Alexa
Medya Siyaset

“Yurtta Barış Dünyada Barış” Sözde mi Kaldı?

“Yurtta Barış Dünyada Barış” Sözde mi Kaldı?

Sanki yeni doğmuş bebeğini canlı canlı toprağa gömmüşlerdi. 27 Nisan 2018’de Bergama Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirilen Tıp Tarihi Kurumunun 80. Kuruluş Yılı Toplantısı’nda konuştu Ahmet hoca.

Aslında konuşmasının başında kırgınlığı hemen göze çarpıyordu ve hissedilir bir şekilde isteksizdi. Herhalde bıkmıştı. Çünkü biliyordu ki her anlatışında ilk günkü gibi aynı acıları tekrar tekrar yaşayacaktı ve kim bilir kaç kez bu acıyı yaşamıştı. Yalnız bırakılmıştı, kırgındı, giden gitmişti, elden ne gelebilirdi ki. Ama o, gücünü tekrar topladı. Başka bebekler canlı canlı gömülmesin, başka yürekler yanmasın, en önemlisi gelecek nesiller, atalarının yaptıklarından utanmasındı.

Sadece insan olduğu ve sadece insanlığın ortak mirası için hiç bir inanç, ırk, dil farkı gözetmeksizin, günümüzden neredeyse bin sekizyüz yıl önce aynı topraklarda yaşamış ve insanlık tarihine mal olmuş bizim memleketli dediği Galenos’ların,Asklepiadeslerin bıraktıkları mirasla bağ kurup dostluğa, bilime, dünya barışına hizmet etmekti amacı. Yurtta barış, dünyada barışın sözde kalmadığını göstermekti.

Prof. Dr. Ahmet Yaraş 1998-2006 yılları arasında Bergama’da başkanlığını yürüttüğü “ Allianoi Kazısıyla” dünya arkeoloji, sanat, mimarlık, hidroloji, doğa tarihi ve en önemlisi tıp tarihi açısından yeni bir sağlık merkezini insanlık tarihine kazandırmıştı.

Allianoi ile ilgili yegâne kaynak Aristides’in yazıları ile burada bulunan cerrahi aletlerden yola çıkılarak Galenos’un burada gladyatör hekimi olabileceği ile ilgili tahminlerdi. M.S. II. yüzyıllarda Roma Çağı’nda sağlık merkezi olarak kullanılan Allianoi’yi kurtarma kazılarında başlamıştı heyecanı Ahmet hocanın. Toprağın altında yaşanmış bir hayat, onun başkanlığındaki çabalarla yeniden doğmuştu. Allianoi’nin gün yüzüne çıkmamış tarihi kalıntıları, ilk kez bu kazı çalışmasında yine Bergamalı Galenos’un hemşerisi olan Bergamalı emekçilerin, öğrencilerin tırnaklarına takılmıştı. Allianoi’den kalan her esere yeniden dokunulduğunda binlerce yıl önce yaşamış o insanlarla bağ kuruluyor, her kalıntının güneşle yeniden buluşması adeta bir bebeğin doğuşu, ilk gülüşü, emeklemesi, yürümesi, baba demesi gibi günden güne büyüyüp serpiliyordu. Yüzlerce heykeltraşlık kalıntı, tıbbi aletler, teşekkür yazıtları gibi binlerce taşınabilir ve taşınamaz eserler…

1998’de Ahmet hocanın başkanlığında başlatılan çalışmalar, Yortanlı Baraj alanı içinde olduğu gerekçesiyle 2006’da durdurulması, 2010’da baraj için su tutulmaya başlanması ve 2011’de yine Ahmet hocanın avucunun içinden zorla alınarak toprağa gömülmesiyle son bulmuştu. Kendi elleriyle dünyaya getirip büyüttüğü Allianoi, henüz sekiz yaşında toprağa kurban edilmişti. Pergamon Krallığı ile Antik Roma Çağı hatta bulunan kalıntılardan anlaşıldığı üzere tarih öncesi Erken Tunç çağına ait bir yaşam merkeziydi Allianoi. Ancak ne yazık ki asırlar sonra ortaya çıkarılan bu antik kalıntılar,  2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, insanlığın ortak mirasına yönelik imzalanan uluslararası sözleşmelere ve verilen hukuk mücadelesine, STK’ların çabalarına,hatta damperli kamyonların önünde yatma eylemlerine rağmenadeta çığlıklar ve gözyaşları arasında, önce mile sonra da 40-50 yıl ömrü olacağı öngörülensulama amaçlı Yortanlı Barajı’na gömülmüştü.

Ahmet hocayı boğazım düğüm düğüm dinledim. Karşımda acılı bir insanın acısına ortak olmanın ağırlığını ve aynı zamanda Allianoi’yi sular altında bırakanların memleketlisi olma utancını “çocuklarımıza miras bırakmak üzere” yaşadım.Allianoi hakkında yürütülen hukuk mücadeleleri de, ne yazık ki tarihe utanç vesikaları olarak geçmişti.

Başka acıların yaşanmaması ve benzer kaderi yaşayan Hasankeyf’in kurtarılması dileğiyle.

Dr.Gülhan Seyhun

Yaklaşık kırkbin metrekare içine kurulu olan ve içinde antik köprüler, caddeler, tarihi ılıcaları, taşınmaz eserleriyle Allianoi’nin trajik kronolojisi:

 

1992’de Allianoi’de kullanımda olan Roma Köprüsü kısmen değiştirilerek üzerine yeni bir köprü inşa edildi.

Tarihi Paşa Ilıca’sırestore edilerek kullanıma açıldı.

1994’te Yortanlı Barajı inşaatı gündeme geldi.

1998’de Paşa Ilıca’sı,sel baskını ile kullanılamaz hale geldi.

“Allianoi Müze Kurtarma Kazısı” başladı.

2001’de Allianoi, II nolu İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 1. Derece arkeolojik sit olarak tescil edildi.

DSİ, bu arada baraj yapımına devam etti.

2004’te duyarlı insanlar tarafından Allianoi Girişim Grubu kurularak hukuk mücadelesi başladı.

2005’te başvurulan İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu 2001’de alınan kararın geçerli olduğunu bildirdi.

Barajdan vazgeçilmesi için DSİ’ye başvuruldu.

DSİ, göl hacminin azalacağı ve kalıntıların önemli olmadığı şeklinde olumsuz cevap verdi.

Kişi ve STK’larca yürütmenin durdurulması ve iptali davası açıldı. (Arkeoloji ve Arkeologlar Derneği, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, TMMOB Mimarlar Odası, İzmir Turist Rehberleri Odası davacı olmuş)

Yürütmenin durdurulması davasında İdare Mahkemesi red kararı verdi.

Red kararına karşı müracaat edilen İzmir Bölge İdare Mahkemesi yeniden keşif yapılmasını istedi.

DSİ, Kültür Bakanlığınca bugüne kadar çıkan kalıntıların üzerinin mil tabakasıyla kaplanarak korunması önerisinde bulundu.

Koruma Kurulu, yeniden uzman kişilerce değerlendirilmesini isteyerek barajda su tutulmamasına karar verdi.

DSİ, bu kararın iptali için Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açtı ve red edildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı yasal kılıf bulabilmek için 3 kez bilim komisyonu oluşturdu. İlk iki komisyon olumsuz rapor yazıp bu alanın Dünya Mirasına girebilecek nitelikte olduğunu rapor etti. Ve nihayetinde en son sözüm ona 3. bilimsel kurula DSİ lehine karar yazdırıldı.

Kazı başkanı hakkında doğayı tahrip ettiği iddiası ile birçok kez soruşturma açıldı.

2010’da su tutulmaya başlandı ve 2011’de Allianoi sular altında bırakıldı.[1]

[1]BaşgelenNezih. Allianoi (Paşa Ilıcası).Arkeoloji / Archaeology. Nisan-Haziran / April-June 2008/No.25. s 128-135.

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. “Tıp Tarihimizde Askeri Sağlık Hizmetleri, II. Dünya Savaşı Dönemi” kitabını yazdı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyendir. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ