Alexa
DOLAR
7,4122
EURO
8,9693
ALTIN
437,53
BIST
1.447
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Yağışlı
7°C
İzmir
7°C
Yağışlı
Cuma Çok Bulutlu
12°C
Cumartesi Gök Gürültülü
17°C
Pazar Çok Bulutlu
18°C
Pazartesi Gök Gürültülü
17°C

Yolsuzluk, Yoksulluk Ve İşsizlik

Yolsuzluk, Yoksulluk Ve İşsizlik

Türkiye’de çalışan nüfusa gerçek haklarının çok altında ücret ödenmektedir. Çalışan 30 milyon civarında olan iş gücünün büyük kısmı en azından ayda 1000 lira gerçek hakkından daha az maaş alıyor.

Bunların sayısını 20 milyon olarak alırsak ayda 20 milyar, yılda 240 milyar eder. Son 15 yılı baz alırsak 3.6 trilyona varırız. İşte bu işçinin cebinden çalınarak sermaye/iş sahiplerine aktarılan trilyonların üzerindeki nakit Türkiye ekonomisinin bugün halen ayakta durmasını sağlamıştır ama yoksulluğun hızla yayılmasına ve ayrıca halkın kredi kartları başta olmak üzere 600 milyar liranın üzerinde borçlanmasına neden olmuştur. Bir ülkede ekonomi çarkı halkın harcama gücüne bağlı olarak döner. Çalışanın hakkını aldığı bir ekonomide orta sınıfın da güçlenmesiyle ekonomik kriz kolayca ortaya çıkmaz veya kolay atlatılır. Yani işçinin hakkı verilir, alın teri yenmezse ekonomi kendini krizlere karşı sigortalamıştır, dayanıklıdır.

3.6 Trilyon rakamı çalışan kesimden çalınan minimum figürdür. Buna ilave olarak aşağıdakileri ekleyelim:

1- Çocuk işçileri az para ödeyerek çalıştırmaları.

2- Birçok çalışan kriz bahanesiyle bir süre maaş ödenmeden çalıştırıldıktan sonra birkaç aylık alacaklıyken işten atılmakta ve hakkını alamamaktadır. Bazen de işveren ortadan kaybolmaktadır.

3- Hemen her iş kolunda işini kaybetme korkusuyla insanlar normal saatlerin üzerinde mesai ödenmeden çalıştırılmaktadır.

4- Enflasyon nedeniyle hemen her yıl artması gereken maaşlar iki veya üç yıl yerinde sayabiliyor.

5- Terfilerle maaş artışları düzenli gitmemektedir.

6- Çalışanı yıpratma pahasına üç dört kişinin yapacağı iş çoğu zaman iki kişiye yüklenmektedir.

7- Taşeron sistemiyle adil olmayan, çalışanın sömürüldüğü bir uygulama hızla yayılmaktadır. Bu durum özellikle kalifiye olmayan taşeron işçilerinde ölümlere neden olmaktadır.

8- Çalışanın ölümüne aldırmadan işyerlerinin güvenliği için harcanması gereken paralardan kaçınılması,

9- Çeşitli yollardan yapılan vergi kaçakçılığı günün sonunda bütçe masrafları olarak halka vergi olarak dönüşüyor. Kayıt dışı ekonominin %50’ye yakın olmasının faturası çalışanın vergi yoluyla çalışana yükleniyor.

10- Bütün bunlar yetmiyormuş gibi emekli maaşlarına ve çalışanın kıdem tazminatına göz dikilmiştir.

Zorlanmadan çıkardığım on kalem daha eklendiğinde 3.6 milyar rakamı gerçeğin yanında çok masum kalır. Gerçek hırsızlık rakamı son 15 yılda 5 trilyon liranın üzerine rahatlıkla  çıkar. Vahşi kapitalizmin geçerli olduğu, yandaşları zengin etme ekonomisi uygulanan ülkemizde 36 dolar milyarderi türemiştir.

Türkiye’de devamlı artmakta olan işsizliğin gerçek sayısı 5 milyonun üzerindedir.  20 Milyonu aşan yoksul sayısı yeterli bilgi ve donanımı olmayan veya yandaş sermayedar/iş sahiplerinin hırsızlık, yolsuzluk ve rant üzerine kurulmuş düzenin adeta hükümet desteğiyle birlikte sürdürülmesinin sonucudur. Makarnaya oy vererek kendilerini çok ucuza satan fakir kesimin de artık gözlerini açma ve ayağa kalkma zamanı çoktan geçmiştir. Din sömürüsüyle aldatılan bu insanlar aynı anda ülkeyi ekonomik ve siyasi felakete sürüklüyor. İleride çocuklarının istikballerinin daha da karanlık olacağını düşünmüyorlar. Büyük mücadele vererek çalışan kesimi tenzih ederim.

Yaşadığım ülke olan İngiltere’de benzin, et ve daha birçok günlük ihtiyaç malları Türkiye’den daha ucuzdur. Ekmek, et, süt, yumurta, meyve, sebze ve daha birçok ana tüketim yiyeceklerinde KDV yoktur. Türkiye’ye has bir de ÖTV vardır. Asgari geçim şartlarını karşılayacak bir gelire ulaşan çalışanların azlığı yanında açlık sınırı seviyesindeki kazancı dahi kabullenme mecburiyetinde kalan üniversite mezunlarımız da var.

Yolsuzlukların/hırsızlıkların sonucu yoksulluk ve işsizliktir.
Köylü vatandaşlar da yukarıdaki sömürü mekanizmasına dahildir.
Bir ülkede adil olmayan ağır vergiler, yolsuzluk sonucu pahalılık varken çalışanın hak gaspı da oluyorsa piyasada arz talep dengesi bozulacağından ekonomi çökmeye mahkum olur. Türkiye bütün bunlara son verecek devrimini bekliyor. Halkın sırtındaki yük taşınamaz hale geldi.

Saygılarımla…

Erol Başarık – Reform 2000 Partisi Genel Başkanı İngiltere

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.