle baktığımızda 1492’de başlatılan planın ikinci aşamasında Osmanlı Devleti sonlandırılmış oldu. Planın üçüncü aşaması olan BOP uygulamasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de hedefte olduğu görülmektedir.3]

İşte tüm bu çerçeveden bakıldığında Saygıdeğer Rıfat Serdaroğlu Bey’in “Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu Ve Türkiye” adlı kitabı, ufuk açıcı, soruna çözüm getirici özellikli/nitelikli bir araştırma olarak önemi bir kat daha artmaktadır.

Mesih Planı’nın üçüncü aşamasını oluşturan ve hâlen günümüzde devam eden BOP’u bir bu kitaptan görelim:

  1. Büyük Ortadoğu Projesi Nedir, Neyi Amaçlamaktadır?

“Ortadoğu” kavramı ilk kez İkinci Dünya Savaşı’nda, Mısır’daki askeri birliklerini “Ortadoğu Komutanlığı” olarak adlandıran İngilizler tarafından kullanılmıştır. II. Dünya Savaşı’ndan önce bölgeyi tanımlamak için daha uygun bir kavram olarak, “Yakındoğu” kullanılıyordu. Bu kavram aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu tarafından kontrol edilen toprakları da ifade ediyordu. 19. yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na ilişkin diplomatik, askeri ve ticari ko­nular “Yakındoğu sorunu” olarak adlandırılmaktaydı.

Orta-Doğu diye adlandırılan bölge, Kuzey Afrika, Do­ğu Akdeniz ve Basra Körfezi ülkelerinden oluşur. Gerek jeopolitik konumu ve gerekse petrol ve doğal gaz kaynak­ları ile dünyanın en önemli bölgelerinden biri olan Orta Doğu, çeşitli uygarlıkların boy attığı, farklı kültürlerin kaynaştığı, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının birleştiği, Türk Boğazları vasıtasıyla Karadeniz’i Akdeniz’e, Süveyş Kanalı ile de her iki denizi Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik konumda bir bölgedir.[4]

  1. Orta Doğu’nun stratejik değerlerini şöyle sıralayabiliriz:

Dünyada bilinen en zengin petrol rezervlerinden biri bu bölgededir.

Üç kıtayı birleştiren kara ve demiryollarının düğüm noktasıdır.

Deniz ticaret yolları ve geçitlerinin büyük kısmını kontrol eder.

Tarihin en zengin kültür hazinelerine sahiptir.

Tek Tanrılı dinlerin doğduğu bölgedir.

Orta Doğu, 19. yüzyıldan itibaren sahip olduğu bu stra­tejik değerler nedeniyle hep çıkar çatışmalarının yaşandı­ğı, üzerinde büyük oyunların döndüğü bir bölge olmuştur.

Bugün ABD’nin Büyük Orta Doğu (Greater Middle East) projesi ile Kuzey Afrika ülkeleri, Doğu Akdeniz, Basra Körfezi, Arap Yarımadası, Türkiye, İran, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerini kapsayan çok daha geniş bir bölge kastedilmektedir. Bu geniş bölge, dünya petrol ye gaz re­zervlerinin yüzde 65’inin bulunduğu alandır.[5]

  1. ABD’nin Bu Bölgeye İlgisinin, Büyük Orta Doğu Projesi’nin Amacı Nedir?

SSCB’nin dağılmasından sonra, Avrupa’da iki Alman­ya birleşmiş ve bütün doğu Avrupa AB bünyesi içine gir­miştir. AB (veya Fransa-Almanya ittifakı) Doğu Avrupa’ya hâkim ve yükselen bir güç olarak Avrasya üzerinde; ABD karşısında yeni bir güç olabilecek konuma gelmişti. Ayrıca, Malta ve Kıbrıs’ın AB’ye alınması, Mısır’a özel ekonomik yardımlar yapılması, Filistin’in desteklenmesi gibi politikalarla AB, bir Doğu Akdeniz hâkimiyeti aradığını da açıkça belli etmiştir.

ABD’nin Cebelitarık’tan başlayarak tüm Doğu Akdeniz ve Türkiye’yi de içine alarak oradan Kafkaslara ve Orta Asya’ya yönelen Büyük Orta Doğu Projesi ise AB’nin Akdeniz’e hapsi stratejisinden başka bir şey değildir. ABD, II. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB’ne uyguladığı çevre­leme politikasını şimdi AB’ye karşı yürütmekte ve AB’yi petrol ve doğal gaz kaynaklarından uzak tutmayı hedeflemektedir.

ABD, büyük Orta Doğu Projesi ile AB’yi enerji bakımından kontrol altına alacak ve böylece dünya üzerindeki tek süper güç konumunu koruyabilecektir.

ABD, Büyük Orta Doğu Projesi’ni, dünyaya,

* 25-30 yıl sürecek insani bir proje olarak sunmuştur.

* Küreselleşen dünyanın, siyasi, ekonomik ve kültürel değerlerinin bu bölgede yaygınlaşması ile

* Orta Doğu’nun dünya ile entegrasyonu,

* Bölge halklarının huzur ve refaha kavuşması ve

* Petrol kaynaklarının güvenli bir biçimde dünya pazarlarına açılması planlanmaktadır.[6]

  1. ABD’nin BOP Kapsamında Bölge Politikaları

Yavuz Gökalp Yıldız, Oyun İçinde Oyun Büyük Ortadoğu”[7] adlı araştırmasında, ABD’nin bu proje kapsamında bölgeye yönelik politikalarını şöyle sıralamaktadır:

Bölgenin serbest piyasa ekonomisine uyarlı hale getirilmesi ve uluslararası sermayeyi denetleyen merkez ülkelerin hâkimiyetini yansıtan küreselleşme politikalarına, Orta Doğu ülkelerinin ekonomik, si­yasal ve kültürel açıdan entegrasyonunun sağlanma­sı,

Bölgedeki petrol üretiminin, satışının ve naklinin denetimi ve Basra Körfezi’nden petrol akışı üzerin­deki kontrolün kalıcı şekilde sürdürülmesi,

Hazar petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla naklinin gerçekleştirilerek, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri üzerinde Rusya etkisinin kırılması, ayrıca enerji havzalarının askeri ve ekonomik kontrolü ile AB, Japonya, Çin gibi büyük ekonomilerin kontrol edilmesi,

İsrail’in bölge devleti haline getirilmesi için bu ülkenin Arap ülkeleri ile ikili ilişkilerini geliştirebilecek alt yapının sağlanması,

  • Siyasal İslam temelinde gelişen aşırı dinci akımların ve

örgütlerin kontrol edilmesi, bunlara destek veren rejimlere son verilerek ulusal değil, ılımlı dinsel söyleme dayalı bir siyasal kimliğin oluşmasının teş­vik edilmesi,

  • Küreselleşme düzenine uymayan ve ABD açısından işlevini yitirmiş rejimlere son verilmesi, ABD önderliğindeki güçlerin “küresel demokratikleştirme” politikalarıyla çelişki arz eden Suudi Arabistan gibi rejimlerin bu gelişmeye uyarlı olacak şekilde yeni­den yapılandırılması,
  • İran’ın kitlesel imha silahlarının, özellikle nükleer silah geliştirme politikasının dünya kamuoyuna ta­şınması ve bu ülkenin, Basra Körfezi ve Arap-İslam ülkeleri, Kafkasya, Orta ve Güney Asya ülkelerin­deki aşırı dinciliği destekleyen faaliyetlerinin kontrol altına alınması için bölgesel ve bölge-aşırı etkisinin kırılması,
  • İsrail hariç, bölge ülkelerinin kitlesel imha (biyolo­jik, kimyasal ve nükleer) silahlarını geliştirmeye yö­nelik girişimlerinin durdurulması.”

Yukarıda sayılan belli başlı politikalar dahi ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin amacını yeterince açıklat­maktadır.

ABD, dünya petrol havzalarında kontrolü ele geçirerek süper güç konumunu korumayı amaçlamaktadır. Ancak Büyük Orta Doğu Projesi’nin gerçekleşebilmesi için, bu geniş bölgedeki kültürel yapının da değişmesi gerekmektedir. Proje kapsamına giren bölgenin kültürel yapısı İslamidir. Başka bir deyişle ABD, İslam dünyasına el at­makta ve 1970’lerden itibaren uyguladığı Nixon Doktrini ile ortaçağ karanlığına ittiği bu dünyayı tekrar eski haline getirmeyi amaçlamaktadır.

  1. ABD, İslam Dünyasında Kültürel Değişimin Çerçevesini Nasıl Çizmektedir?

Sayın Serdaroğlu, bu soruyu da eserinde şöyle yanıtlıyor:

Demokratikleşme, siyasal sistemlerin, uluslar arası sis­teme uygun hale getirilmesi, birey özgürlüğü, kadınların toplum yaşamında varlığının temini, dini anlamda ayrım­cılığın ve baskının ortadan kalkması, nüfusun yüzde 60’ının genç olduğu İslam coğrafyasında eğitim yoluyla gençlerin küresel dünya ortamına hazırlanması.

İslam dünyası, tarihi gelişim içinde incelendiğinde, en önemli değişimi, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde, Türk Kurtu­luş Savaşı’ndan sonra yaşamıştır. Mustafa Kemal’in önder­liğinde, emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı ve onu takiben kurulan laik cumhuriyet, Türk ulusunun kimliğini yitirmeden batı devletleri arasında saygın bir yere sahip olması, 1920’lerden itibaren pek çok İslam ülkesine örnek olmuştu.

1950’lerde, Cezayir’den, Tunus’tan, Mısır’dan, Irak’a, İran’dan, Pakistan’dan, Afganistan’dan, Endonezya’ya, neredeyse tüm İslam ülkelerinde, Atatürk’ün yaktığı meşale parlıyor, bu ülkelerin reform çalışmalarına Türkiye örnek oluyordu. Eğitimden, sosyal yaşama, her konuda Türkiye gibi modern olma amaçlanıyordu.

Bu ülkeler, o zaman Müslüman’dılar, inançlarına bağlıydılar ve dinlerini kendileri için yaşıyorlar, İslamiyet’in aydınlık yüzü, bu ülkelerin manevi dünyasına huzur veriyordu.

Nixon doktrini ile birlikte, komünizme karşı İslam’ın kullanılması sürecinde İslamiyet en büyük darbeyi yedi. Siyasal İslam adı altında, İslamiyet’le hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak uygulamalar başladı.[8]

Kitabın tamamını büyük bir dikkatle okumanızı öneririm.

Kültürümüze kazandırdığı bu önemli, kapsamlı ve emek-yoğun eseri için de Sayın Rıfat Serdaroğlu Bey’e takdir, tebrik ve teşekkürlerimizi sunalım.

Sedat Şenermen

 

Kaynakça

[1] Rıfat SERDAROĞLU, Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye, Ankara, 2004, s.V.

[2] Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye, s.VI-VII.

[3] Sedat ŞENERMEN, Dinler ve Dünya Egemenliği, İstanbul, Togan Yayınları.

[4],[5],[6] Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye, s.222-225.

[7] Yavuz Gökalp YILDIZ, Oyun İçinde Oyun Büyük Ortadoğu”, İstanbul, 2004, IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

[8] Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye, s.226-228.

Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR
  1. GÖNÜL PINAR ATACI dedi ki:

    MUHTEŞEM bir yapıtın MUHTEŞEM bir tanıtımı. Sevgili SERDAROĞLU’na ve sevgili ŞENERMEN’e ben Gönül’den özel tebrikler, derin saygılar, en iyi dilekler. Bu meş’um ve mel’un BOP’a ve tüm yerel, bölgesel ve küresel BOP’culara ise sonsuz nefret ve ebedi lanet.