Alexa
DOLAR 6,9698
EURO 8,2054
ALTIN 442,049
BIST 1126,9
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 37°C
Sıcak

Yokluğun Gücü

Yokluğun Gücü
10.11.2019 - 12:42
A+
A-

Atatürk’ün Cumhuriyetinde ve onun okullarında büyüdüm. Onun öğretmenlerinden eğitim alarak, geleceğe güvenle baktım. Bugünkü varlığımı ve özgürlüğümü ona borçluyum. Sahip olduğum haklarımın sebebi.

Ve biliyorum ki onun eli hala üzerimde!

Var olmak, sadece biyolojik anlam içermez çoğu zaman.
Özgür düşünemezse eğer insan, yoktur aslında varken.
Bazen yaşadığını zanneder insan, aslında yokken. Yaşarken bile insanlığın vicdanında ölen.
Bazen de eliyle tutup gözüyle görmediği birinin yokluğuna sarılır insan, aslında hiç yok olmayan.

Atatürk’ü görmedim. Annem de görmemiş, babam da. Ama biliyorum ki çocuklarım, torunlarım ve hatta daha sonraki nesiller onu ve onun sevgisini yaşatacak, sanki her zaman var olan.

10 Kasımlar, Atatürk’ün yokluğuna sarılarak, sevgimizi gösterip ondan güç aldığımız ve var olduğumuzu çok güçlü bir şekilde hissettiğimiz, varlığımızı ve özgürlüğümüzü yeniden gözden geçirdiğimiz günler.

Sahip olduğumuz haklarımızın değerini, onları kaybetme riskiyle karşılaşınca daha çok anladık ve bu hakları elde etmemizi sağlayan Atatürk”e daha sıkı sarılma ihtiyacı hissetik. Dolayısıyla son yıllarda durdurulamaz bir arzuyla onu anlamaya, daha çok anlamaya çalıştık. Bu arada ona karşı yapılan haksız eleştiriler, ilk başta bazılarımızın kafasını karıştırsa da doğruyu arama güdüsüyle gelişen bireysel eleştirel bakış, bizi kaçınılmaz gerçeğe sürüklemiştir. “ATATÜRK SEVGİSİNE” ve ONUN SAĞLADIĞI GÜVENE!

Bana öyle geliyor ki Atatürk’ü doğru anlayanların sayısı tarihte hiç olmadığı kadar arttı ve Türk milleti tarihte hiç olmadığı kadar Atatürkçü oldu. Padişah ve Halifeye itaat eden ümmetçi bir toplumda, Atatürk’ün etrafında toplanıp laikliği benimseyen bir avuç cesur yürek, tarihi süreçte milyonlara dönüştü. Laik yaşam tarzı, hayatın vazgeçilmez bir nefesi oldu.

Atatürk’ün varlığını bilmeyenler, yokluğunu da bilemez. O yüzden onun varlığını bilmeyenlerin fikri de olamaz. Atatürk’ü anlamış olarak onun izinden gidenlerle onu anlamayanların hayata bakışları ve beklentileri, bilime olan inançları, özgürlüğün anlamı ve direnme güçleri de aynı olamaz. Bu yüzden Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda yürüyenleri bu yolun başlangıç noktasına geri götürmek de mümkün değildir.

ATATÜRK’ÜN YOKLUĞU, BİZİM GÜCÜMÜZDÜR!
VE O ZATEN ÖLMEMİŞTİR!

 

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. “Tıp Tarihimizde Askeri Sağlık Hizmetleri, II. Dünya Savaşı Dönemi” kitabını yazdı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyen olup halen Altınbaş Üniversitesi’nde görev yapmaktadır. Evli ve iki çocuk sahibidir.
Dr.Gülhan Seyhun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.